TURKISH CULTURAL FOUNDATION

ABD'de Türk Kültürünü Tanıtan Vakıf
VOA - 13.06.2008

Amerika'da Türk kültürünü tanıtmayı ve yaşatmayı amaçlayan Türk Kültür Vakfı'nın Washington yöneticisi Güler Köknar vakfın çalışmalarını Amerika'nın Sesi'nin Gündem programında anlattı. 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren vakfın direktörü Güler Köknar Gündem'in sunucusu Özge Övün'ün sorularını yanıtladı.
Güler Köknar ile Söyleşi - İndirmek için
Güler Köknar ile Söyleşi - İzlemek için  
Source: VOAnews.com

{seperator}

A MIND AT PEACE 

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Huzur'u ABD'de
Cumhuriyet - 14.01.2009

20'nci yüzyılın en önemli Türk yazarlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur" romanı "Turkish Cultural Foundation" (Türk Kültür Vakfı) desteğiyle ABD'de yayımlandı.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur" romanı "A Mind at Peace" adıyla ABD'de kitap kurtlarının beğenisine sunuldu. Kitap, daha önce de Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" adlı romanının ingilizce çevirmeni Erdal M. Göknar'ın çevirisiyle, dünya edebiyatının önde gelen eserlerini ingilizceye kazandırmayı amaçlayan ve kar amacı gütmeyen bir yayınevi olan "Archipelago Books" tarafından yayımlandı.

İngilizce'ye çevirisi ve basımı, Amerika Birleşik Devletleri'nde yayımlanması ve dağıtımı Türk kültür mirasını korumaya yönelik projeleriyle tanınan, ABD'de kurulu "Turkish Cultural Foundation"ın desteğiyle gerçekleşen "Huzur", ikinci dünya savaşı öncesi Türkiye'sinde, erken Cumhuriyet döneminde, Doğu-Batı, eski-yeni ikilemini ve modernleşme sancılarını bir Türk ailesinin yaşadığı zorluklarda anlatıyor.

Açıklamada, ABD'nin önde gelen edebiyat dergisi "Publisher's Weekly"in, "Huzur"u "Tanpınar'ın lirizmi ve romanın etkili komplosu, Amerikalı okuyuculara, bu olağanüstü romanı okumak için neden bu kadar beklemeleri gerektiğini sorduracaktır" ifadeleriyle övdüğü belirtildi.

Verilen bilgiye göre, 2000 yılında kurulan "Turkish Cultural Foundation" Türk kültür varlıklarının korunması, geliştirilmesi, dünyaya tanıtılması ve bu alanda projelerin ve uluslararası işbirliğinin desteklenmesi için çalışıyor. ABD'de kurulmuş ve tümüyle özel bağışlarla desteklenen bir sivil toplum kuruluşu olan Vakfın, Boston, Washington ve İstanbul'da ofisleri bulunuyor.

Source: Cumhuriyet

{seperator}

Tanpınar'ın Huzur'u ABD'de yayınlandı
Haber Aktüel , Haber7, Internet Haber , Show Haber - 14.01.2009

20nci yüzyılın en önemli Türk yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar'ın tanınmış romanı “Huzur,” “A Mind at Peace” adıyla Erdal M. Göknar'ın İngilizce çevirisiyle Archipelago Books tarafından yayımlandı.

Huzur'un İngilizce'ye çevirisi ve basımı, Amerika Birleşik Devletleri'nde yayımlanması ve dağıtımı Türk kültür mirasını korumaya yönelik projeleriyle tanınan, ABD'de kurulu Turkish Cultural Foundation'ın desteğiyle gerçekleşti. Merkezi New York'da bulunan ve dünya edebiyatının önde gelen eserlerini İngilizceye kazandırmayı amaçlayan ve kar amacı gütmeyen bir yayınevi olan Archipelago Books, Tanpınar'ın “Huzur” romanını basma çalışmalarına 2004 yılında karar verdi.

Romanın çevirisi Duke Üniversitesi öğretim üyesi Erdağ M. Göknar tarafından yapıldı. Göknar ayrıca Orhan Pamuk'un “Benim Adım Kırmızı” adlı romanının İngilizce çevirmeni ve halen Pamuk'un “Masumiyet Müzesi” adlı yeni kitabının çevirisi üzerinde çalışıyor.

İkinci Dünya Savaşı öncesi Türkiye'sinde geçen Huzur, erken Cumhuriyet döneminde Doğu-Batı, eski-yeni ikilemini ve modernleşme sancılarını bir Türk ailesinin yaşadığı zorluklarda anlatıyor. ABD'nin önde gelen edebiyat dergisi Publisher's Weekly, eseri “Tanpinar'ın lirizmi ve romanın etkili komplosu, Amerikalı okuyuculara, bu olağanüstü romanı okumak için neden bu kadar beklemeleri gerektiğini sorduracaktır,” ifadeleriyle övdü.

Source: HaberAktuel - Haber7 - Interner Haber - Show Haber

{seperator}
Karagöz'ü yeni nesle sevdirmek
Hürriyet - 10.09.2008

Merkezi ABD’de bulunan Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı), Türk kültürü mirasını korumak ve belgelemek amacıyla yürüttüğü projelerden biri olan "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz"ü tamamladı.

Projeyle 20 klasik Karagöz oyunu, ilk defa bir araya toplandı ve 5 DVD’lik bir set halinde görsel olarak yayımlandı. Vakıf, "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz"ü bugün 14:30-16:00 saatleri arasında vakfın İstanbul merkezinde Dr. Tekin Özertem’in ve Hayali Metin Özlen’in Karagöz üzerine vereceği bir konferans ile tanıtacak. Kültür arkeoloğu Prof. Dr. Metin And’ın da bilgi birikimini aktararak destek verdiği projeyle, "Karagöz"ün günümüzde sadece Ramazan’da hatırlanan nostaljik bir eğlence olmaktan çıkarılıp, hem çocukların hem de yetişkinlerin kolayca ulaşabileceği popüler bir eğlence aracına dönüştürülmesi amaçlanıyor.

Source: Hurriyet

 

{seperator}

Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu:Karagöz
Sabah - 04.09.2008

 ABD'de kurulu bulunan Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı) "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" projesini tamamladı.

Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı), Türk kültürü mirasını korumak ve belgelemek amacıyla yürüttüğü projelerden biri olan "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" yapımı ile 20 klasik Karagöz oyununu ilk defa bir araya toplayarak 5 DVD'lik bir set halinde görsel olarak yayınladı.Vakıf, "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz"ü 11 Eylül 2008 tarihinde 14:30-16:00 saatleri arasında Vakfın İstanbul Merkezi'nde Dr. Tekin Özertem'in ve Hayali Metin Özlen'in Karagöz üzerine vereceği bir konferans ile tanıtacak.

Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı)'ın yapımcılığını üstlendiği arşiv niteliğindeki projeye, Türk gölge oyunlarının yurt dışında tanıtılması için büyük çaba gösteren, Türk tiyatro tarihinin duayeni ve kültür arkeoloğu Prof. Dr. Metin AND engin bilgi birikimini aktararak destek verdi.

Proje kapsamında Türkiye'nin yaşayan en önemli Karagöz ustalarından Hayali Metin ÖZLEN'in icra ettiği 20 geleneksel Karagöz oyunu 5 DVD'lik bir set halinde yayınlandı.

Hem Türkçe hem de İngilizce tanıtım kitapçığı olan koleksiyonda menü seçenekleriyle birlikte oyun özetleri, tasvir tipler ve sahne arkası bölümleri yer alıyor. Türkçe olarak icra edilen oyunlara İngilizce özetlerin yanı sıra yer yer açıklayıcı İngilizce altyazılar eşlik ediyor. Bölge kodu sınırlaması getirilmeyen DVD'ler, her türlü DVD oynatıcılarda seyredilebilir.

Osmanlı'dan bu yana yaygın bir kültür geleneği oluşturan Karagöz oyunu, günümüzde Ramazan kutlamalarının değişmez bir eğlence türünü oluşturuyor. Vakıf, "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz"ün günümüz Türkiye'sinde artık unutulmaya yüz tutan Türk gölge oyunu geleneğini gelecek nesillere aktarmak ve dünyaya tanıtmak üzere önemli bir katkı sağlayacağına inanıyor. Bu koleksiyon ile "Karagöz" günümüzde sadece Ramazan'da hatırlanan nostaljik bir eğlence olmaktan çıkarak kolaylıkla ulaşılan, hayatımızın içerisinde ve popüler bir eğlence aracı haline dönüşüyor.

"Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" 1 Eylül 2008 tarihinde satışa sunuldu. 20 klasik Karagöz oyununu içeren DVD set, hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap ediyor; sözler ve devinimler ile izleyenleri perdenin esrarengiz büyüsüne davet ediyor. İlgilenenler, Turkish Cultural Foundation'dan 120 YTL bağış karşılığında 5 DVD'lik sete sahip olabilecekler. (www.turkishcultureshop.org, istanbul@turkishculture.org)

Source: Sabah

{seperator}

Karagöz Oyunları DVD'de
TRT

20 geleneksel Karagöz oyunu 5 DVD'lik setler halinde satışa sunuldu. Türk Kültür Vakfı'ndan yapılan açıklamada, vakfın Türk kültürü mirasını korumak ve belgelemek amacıyla yürüttüğü "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" projesi kapsamında, Türkiye'nin yaşayan en önemli Karagöz ustalarından Hayali Metin Özlen'in icra ettiği 20 geleneksel Karagöz oyununun 5 DVD'lik bir set halinde satışa sunulduğu bildirildi.

Açıklamada, hem Türkçe, hem de İngilizce tanıtım kitapçığı olan koleksiyonda, menü seçenekleriyle birlikte oyun özetleri, tasvir tipler ve sahne arkası bölümlerin yer aldığı belirtildi.

Türkçe icra edilen oyunlara, İngilizce özetlerin yanı sıra yer yer açıklayıcı İngilizce alt yazıların eşlik ettiği ifade edilen açıklamada, bölge kodu sınırlaması getirilmeyen DVD'lerin her türlü DVD oynatıcılarda seyredilebileceği kaydedildi.

Açıklamada, vakfın yapımcılığını üstlendiği arşiv niteliğindeki projeye, Türk gölge oyunlarının yurt dışında tanıtılması için büyük çaba gösteren Prof. Dr. Metin And'ın destek verdiği belirtilerek, vakfa 120 YTL karşılığında bağışta bulunanların 5 DVD'lik sete sahip olabileceği bildirildi.
 
 Source: TRT

{seperator}

Karagöz - Hacivat projesi
CNN Türk - 10.09.2008

ABD'de faaliyet gösteren Türk Kültür Vakfı'nca yürütülen "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" projesi kapsamında hayali Metin Özlen'in icra ettiği 20 geleneksel Karagöz oyunu 5 DVD'lik set halinde yayımlandı.
Türk Kültür Vakfı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Vakıf, Türk kültürü mirasını korumak ve belgelemek amacıyla "Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu: Karagöz" projesini hazırladı.
 
Vakfın yapımcılığını üstlendiği arşiv niteliğindeki projeye, Türk gölge oyunlarının yurt dışında tanıtılması için büyük çaba gösteren Türk tiyatro tarihi uzmanı Prof. Dr. Metin And bilgi birikimini aktararak destek verdi.
 
Proje kapsamında Türkiye'nin yaşayan en önemli Karagöz ustalarından hayali Metin Özlen'in icra ettiği 20 geleneksel Karagöz oyunu 5 DVD'lik bir set halinde yayımlandı.

Türkçe ve İngilizce tanıtım kitapçığı olan koleksiyonda menü seçenekleriyle oyun özetleri, tasvir tipler ve sahne arkası bölümleri yer alıyor.

Türkçe olarak icra edilen oyunlara, İngilizce özetlerin yanı sıra yer yer açıklayıcı İngilizce alt yazılar eşlik ediyor.
 
İlgilenenler, Türk Kültür Vakfı'nın, Taksim'deki merkezinden 120 YTL bağış karşılığında 5 DVD'lik sete sahip olabilecek.

Source: CNNTurk.com

{seperator}

Teachers take audience to Turkey by sight, sound and taste
SDSU - 10.08.2008

Istanbul, Turkey is the only city in the world located on two continents Asia and Europe. Four South Dakota middle and secondary school teachers who traveled to this city and country last summer will report firsthand about Turkish culture, geography, history, politics, music, architecture and art in a joint presentation at the Brookings Public Library, Cooper Room, Oct. 14 at 7 p.m. 

The teachers, Marissa Kleinhans, Baltic High School; Gary Pedersen, Memorial Middle School, Sioux Falls; Sally Rice, Edison Middle School, Sioux Falls and Karen Thaler, Mickleson Middle School, Brookings; were selected following their participation in a workshop about Turkey organized by the South Dakota Council on World Affairs. The Turkish Cultural Foundation co-sponsored the workshop and supported the trip in its effort to acquaint Americans with the country’s unique culture and importance in the world. 

Educators representing six other World Affairs Councils participated in the travel with the South Dakota teachers. The group visited schools as well as important tourist sights, museums, mosques, performances and markets exposing them to varied Turkish lifestyle.

Following their travel to Turkey, the teachers are sharing experiences with students and peers and incorporating new information and ideas into their curriculum. 

The program in Brookings will include a live musical performance by Gary Pederson, band director at Memorial Middle School, who brought back knowledge of Turkish instruments and musical composition. 

Following the library program, a reception with tea and Turkish sweets will be shared.

South Dakota Council on World Affairs as a partner of the Turkish Cultural Foundation is the sponsor.  The program is free and open to the public and is appropriate for all ages. Questions can be directed to Harriet Swedlund, executive director of the South Dakota Council on World Affairs, 605/688-5416 or harriet.swedlund@sdstate.edu.

Source: SDSU

 

{seperator}

Local teachers find Turkey 'in stark contrast' to stereotypes
Pittsburgh Tribune Review - 23.08.2008

Three local educators will go back to school this year with more than just textbook knowledge.

Victoria Robins, a history and sociology teacher at Fox Chapel Area High School; Cynthia McNulty, a literature and history teacher at Oakland Catholic; and Gary Peiffer, principal of East Allegheny High School, recently returned from a two-week tour of Turkey sponsored by the World Affairs Council of Pittsburgh and the Turkish Cultural Foundation.

All three said they are well-traveled but had never been to that part of the world. They found the people friendly and the country fascinating, and look forward to sharing what they have learned with their students.

"I don't think there are too many more critical places in the world for us to understand and teach our students, in part because the stereotype of the Muslim world is the radical, the terrorist, and Turkey stands in stark contrast to that," said McNulty, 52, of Brentwood. "I think if teachers can bring back and speak with more authority and certainty about a place in the world where 99 percent of the population is Muslim and it is a democracy -- it is a secular democracy -- that's really critical right now."
The three joined 20 other educators to visit historically and culturally significant sites and meet with Turkish educators and the minister of education.

At the request of a school in Turkey, Robins, 42, of Etna, said she expects to start an e-mail exchange between her students and their peers in Turkey. She said she found the nation to be diverse, with a secular culture where the call to prayer from the mosques is heard five times each day.

"Turkey is such a crossroads of civilization. I always wanted to go because I end up talking about it so much in my classes," she said. "I kind of hope people ask me questions and I get the opportunity to break apart some stereotypes people have."

Robins said Turkey is incredibly clean, with good infrastructure and beautiful architecture going back centuries.

"You see history every place you turn around," she said. "You're constantly seeing the layers of history throughout the country. It will pepper lots of my course. I'm excited by the many ways it will improve my teaching."

Peiffer, 41, of Wilkins, a former history teacher, said the information he has learned will be used in revising his school's social studies curriculum to include more coverage of the Middle East, geography and world cultures.

"We want to focus on Middle Eastern issues beyond Arab-Israeli issues or basic coverage of the Islamic faith. Turkey is a key component of Middle Eastern history," he said. "It's a country that there's a lot of misconceptions of and that our kids aren't familiar with but they should be familiar with."

"I encourage anybody to visit Turkey. They'll be treated great and it's an interesting place to visit," Peiffer said.

Brian C. Rittmeyer can be reached at brittmeyer@tribweb.com or 724-226-4711

Source: Pittsburgh Tribune Review

{seperator}

State teachers travel to Turkey to enhance teaching firsthand
SDSU - 06.09.2008

Four South Dakota schoolteachers will learn firsthand about the culture of Turkey while traveling July 28 – Aug. 6 on a tour sponsored by the Turkish Culture Foundation. The teachers were chosen from applicants attending a one-day workshop about Turkey organized by the South Dakota Council on World Affairs.

The four teachers include Marissa Kleinhans, Baltic High School, Baltic; Karen Thaler, Mickelson Middle School, Brookings; Gary Pederson, Patrick Henry Middle School, Sioux Falls; and Sally Rice, Edison Middle School, Sioux Falls.

They will join educators from six other affiliates of the World Affairs Councils of America from Houston, Kansas City, Moline, Raleigh, N.C., St. Louis, and Washington, DC to visit Turkey this summer.

The group will travel throughout Turkey discovering ways to incorporate their experience and knowledge into their classrooms and school curriculums.

“I believe that sharing travel experiences with my students helps them to understand that the world isn’t so foreign and scary but exciting and connected,” said Thaler, a 7th grade language arts teacher in Brookings who has traveled internationally before.

“If I could describe the people who are there from personal encounters, my teaching would be much more alive,” said Rice, a Sioux Falls humanities and speech teacher.

“I could describe the setting from experience, letting my protégés view the area in relation to what we know and have viewed in South Dakota,” she concluded. 

Each of the travelers plans to view Turkish schools, historic relics and cultural traditions in light of the educator’s own subject area.

Pederson, who teaches instrumental music to Sioux Falls middle school students, hopes to purchase a Turkish instrument and then engage his students in the country’s musical style and sound.

“I plan to compose a piece for band based on my experiences and then have my students perform it after listening to and studying Turkish music,” said Pederson.

“Literature is about exploring universal truths and shared human experience, so the knowledge gained from this trip is likely to permeate my entire curriculum in hundreds of small ways,” said Kleinhans who teaches 9th through 11th grade English and AP literature at Baltic.

This is the second year the South Dakota Council on World Affairs has received funding from the Turkish Cultural Foundation to support the teachers’ workshop, underwrite travel and provide for post-travel programming.

The Turkish Cultural Foundation promotes understanding of their unique culture and of its historic and vital role as a crossroads between Asia and Europe.

“These teacher exchanges have long-term effects on both sides of the interchange, from the exponential impact on South Dakota students to the residents of Turkey who interact with South Dakota teachers,” said Harriet Swedlund, executive director of SDCWA.

SDCWA brings programs, information and discussion about world affairs to the state and region. 

For additional information, contact Swedlund in Brookings by phone at 605/688-5416 or by e-mail at Harriet.Swedlund@sdstate.edu.

Source: SDSU

{seperator}

Turkish diplomat speaks to students
PJStar - 23.01.2009

Turkish diplomat speaks to students In visit to Eureka High School, envoy says cooperation crucial in fight against terrorism
By MATT BUEDEL

Economic turmoil ebbs and flows. Political power changes hands. But the threat of international terrorism will persist for generations and should be dealt with by nations unified around the common goal of its eradication.

That's the message a Turkish diplomat shared with central Illinois high school students Friday as part of a brief tour sponsored by the Peoria Area World Affairs Council and the Turkish Cultural Foundation.

"We need international solidarity to fight against terrorism," U. Kenan Ipek, consul general for the Republic of Turkey, told a group of students at Eureka High School. "We have to adapt and grow a conscience."

Ipek touted what he called the common goals of the United States and Turkey to bring peace and democracy to the world and outlined how his country is in a favorable position to help achieve those goals.

"Our main foreign policy principle is peace at home, peace in the world," he said. "This is where Turkey and U.S. . . . aims come together."

Ipek said Turkey could play a pivotal role in the peace process between Israelis and Palestinians because of its common bond with both sides.

Turkey, a secular nation with a predominantly moderate Muslim population, was the first to recognize Israel as a nation in 1948 and has what Ipek described as positive relations with Palestinians and Syria.

"There's a big credibility of Turkey and these people," Ipek said. "So we want to use this for the good of everybody."

But the diplomat also cautioned against a premature withdrawal of American troops from Iraq, which Turkey borders to the south.

While he acknowledged a fundamental misunderstanding of the Iraqi culture at the onset of the war, he also said more stabilization was needed now before a drawdown of the American military presence.

"We always told our American friends, 'You don't know the realities of the region very well,' " Ipek said, explaining that Turkish authorities were in a much better position to understand the social and cultural dynamic of the region. "The first thing that needs to be done now is stabilization, and then we can talk about withdrawal."

Matt Buedel can be reached at 686-3154 or mbuedel@pjstar.com.

Source: pjstar.com

{seperator}

Missoula teachers learn history, culture in Turkey
By ROB CHANEY of the Missoulian

A lot of summer school programs provide 30 or 40 hours of instruction over a week. Four Missoula teachers spent that much time simply getting to their continuing education experience.

That's how long it takes to travel from Missoula to Turkey, which high school teachers Cheryl Hughes, John Marks, Janice Bishop and Patrice Schwenk did this month.

The four Missoula teachers joined 20 others from throughout the United States. The World Affairs Council and the Turkish Cultural Foundation sponsored the trip. They all spent 10 days traveling the country, visiting schools, historic and archaeological sites, and scenic attractions.

 They also got a whirlwind background on Turkey's churning political and social scene. The country is struggling to win full acceptance to the European Union, while also carving a leadership role among its Asian and Arabic neighbors. Internally, its people are debating the co-existence of a secular government and Islamic social traditions.

And while all the teachers said they felt safe in their travels, Monday's bombing incident in Istanbul was a reminder how volatile the situation can be.

“They have their internal struggles,” said Marks, who teaches social studies at Hellgate High School. “The ruling party is right now being taken to court to decide if they've moved too far toward Islam. There's the head-scarf issue (if women must wear head coverings in public). But I see them positively working through a lot of these things. It's important to remember that Turkey and Israel are the only two democracies in the region.”

Much of the tour itinerary covered Turkey's historical wealth of resources. The country features some of the finest examples of Roman Empire construction, as well as relics of the Byzantine and Ottoman empires. The teachers visited several places steeped in Christian heritage, including the tomb of the Apostle John and the site where St. Paul preached to the Ephesians.

As a librarian at Loyola Sacred Heart High School, Schwenk took the opportunity to gather as many Turkish folk tales and stories as she could. She also was favorably impressed by the comprehensive nature of most Turkish school libraries and computer resources. However, she did want to help some rural schools increase their book supplies by doing some local fundraising efforts in Missoula.

The teachers brought back a number of items they plan to deploy in their classrooms this fall. Sentinel High School English teacher Hughes found a brass bell while touring a Sufi spiritual center that she intends to use for calling her class to order. Marks and Big Sky High School social studies teacher Bishop took hundreds of photos, which will be worked into their world culture and history classes.

“It makes such a difference, when you're showing the students a PowerPoint presentation, that you can say ‘I was here,' ” Bishop said. “The temperature was this, or I tasted these things. Kids get the idea that ‘I can go there too, and experience these things for myself.' ”

In addition to their classroom “extras,” the Missoula teachers hope to spread their Turkish experience to the wider community. They plan to arrange lectures with visiting Turkish officials and experts. They also want to encourage more students to take advantage of overseas opportunities, such as internships with some of the foundations and agencies they worked with in Turkey.

“Having curiosity is essential,” Marks said. “People are very gracious around the world, but if we don't respond to that in a positive way, that's not good for America.”

Reporter Rob Chaney can be reached at 523-5382 or at rchaney@missoulian.com.

Source: Missoulian

 {seperator}

Education Notes
Dallas News - 21.07.2008


Four North Texas educators – Robbie Johnson of Lancaster ISD, Nicole Vickerman of Plano ISD, Leah Beard of Keller ISD and Ginger Pawlowski of Corsicana ISD – traveled to Turkey this summer for a 10-day study tour as part of the Turkish Cultural Foundation's international educator forum. They were selected by the World Affairs Council.
Source: Dallas News

{seperator}  


South Dakota teachers receive ancient and modern lessons in Turkey
SDSU - 26.08.2008

Four South Dakota teachers recently returned from a 10-day educational excursion to Turkey sponsored by the Turkish Culture Foundation through the South Dakota Council on World Affairs (SDCWA). Turkey, famous for its cultural blend of East and West, offered many things for the schoolteachers to experience.

Marissa Kleinhans, Baltic High School; Karen Thaler, Mickelson Middle School, Brookings; Gary Pederson, Memorial Middle School, Sioux Falls; and Sally Rice, Edison Middle School, Sioux Falls; joined teachers from six other affiliates of the World Affairs Councils of America for the trip.

The goal for educators was to absorb as much history, scenery and culture as possible in order to relay their experiences to their students.

“Encountering Turkey first hand has been an inspiring experience that these teachers now share with friends and family, colleagues and pupils across the state,” said SDCWA Executive Director Harriet Swedlund.

“They understand first-hand and are finding many opportunities to communicate knowledge of the vital role Turkey has played for centuries as a global crossroad,” Swedlund explained.

Kleinhans, an English and literature teacher at Baltic, felt the experience allows her to act as a bridge from the foreign to the familiar for her students.

“My students have quite a few misconceptions about Turkey, like I did before the trip,” explained Kleinhans.

“The great thing is that they're curious and open to new ideas; they started asking questions about my trip on their very first day back to school,” she said.

Pederson, a middle school music teacher in Sioux Falls, is composing a piece of music for his band to perform based on his adventure.

"It is based on my impressions of Turkish music and how much that music is influenced by both eastern and western cultures,” said the instrumental music teacher.

 “I could not have written or taught this with confidence without having been to Turkey.”

Thaler, a 7th grade language arts teacher in Brookings who has traveled internationally before, wants to share with her students that different people and places are something to be explored and understood, not feared.

“Turkey is a place where East and West come together, but not just in history. It’s an important country today, and students need to see it as more than just a relic of the past, ” Thaler explained.

“All three secular schools we visited had much to teach us, but the children of Karacasu touched our hearts,” said Rice, a Sioux Falls middle school fine arts teacher. 

“Our gifts were most needed in their remote village.

“There were no classes in session for us to observe, but the computer lab was open, so we did get to interact and play games with the kids,” she recalled.

The teachers were chosen for the trip from applicants attending a workshop about Turkey held by the South Dakota Council on World Affairs last spring.

This is the second year SDCWA has received funding from the Turkish Cultural Foundation to support the teachers’ workshop, underwrite travel and provide for post-travel programming.

The Turkish Cultural Foundation promotes understanding of their unique culture and of its historic and vital role as a crossroads between Asia and Europe.

For additional information, contact Swedlund in Brookings by phone at 605/688-5416 or by e-mail at <Harriet.Swedlund@sdstate.edu>.

Source: SDSU

{seperator}  

Four Collier teachers prepare for visit to Turkey
Naples Daily News - 08.07.2008

A group of four teachers from Collier County have been selected to take part in a Turkish Study Tour this summer.

On Sunday, the group will depart southwest Florida bound for Turkey. The trip, co-sponsored by the Naples Council of World Affairs and the Turkish Cultural Foundation, will give teachers the opportunity to learn about Turkish music and cuisine, the arts of paper marbling, Ebru, and world-famous tile making at the Iznik Foundation.

A total of 84 educators from 21 U.S. cities have been selected to visit Turkey. Divided into three groups, the teachers will visit a variety of Turkish public and private schools while traveling to the cities of Istanbul, Bursa, Edirne, Ephesus, Sivas, Konya, Cappadocia and Ankara, as well as other cities and sites.

Briefings by non-governmental organizations will focus on Turkish civic initiatives to improve education in Turkey, as well as political, social and economic issues.

The cost of the trip is underwritten by the sponsors.

To learn more about this program and other projects of the Turkish Cultural Foundation, please visit www.turkishculturalfoundation.org.

Source: Naples News

{seperator} 

Brookings teachers share travel to Turkey experience October 3
2theeurope.com


Kathy Miller and Tracy Nelson, two of four South Dakota educators awarded traveling fellowships to Turkey last summer, will share experiences and lessons learned during discussion at the Brookings Public Library in early October.

Their presentation, entitled “Turkey Bridge Between East and West” will be held Wednesday evening, Oct. 3 at 7 p.m. in the Cooper room of the Brookings Public Library. The event is free and open to the public with a reception following the talk. “Before I went (to Turkey), I was a little apprehensive about how Americans would be received,” said Miller, a Central Elementary School counselor. “I had also never experienced daily life in a Muslim country and wondered how that would be.”

So she researched about Turkey on the Internet, talked with people who had been there and queried those who knew about the country. On July 25, they, along with 22 other American educators, began their adventure in Istanbul, a city with a history that dates back to 680 BCE. Here, they visited, among other things, a 17th century spice market, the Blue Mosque, and Hagia Sopia. “I quickly learned that Turkish people are very friendly and hospitable and that their religion is just one thread of the fabric of their days,” said Miller.

The 16-day itinerary included meetings with Turkish teachers and students from public and private educational institutions. Nelson, a physical education teacher at Hillcrest Elementary, also found similarities between here and there.

Source: 2theeurope.com

{seperator} 

World Affairs Council joins program on Turkish culture and heritage
SDSU - 07.10.2007

The South Dakota Council on World Affairs (SDCWA) is one of 12 councils across the United States taking part in a three-stage program underwritten by the Turkish Cultural Foundation. The program is designed to better acquaint people about Turkish culture and heritage in a place often called “the cradles of civilization.”

The South Dakota program began in May with a workshop for elementary and secondary teachers. Teachers were introduced to the history, geography, religion, culture, literature, art and architecture of the country.

Four South Dakota teachers were selected to travel to Turkey July 25 through August 10. Kathryn Miller, Brookings Central Elementary counselor; Rachel McConaghy, Big White Country School in Wall; Tracy Nelson, Brookings Hillcrest Elementary physical education teacher; and Jesse Sealey, Geddes Community School K-8 principal will join teachers from six other states traveling across Turkey for 16 days.

“We were pleased to receive over a dozen applicants for this first-time program,” said Harriet Swedlund, executive director of the SDCWA.

The applicants wrote narratives describing their interest in learning and teaching about Turkey, their travel experiences and how they planned to use the experience in their teaching when they return.

“As a school counselor, I teach students to be tolerant of other people,” said Kathy Miller, Brookings. “It will be a great learning experience to observe Islamic traditions in Turkey and then communicate with my students about those experiences.”

The teachers will arrive in Istanbul where they will visit a neighborhood with a synagogue, mosque and church standing side-by-side as an example of “religious tolerance and mutual respect,” according to the tour’s agenda. In the days following, the teachers will visit other religious, art and historic sites as well as modern day schools and businesses.

“I enjoy learning about other cultures,” said Rachel McConaghy, Wall. “The more my students learn about other cultures, the less likely they are to pre-judge other people.” McConaghy teaches in a country school outside Wall where she lives since moving from Ohio eight years ago. The trip to Turkey will be her first international travel.

“It’s an amazing opportunity,” said Tracy Nelson, Volga. The Hillcrest Elementary School physical education teacher hopes to learn about Turkish cultural dances to bring back to her students. “For students to learn that children in other countries play the same games, like ‘duck, duck goose’ only with different words, helps them make connections with other parts of the world and it improves the quality of all our lives.”

“I’m interested in seeing all the historical sites and sharing that with our teaching staff as well as students,” said Jesse Sealey, Geddes Community School K-8 principal.

Over the next year, the Council on World Affairs plans to offer a variety of programs on different aspects of Turkish culture in order to complete the third part of the grant.

“The resources we already have in South Dakota will help strengthen our understanding of other cultural presences and help feed out mission to bring world affairs information and discussion to the region,” concluded Swedlund.

SDCWA began in March 2004 offering speakers and other programs on world affairs. The World Affairs Councils of America formed in 1918 and is the largest international affairs non-profit group in the country comprised of 484,000 members, 87 councils and 26 affiliates.

For more information on the SDCWA or the program with the Turkish Cultural Foundation, contact Swedlund at 688-5416 or harriet.swedlund@sdstate.edu.

Source: SDSU

{seperator}  

Local teachers find Turkey 'in stark contrast' to stereotypes
Pittsburgh Tribune Review

Three local educators will go back to school this year with more than just textbook knowledge.

Victoria Robins, a history and sociology teacher at Fox Chapel Area High School; Cynthia McNulty, a literature and history teacher at Oakland Catholic; and Gary Peiffer, principal of East Allegheny High School, recently returned from a two-week tour of Turkey sponsored by the World Affairs Council of Pittsburgh and the Turkish Cultural Foundation.

All three said they are well-traveled but had never been to that part of the world. They found the people friendly and the country fascinating, and look forward to sharing what they have learned with their students.

"I don't think there are too many more critical places in the world for us to understand and teach our students, in part because the stereotype of the Muslim world is the radical, the terrorist, and Turkey stands in stark contrast to that," said McNulty, 52, of Brentwood. "I think if teachers can bring back and speak with more authority and certainty about a place in the world where 99 percent of the population is Muslim and it is a democracy -- it is a secular democracy -- that's really critical right now."
The three joined 20 other educators to visit historically and culturally significant sites and meet with Turkish educators and the minister of education.

At the request of a school in Turkey, Robins, 42, of Etna, said she expects to start an e-mail exchange between her students and their peers in Turkey. She said she found the nation to be diverse, with a secular culture where the call to prayer from the mosques is heard five times each day.

"Turkey is such a crossroads of civilization. I always wanted to go because I end up talking about it so much in my classes," she said. "I kind of hope people ask me questions and I get the opportunity to break apart some stereotypes people have."

Robins said Turkey is incredibly clean, with good infrastructure and beautiful architecture going back centuries.

"You see history every place you turn around," she said. "You're constantly seeing the layers of history throughout the country. It will pepper lots of my course. I'm excited by the many ways it will improve my teaching."

Peiffer, 41, of Wilkins, a former history teacher, said the information he has learned will be used in revising his school's social studies curriculum to include more coverage of the Middle East, geography and world cultures.

"We want to focus on Middle Eastern issues beyond Arab-Israeli issues or basic coverage of the Islamic faith. Turkey is a key component of Middle Eastern history," he said. "It's a country that there's a lot of misconceptions of and that our kids aren't familiar with but they should be familiar with."

"I encourage anybody to visit Turkey. They'll be treated great and it's an interesting place to visit," Peiffer said.

 Brian C. Rittmeyer can be reached at brittmeyer@tribweb.com or 724-226-4711.

Source: Pittsburg Tribune Review

{seperator}  

Bringing Lessons from Turkey
Baltic Beacon

A teacher at Baltic High School has learned firsthand about the culture of Turkey, and she hopes to incorporate what she has learned into her Baltic classroom.
Marissa Kleinhans, who teaches English and literature at BHS, and three other South Dakota teachers recently returned home from a 10-day educational tour of the western and central areas of country.
The group learned about Turkish schools, historic relics and cultural traditions.
Upon her arrival in Turkey, Kleinhans found that her preconception of the foreign country was continually shattered.
Before the tour, I had a vague image of Turkey as some Middle Eastern country, maybe with a desert-brown landscape and extreme heat, Klienhans said.
She talked about the beauty of the landscape, describing the olive groves and the turquoise sea.
But what did it for her, she said, was the food.
Roasted eggplant, goat cheese, kabobs, yogurt, sun dried apricots, pita bread, baklava, fresh seafood, hazelnuts and the best olive oil on the Mediterranean, said Kleinhans, listing her favorites.
This is the second year that the South Dakota Council on World Affairs has received funding from the Turkish Cultural Foundation to support a teachers workshop, where Kleinhans applied for the grant that allowed her to take the trip.
In her application, she wrote an essay outlining how she would share the cultural knowledge of Turkey both in the classroom and with the public upon her return. After the workshop, four South Dakota teachers were chosen.
South Dakota Council on World Affairs Executive Director Harriet Swedlund said that the goal of the trip is to expose teachers from the United States to Turkish culture in a way so they can return to their schools and acquaint their fellow teachers and their students with a broad concept about Turkey and its culture.
That could be about architecture, art, major projects, major sites, Swedlund said. It helps Americans understand how Turkey fits into the rest of the world, and how it's a partner to America, she said.
The trip was funded by the Turkish Cultural Foundation, which is a privately funded foundation started by Turkish people with a mission to help Americans understand Turkey.
Klienhans said that relating classroom curriculum to personal experience helps it become more relevant, engaging and real to the students. She hopes to expand her students understanding of foreign culture by sharing her Turkey experience.
Most of my students haven't traveled overseas, much less to the Middle East, so sometimes their perceptions of foreign cultures are limited. This experience will allow me  to become their bridge from the foreign to the familiar, she said.
That's the goal of the Turkish Cultural Foundation. The organization's goal is to build a relationship between Turkey and other countries. The foundation, created in 2000, aims to preserve, support and promote Turkish culture at the worldwide level, according to its Web site. It also funds education for disadvantaged Turkish students.
Kleinhans said her 10th grade world literature course will see the most Turkish influence. She plans to incorporate personal artifacts, photos, food and dance into her lesson plans. She also hopes to collaborate with other Baltic teachers to create units that place focus on Ottoman and Mesopotamian cultures.
"I think students can get the enthusiasm and the perspective of having been there and seeing it and doing it in the sense that they are hearing it from a teacher who is bringing it to them firsthand; it's not just coming out of a book," said Swedlund.
Kleinhans also will post pictures and a blog on her school Web site for students to view.
Kleinhans will share her experience with Baltic community members this school year when she will give a presentation. That date has not yet been scheduled.

Source: Baltic Beacon

{seperator}  
Area teachers now eligible for Turkish study/tour program
Argus Leader

Four area teachers will travel to Turkey next month to learn about Turkish culture and ways to incorporate the new experience into their classrooms and school curriculums.

The teachers traveling July 28 are Marissa Kleinhans, Baltic High School, Karen Thaler, Michelson Middle School in Brookings, Gary Pederson, Patrick Henry Middle school in Sioux Falls, and Sally Rice, Edison Middle School in Sioux Falls.

They will visit Turkish Schools, historic relics and cultural traditions in light of the educator’s own subject area. The group will return Aug. 6.


The four teachers were chosen from applicants attending a one-day workshop about Turkey organized by the South Dakota Council on World Affairs. This is the second year the council has received funding from the Turkish Cultural Foundation to support the teachers’ workshop and travel.

Source: Argus Leader

{seperator}  

’In Praise of Shadows’ presents Karagöz play
Hurriyet - 19.09.2008

A collection of plays, "Traditional Turkish Shadow Theater: Karagöz," will be screened until May 6 as part of the international exhibition "In Praise of Shadows" currently on display at the Istanbul Modern Museum.

Released by the U.S.-based Turkish Cultural Foundation as part of the Turkish Cultural Heritages Project, the five-DVD play collection features plays "Kanlı Nigar" (Bloody Nigar), "Tımarhane" (The Madhouse) and "Karagöz’ün Aşıklığı" (Karagöz and the Poetry Contest) and backstage scenes from the performances.

The collection can be purchased at the Istanbul Modern Museum during the exhibition. "Traditional Turkish Theater: Karagöz" received significant attention at the Dublin Modern Arts Museum where the "In Praise of Shadows" exhibition was first shown from November 2008 to January 2009. After Istanbul, the exhibition will travel in May to the Benaki Museum in Athens.

"In Praise of Shadows," curated by Paolo Colombo, is an exhibition in which viewers can see the affects on modern art of traditional shadow theater and Turkish Karagöz.
 
Source: Hurriyet

{seperator}

ABD'de "Osmanlı Bahçesi" açıldı
CNN Türk - 18.05.2008

ABD'nin St. Louis kentinde bulunan Missouri Botanik Bahçesi'nde, geleneksel Türk bahçe kültürünü yansıtan "Osmanlı Bahçesi" açıldı.

Merkezi ABD'de bulunan Türk Kültür Vakfının desteğiyle gerçekleştirilen açılış töreninde, Türkiye'nin Chicago Başkonsolosu Kenan İpek de yer aldı.
 
Açılış çerçevesinde, Türk Kültür Vakfı ve Missouri Botanik Bahçesi'nce düzenlenen konferansta, projenin danışmanlığını yapan Prof. Dr. Nurhan Atasoy da "Türklerin bahçe kültürünün Batı dünyasına etkisi" konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Geleneksel Osmanlı bahçe mimarisi özelliklerini taşıyan "Bakewell Osmanlı Bahçesi", çeşmesi, çardağı ve şadırvanın yanı sıra, siklamen, zambak, sümbül, lale, anemon, nergis, karanfil, yasemin, gül, şakayık, çınar, turunç, nar gibi 9 bin çeşit egzotik çiçek, bitki ve ağaç ile Türk bahçelerinin zenginliğini yansıtıyor.

Türk Kültür Vakfı'na göre, Missouri Botanik Bahçesi içindeki Osmanlı Bahçesi'ne ismini veren Bakewell ailesinin Osmanlı İmparatorluğu ile bağları, II. Mahmut'un Fransız asıllı annesi Nakşidil Valide Sultan ile akrabalıklarına dayanıyor. Nakşidil Sultan'ın akrabası olan babaları Edward L. Bakewell'den Osmanlı saray hikayeleri dinleyerek büyüyen ve babalarının ABD'de bir Osmanlı bahçesi kurulması yönündeki vasiyetini yerine getirmek üzere uzun yıllar çalışma yapan Ted ve Anderson Bakewell kardeşler, bu vasiyeti, Missouri Botanik Bahçesi içinde kurdukları Osmanlı Bahçesi ile hayata geçirdi.

St. Louis kentinde yaşayan mimar Fazıl Sütçü'nün katkıda bulunduğu Bakewell Osmanlı Bahçesi'nin, her yönüyle Türk bahçe kültürünü yansıtmasına özen gösterildiği belirtiliyor. Bahçe köşkü ve yan duvar süslemeleri gibi ayrıntıları ise sanatçı Semih İrteş'in hazırladığı kaydedildi.

Source: CNN Türk

{seperator}

'Ottoman Garden' in the US
Turkish Daily News

The Ottoman Garden in St. Louis in the United States, which opened in 2006, was rededicated Saturday at a ceremony. The garden has a profusion of flowers including classic Turkish tulips and drifts of bulbs, exotic citrus, aromatic herbs, pomegranate and various perennials within a private courtyard embellished with Middle Eastern architectural elements

The revamped “Bakewell Ottoman Garden” opened Saturday in the Missouri Botanical Garden, one of the world's leading botanical gardens, in St. Louis in the United States. 

The Ottoman Garden, which is the first of its kind in the United States and reflects traditional Turkish garden architectural style, had opened for the first time in August 2006. The garden was rededicated during a ceremony Saturday with enhanced features and new flora. The Turkish Consul General to Chicago Kenan İpek was present at the opening ceremony, held with the support of the Turkish Culture Foundation based in the United States. Professor Nurhan Atasoy, who is a consultant for the Ottoman Garden project, made a presentation on “The effect of Turkish garden culture on the western world.” 

The garden provides a feast for the senses, with various fountains and architectural elements to provide a strong sense of authenticity. Seasonal oleanders lining the walkway lead to the central focal point, a shallow pool of water. Authentic flora includes citrus, fragrant roses, classic Turkish tulips and drifts of other bulbs and perennials, aromatic herbs, pomegranate, and lilac. An inscription in Ottoman script, gold on blue, above the arched doorway at the south entrance honors the garden's benefactor, the late Edward L. Bakewell. 

According to the Turkish Culture Foundation, the Bakewell family had relations with Mahmut II's mother, Naksidil Valide Sultan, a woman of French origins. The brothers Ted and Anderson Bakewell wanted to realize the will of their father Edward L. Bakewell to establish an Ottoman garden in the United States, and opened it in the Missouri Botanical Garden. Turkish architect Fazıl Sütçü, who resides in St. Louis, also contributed to the efforts of the Bakewell bothers.
  
‘One of the largest in the United States' 

For the Ottoman Garden, horticulturalists supervised the planting of nearly 9,000 bulbs including historic hybrid tulips, with varieties dating from the 1500s through the mid-1900s. “It is one of the largest public displays of such rare tulips in the United States,” said Jason Delaney, a horticulturist at the botanical garden. 

Although tulips and other flowers had been known throughout the Middle East and Central Asia, many varieties were first introduced to Europe through contact with the Ottoman Empire. 

The Missouri Botanical Garden's display focuses on authentic “Rembrandt” tulips, which are infected with potyvirus. “The virus causes color breaks in the petals, creating a feathered and streaked appearance to the blooms,” Delaney said. “As their popularity spread westward, the Dutch turned the Ottoman appreciation into a crazed obsession, buying and trading single bulbs for entire family fortunes during a period known as ‘Tulipomania' in the 17th century,” he added. 

“It was not until the 1930s that this color-breaking and mutation was identified as a virus, and within the next few decades, the commercial cultivation of these types ceased. Look-alike Rembrandt tulips have been created through extensive hybridization and are now available to the home gardener in many different colors and styles,” Delaney continued.
  
Sights and smells of Ottoman times recreated 

Designers of the Missouri Botanical Garden have tried to recreate sights and smells common to the people and officials of the historic Ottoman Empire. While gardens in Islamic lands differ in layout, most share the purpose of resembling the Koran's description of the Gardens of Paradise, with flowing water and abundant flora. The religious-based gardens seek to establish an atmosphere of peace and oneness with nature, enhanced by the rich, colorful sights and the pervasive fragrance of blossoms and herbs. Scent is a strong component of the garden.

Source: Turkish Daily News

{seperator}  

Babalarının vasiyeti üzerine, ABD'de Osmanlı bahçesi kurdular
Zaman - 19.05.2008

ABD'nin St.Louis kentinde bulunan Missouri Botanik Bahçesi'nde, geleneksel Türk bahçe kültürünü yansıtan 'Osmanlı Bahçesi' açıldı. Merkezi ABD'de bulunan Türk Kültür Vakfı'nın desteğiyle gerçekleştirilen açılış töreninde, Türkiye'nin Chicago Başkonsolosu Kenan İpek de yer aldı.

Osmanlı bahçe mimarisi özelliklerini taşıyan 'Bakewell Osmanlı Bahçesi', çeşmesi, çardağı ve şadırvanının yanı sıra siklamen, zambak, sümbül, lale, anemon, nergis, karanfil, yasemin, gül, şakayık, çınar, turunç, nar gibi 9 bin çeşit egzotik çiçek, bitki ve ağaç ile Türk bahçelerinin zenginliğini yansıtıyor. Osmanlı Bahçesi'ne ismini veren Bakewell ailesinin Osmanlı İmparatorluğu ile bağları, II. Mahmud'un Fransız asıllı annesi Nakşidil Valide Sultan ile akrabalıklarına dayanıyor. Bahçeyi babalarının vasiyeti üzerine kuran Ted ve Anderson Bakewell kardeşlerin babası Edward L.Bakewell, Nakşidil Sultan'ın akrabası. Osmanlı saray hikâyeleri dinleyerek büyüyen iki kardeş, Osmanlı bahçesini kurmak için uzun yıllar çalışma yapmış.

Source: Zaman

{seperator}  

St. Louis’de Padişahlara Layık Bir Osmanlı Bahçesi
Kadin Vizyon - 10.05.2008

ABD’nin St.Louis şehrinde bulunan Missouri Botanik Bahçesi’nde 2006’da oluşturulan “Bakewell Osmanlı Bahçesi” yeni bir peyzaj düzenlemesiyle 16 Mayıs 2008’de saat 17:30’da düzenlenecek tören ile resmen açılıyor. Merkezi  ABD’de bulunan Turkish Cultural Foundation’ın (Türk Kültür Vakfı) desteğiyle gerçekleştirilecek açılış törenine Chicago Başkonsolosu Sn. Kenan İPEK de katılacak. Açılış çerçevesinde, Türk Kültür Vakfı ve Missouri Botanik Bahçesi tarafindan düzenlenen konferansta, projenin danışmanlığını yapan Prof. Dr. Nurhan ATASOY Türklerin bahçe kültürünün Batı dünyasına etkisi, Massachusetts Üniversitesi profesörlerinden Dr. Walter DENNY  Türk sanatında çiçeğin önemi konularında sunum yapacaklardır.

Türklerde bahçe ve çiçek kültürü, göçebelikten bu yana önemini yitirmemiş; sanatın ve yaşamın her alanında görülen yaygın bir gelenektir. Zengin bitki örtüsüne sahip Osmanlı ve Türkiye coğrafyası sayısız bitki ve çiçek çeşidinin yanı sıra bahçe mimarisi ile başta Avrupa olmak üzere birçok toplumu etkilemiştir.

Geleneksel Osmanlı bahçe mimarisi özellikleri taşıyan Bakewell Osmanlı Bahçesi, çeşmesi, çardağı ve şadırvanda şakırdayan su sesleri arasında  siklamen, zambak, sümbül, lale, anemon, nergis, karanfil, yasemin, gül, şakayık, çınar, turunç, nar gibi 9000 çeşit egzotik çiçek, bitki ve ağaç ile Türk bahçelerinin tüm zenginliğini görsel bir şölen içinde yansıtıyor.

Bakewell Osmanlı Bahçesi’ne ismini veren Bakewell ailesinin Osmanlı İmparatorluğu ile bağları, II.Mahmut’un Fransız asıllı annesi Nakşidil Valide Sultan ile akrabalıklarına dayanıyor. Nakşidil Sultan’ın akrabası olan babaları Edward L. BAKEWELL’den Osmanlı saray hikayeleri dinleyerek büyüyen ve babalarının ABD’de bir Osmanlı bahçesi kurulması yönündeki vasiyetini yerine getirmek üzere yıllarca çalışmalar yapan Ted BAKEWELL ve Anderson BAKEWELL kardeşleri, sonunda bu vasiyeti Missouri Botanik Bahçesi içinde kurdukları Osmanlı Bahçesi ile hayata geçirmişlerdir. St. Louis’de yaşayan mimar Fazıl SÜTÇÜ’nün gönüllü katkılarıyla destek verdiği Bakewell Osmanlı Bahçesi’nin, her yönüyle Türk bahçe kültürünü yansıtmasına özen gösterildi. Bahçe köşkünden, yan duvarların süslemelerine kadar birçok ayrıntı sanatçı Semih İRTEŞ tarafından hazırlandı.

Source: Kadın Vizyon

{seperator}  

Huzur ABD'li okurlara ulaştı
Sabah - 19.01.2009

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanı, A Mind at Peace adıyla ABD'de yayımlandı. Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanını da İngilizceye aktaran Duke Üniversitesi öğretim üyesi Erdağ M. Göknar'ın çevirisiyle basılan kitap, Archipelago Books etiketiyle raflardaki yerini aldı. Huzur, erken Cumhuriyet döneminde Doğu-Batı, eski-yeni ikilemini ve modernleşme sancılarını, bir Türk ailesinin yaşadığı zorluklar ekseninde anlatıyor. ABD'nin önde gelen edebiyat dergisi Publisher's Weekly, eseri "Tanpınar'ın lirizmi ve romanın etkili komplosu, Amerikalı okuyuculara, bu olağanüstü romanı okumak için neden bu kadar beklemeleri gerektiğini sorduracaktır," ifadeleriyle överken, Huzur'un çeviri ve basımı,Türk Kültür Vakfı desteğiyle gerçekleşti.
Source: Sabah

{seperator} 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’u ABD’de yayınlandı
Vatan - 14.01.2009

20’nci yüzyılın en önemli Türk yazarlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” romanı “Turkish Cultural Foundation” (Türk Kültür Vakfı) desteğiyle ABD’de yayımlandı. “A Mind at Peace” adıyla çevirisi yapılan “Huzur”, ikinci dünya savaşı öncesi Türkiye’sinde, erken Cumhuriyet döneminde, Doğu-Batı, eski-yeni ikilemini ve modernleşme sancılarını bir Türk ailesinin yaşadığı zorluklarda anlatıyor. Açıklamada, ABD’nin önde gelen edebiyat dergisi “Publisher’s Weekly” in, “Huzur”u “Tanpınar’ın lirizmi ve romanın etkili komplosu, Amerikalı okuyuculara, bu olağanüstü romanı okumak için neden bu kadar beklemeleri gerektiğini sorduracaktır” ifadeleriyle övdüğü belirtildi.

Source: Vatan

{seperator} 

Tanpınar novel ‘Huzur’ published in English
Today's Zaman - 16.01.2009

The English translation of “Huzur,” the 1949 novel of the great 20th century Turkish author Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962), has been published in the United States, the US-based Turkish Cultural Foundation announced this week. 
Titled "A Mind at Peace" and translated into English by Erdağ M. Göknar, the novel was published by New York-based Archipelago Books, the foundation said in a written statement. The foundation also assisted the publishing of the book financially. Göknar, an assistant professor at Duke University, previously translated Nobel laureate Turkish author Orhan Pamuk's "Benim Adım Kırmızı" (My Name Is Red) into English. Set in pre-World War II Turkey, “A Mind at Peace” explores the quandaries of old versus new and east versus west during the process of modernization Turkey underwent in the early republican period through the portrayal of a Turkish family.

Source: Today's Zaman

{seperator} 

Tanpınar’s novel now in English
Hurriyet - 19.01.2009

With the support of the Turkish Cultural Foundation, Turkish novelist Ahmet Hamdi Tanpınar’s book "Huzur" has been published in the United States. The book has hit shelves titled "A Mind at Peace."

The New York based non-profit Archipelago Publishing House decided to translate the novel in 2004. Duke University member Erdağ Göknar has translated the book into English. Set on the eve of World War II, "A Mind at Peace" captures the anxieties of a Turkish family facing the difficult reality entrenched in the early republic, founded on the ashes of the Ottoman Empire in 1923.

Leading U.S. literature magazine Publisher's Weekly said the following about the novel: "Tanpinar's lyricism and resonant plot will leave U.S. readers wondering why they've had to wait so long to read this exquisite novel."

Source:  Hurriyet

{seperator}

Area teachers to tour Turkey
ARGUS LEADER

Four area teachers will travel to Turkey next month to learn about Turkish culture and ways to incorporate the new experience into their classrooms and school curriculums.

The teachers traveling July 28 are Marissa Kleinhans, Baltic High School, Karen Thaler, Michelson Middle School in Brookings, Gary Pederson, Patrick Henry Middle school in Sioux Falls, and Sally Rice, Edison Middle School in Sioux Falls.

They will visit Turkish Schools, historic relics and cultural traditions in light of the educator’s own subject area. The group will return Aug. 6.

The four teachers were chosen from applicants attending a one-day workshop about Turkey organized by the South Dakota Council on World Affairs. This is the second year the council has received funding from the Turkish Cultural Foundation to support the teachers’ workshop and travel.

Source: Argus Leader

{seperator} 

Amerikalı öğretmenler gönüllü elçimiz oluyor
Hurriyet - 24.10.2007

 Amerika’daki Türkiye karşıtı lobilerin kamuoyunu çarpıtılmış bilgilerle yönlendirmelerine karşı on yıl önce Türk-Amerikan Dostluk Derneği (Turkish-American Friendship Society of United States-TAFSUS) bünyesinde oluşturulan ‘Türkiye’nin Portresi’ projesine dahil olan ABD’li öğretmen sayısı 49’a ulaştı. 
 
Türk-Amerikan Dostluk Derneği’nin (Turkish-American Friendship Society
of United States-TAFSUS), Amerikalı öğretmenleri Türkiye ve Türk tarihi hakkında bilgilendirmek amacıyla on yıl önce başlattığı proje giderek genişliyor. On yıl önce üç öğretmenle başlayan ‘Türkiye’nin Portresi’ (Portrait of Turkey) projesine dahil olan Amerikalı öğretmen sayısı 49’a ulaştı.
TAFSUS yönetim kurulu üyesi olan Birtan Aka Collier, Türkiye’nin Portresi projesinin Amerika’da Türkiye aleyhindeki propagandalara yanıt verilebilmesi için 10 yıl önce
uygulamaya başladıklarını söyledi. Türkiye karşıtı odakların Amerikalı politikacıları etkilemek istediklerini belirten Collier, şunları söyledi:
“Türkiye aleyhtarı Ermeni ve Rum grupların propaganda çalışmalarını okullar düzeyine indirdiğini gördük. Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili iddialarını okullarda çocuklara
öğretiyorlardı. Bu bizi çok üzüyordu. Bu çalışmalara yanıt verebilmek için öğretmenlerin bilinçlendirilmesi ve doğru bilgilendirilmesinin gerekli olduğunu düşünerek Türkiye’nin Portresi projesini başlattık. Öğretmenleri hedef aldık çünkü onlar binlerce çocuğu eğitiyor.”

OKUMUŞ AİLESİ’NDEN DESTEK

World Affair Council’ün bu tür eğitim programlarını diğer ülkeler için de yaptığını ve çalışmalarının çok rahat olduğunu belirten Birtan Aka Collier, “‹lk önce, Philadelphia
çapında seminerlere başladık. Türk kültürünün yansıtıldığı ve Türk yemeklerinin ikram edildiği bu seminerlerde öğretmenlere Türkiye hakkında bilgiler verdik. Sonraki
dönemde Okumuş Ailesi bizim bu çalışmamıza finansal destek verdi. Her yıl düzenli olarak yapılan bu maddi destek sayesinde Amerikalı öğretmeleri Türkiye’de
ağırlama imkanımız doğdu. Finansal destek arttırdıkça Türkiye’ye gönderdiğimiz öğretmen sayısını artırdık” dedi.
DAHA DA BÜYÜYECEĞİZ

TAFSUS yönetim kurulunun bu programa desteğini artırarak sürdürdüğünü belirten Birtan Aka Collier, “Çünkü, Türkiye’ye giden öğretmenler Türkiye’yi kendi gözleriyle, kendi izlenimleriyle tanıyorlardı. Amerika’ya döndüklerinde eğitim verdikleri çocuklara ve çevrelerine kendi izlenimlerini, kendi tecrübelerini anlatıyorlardı. Bir atasözü vardır ‘Bir ekip, bin biçeceğiz’ diye. Gerçekten, yıllar içinde, bunun ürünlerini alacağız” diye konuştu.

PROGRAM İKİ HAFTA SÜRÜYOR

Türkiye’nin Portresi programı iki haftalık bir program. World Affairs Council, her yıl öğretim yılı başında bütün okullara Türkiye eğitim programı hakkında broşür gönderiyor. Gelen başvurular elemeye alınıyor. Seçilen öğretmenler Türkiye’ye gitmeden önce bir
seminerle bilgilendiriliyor. Program dahilinde Türkiye’ye giden öğretmenler dönüşte Türkiye izlenimleriyle ilgili detaylı bir rapor hazırlıyorlar.

12 ŞEHİR 60 DERNEK

Turkish Cultural Foundatition da (Türk Kültür Vakfı) bu yıl ‘Türkiye’nin Portresi’ programına katıldı. Turkish Cultural Foundation direktöru Güler Köknar, Kuzey
Amerika’da bulunan 12 şehir ve 60’a yakın Türk derneğinde TAFSUS’un eğitim programı uygulamalarını başlattı.

WORLD AFFAIR COUNCIL DE DESTEKLİYOR

Türkiye’nin Portresi projesi 1997 yılında Pennsylvania Eyaleti’nin Philadelphia şehrinde sadece üç öğretmenle başlamıştı. Okumuş Ailesi tarafından finansal olarak desteklenen proje, yeni katılımlarla her geçen gün genişliyor. Projeyi dünya genelinde eğitimle ilgili projelere destek veren World Affair Council de destekliyor.

Source: Hurriyet

{seperator} 

Four local teachers can win free trip to Turkey
RecordOnline.com - 05.04.2008

The World Affairs Council of the Mid-Hudson Valley will send four local educators on an eight-day summer study tour to Turkey thanks to a grant from the Turkish Cultural Foundation. The fellowship includes visits to historical sites, seminars and meetings with Turkish educators in July or August.
Full-time K-12 teachers are eligible to apply. Selected applicants must attend a daylong professional development workshop about Turkey hosted by the World Affairs Council at Vassar College May 17.
Preference will be given to teachers who can demonstrate commitment to education about Turkey and who specify how they will use the study tour experience to enhance understanding about Turkey in their classrooms and school district.
Each participant is asked to pay $500 toward the program cost and arrange ground transportation to Kennedy Airport for the flight to Turkey. Requests for a single room will result in an additional fee. All other expenses, including airfare, hotels, local travel in Turkey and most meals are covered by the Council.
Applications may be downloaded from www.hvworldaffairscouncil.org. The application filing deadline is April 11.

Source: RecordOnline.com

{seperator} 

"Türk Kültürü ve Sanatı Konferans Dizileri"ne başlıyor
Sabah - 09.10.2008

Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı) Türkiye Şubesi'nce düzenlenen konferanslar Vakfın İstanbul Taksim'deki merkezinde gerçekleştiriliyor. Türk kültürü ve sanatının farklı alanları konferanslar yoluyla Türkiye'de yaşayan, Türk kültürünü ve kültürel mirasını tanımak isteyen yabancıların ve Türk kültürü dostlarının ilgisine sunuluyor. Bu yılki ana teması "saray"olan konferanslar farklı konularda hem İngilizce, hem de Türkçe olarak ayda iki defa düzenlenecek.

8 Ekim 2008 Çarşamba günü, saat 14:30-16:00 arasında Vakıf Danışmanı Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un İngilizce olarak vereceği "Dolmabahçe Sarayı'nın Geleneksel Yönleri" konulu konferansların ilkini, 9 Ekim 2008 Perşembe günü saat 17:00-18:30 arasında ise Prof. Dr. Feryal İrez'in vereceği "Osmanlı Saray Mobilyaları" konulu Türkçe konferans izleyecek.
Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı) "Türk Kültürü ve Sanatı Konferans Dizileri" ile özellikle Türkiye'de yaşayan yabancılara ve kültür dostlarına Türk kültürü ve sanatının farklı alanları hakkında bilgi verilmesi hedefleniyor. Konferanslara ülkemizde yaşayan diplomatik misyon yetkilileri ile eşlerinin yanısıra bilim, kültür ve sanat çevresinden çok sayıda davetli katılıyor.

Source: Sabah

{seperator} 

Turkish artists take part in New York sculpture fair
HURRIYET - 17.04.2009

Three Turkish sculptors have joined the 2009 International Exposition of Sculpture Objects & Functional Art, which opened yesterday in New York. Works by Turkish artists Meriç Hızal, Seçkin Pirim and Esma Paçal Turam are being showcased in the Turkish Culture Foundation stand.

Contemporary and modern decorative arts, design and jewelry by internationally recognized artists are being showcased by 55 dealers from 12 countries at the exposition, which will continue through Sunday at the Park Avenue Armory.

The Washington-based Turkish Cultural Foundation supports Turkish artists to promote Turkish art to the world and establish a bridge between Turkey and the United States. At the opening ceremony of the exposition, foundation Chairman Güler Köknar said the foundation had supported SOFA since 2007.

"Actually, only art galleries organize exhibits in this exposition, but our foundation succeeded in opening a stand in the exposition after long-term efforts," Köknar said, adding that the next exposition would be held in Chicago in November.

One of the artists joining the exposition, Professor Hızal, who worked for the Marmara University Faculty of Fine Arts for many years, said she was joining SOFA for the first time. Hızal, who uses the sun as a theme in her works, said the sun was the symbol of the universe that brings together different civilizations, different understandings and different religions. "I see the sun as a symbol that proposes human beings to be a whole," she added.

Sculptor Turam said she mostly created sculptures using paper and added silicone to her works in recent years. "I use crowds of people, domes, human figures and architecture in my sculptures."

Young sculptor Pirim, a graduate of Mimar Sinan University, said her works were based on abstract art and that she joined the exposition with three works. 

Source: Hurriyet

{seperator} 

Türk Kültür Vakfı New York Sofa’da
TURKISHNY - 16.04.2009

ABD'nin New York kentinde düzenlenen 2009 Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'na (SOFA) 3 Türk heykel sanatçısı da katılıyor.

Sanatçılar Meriç Hızal, Seçkin Pirim ve Esma Paçal Turam'ın eserleri SOFA'da Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) açtığı stantta sergileniyor.

19 Nisan'a kadar sürecek olan, New York Park Avenue Armory'de düzenlenen 12. SOFA Fuarında, dünyanın 12 ülkesinden tasarım, dekorasyon ve güzel sanatlar alanında çalışan sanatçıların eserleri, 55 sanat galerisinin desteğiyle sanatseverlere sunuluyor. Fuarın dünkü açılışına ise Amerikalı ve uluslararası sanatseverlerden oluşan yoğun bir davetli grubu katıldı.

Merkezi Washington'da bulunan Türk Kültür Vakfı, Türk sanatçılarını ve eserlerini dünyaya tanıtmak ve Türkiye ile ABD arasında bir sanat köprüsü oluşturmak amacıyla Türk sanatçılara destek veriyor.

Vakfın başkanı Güler Köknar SOFA'nın açılışında Türk sanatçılarının eserlerinin sergilendiği stantta A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Vakfın SOFA'ya desteğinin 2007 yılından beri devam ettiğini, aslında fuarda sanat galerilerinin sergi düzenlediklerini, yoğun çabalar sonucunda vakıflarının da SOFA'da bir sergi standı alabildiğini anlattı. Köknar, vakfın ilk kez Chicago'da 2007 yılında düzenlenen SOFA fuarına katıldığını, geçen yıl da hem Chicago-SOFA hem de New York-SOFA'da Türk sanatçılarının eserlerinin yer aldığını söyledi. Standa sponsorluk yaptıklarını ve Türk sanatçılarını seçtiklerini ifade eden Köknar, Dışişleri Bakanlığının da kendilerini ve Türk sanatçılarını desteklediğini belirtti. Köknar, bir sonraki SOFA'nın Kasım ayında Chicago'da yapılacağını belirtti.

-SANATÇILAR-

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde uzun yıllar öğretmenlik yapan Prof. Dr. Meriç Hızal da A.A muhabirine yaptığı açıklamada, halen Işık ve Doğuş Üniversitelerinde ders vermeye devam ettiğini ve SOFA fuarına ilk kez katıldığını, ancak daha önceden dünyanın çeşitli ülkelerinde kişisel ve karma sergilerde yer aldığını söyledi.

SOFA'da son derece güzel sanat yapıtlarının sergilendiğini belirten Hızal, her zaman başka ülkelerin sanatçılarıyla karşılaşmanın önemli olduğunu ve bunun sanatçıya yeni bakış açısı kazandırdığını ifade etti.
Hızal, kendi eserlerinde kullandığı güneş temasıyla ilgili olarak ise güneşin farklı uygarlıkları, farklı anlayışları, farklı dinleri bir arada tutan ve onların hepsine egemen olan evrenin bir simgesi olduğunu kaydederek, ''Güneşi, insanlığa ayrılmamayı, hep bir olmayı öneren bir simge olarak görüyorum'' diye konuştu.

Heykeltıraş Esma Paçal Turam ise ağırlıklı olarak kağıttan heykeller yaptığını, son 9 yıldır çalışmalarına silikonu da eklediğini belirterek, ''Çalışmalarımda beyaz ve hafif etkiyi korumak istiyorum'' dedi.
İlk kez katıldığı SOFA'yı çok beğendiğini söyleyen Turam, fuarı çok başarılı bulduğunu ve burada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu kaydetti. Türkiye'den ve kültüründen çok beslenen bir sanatçı olduğunu belirten Turam, eserlerinde de kalabalıkların, kubbelerin, insan figürlerinin, mimarinin ağırlıklı olduğunu ve Anadolu temalı çalışmaları olduğunu anlattı.

Mimar Sinan Üniversitesi mezunu genç sanatçı Seçkin Pirim de fuar dolayısıyla New York'a ilk kez gelmekten dolayı mutluluk duyduğunu, bu tür fuarlarda dünya sanatından örnekler görmenin çok önemli olduğunu söyledi.
Pirim, daha çok soyut çalışmalar yaptığını ve bu fuara da 3 eseriyle katıldığını belirtti.
SOFA'nın açılışına New York Başkonsolos Yardımcısı Ayşe Uzer de katıldı.

Source: TurkishNY

{seperator} 

SOFA New York 2009 Fuarı açılıyor!
SANATKOP - 16.04.2009

Turkish Cultural Foundation Amerika’da Türk Sanatçıları Tanıtıyor…

Çağdaş dekoratif sanatlara, tasarımlara, mücevhere ve heykele odaklanan bir sanat fuarı olma özelliğini taşıyan SOFA,  12 ülkeden dünya çapında öneme sahip 55 galerinin ve yüzlerce sanatçının katılımıyla 16-19 Nisan 2009 tarihlerinde New York’ta Park Avenue Armory’de gerçekleşecek.

SOFA New York 2009 Sanat Fuarı süresince Turkish Cultural Foundation standında Türk heykeltraşları Meriç Hızal, Seçkin Pirim ve Esma Turam eserleriyle yer alacak.

Türk sanatçıları ile uluslararası sanat çevreleri arasında bir kültür köprüsü oluşturmayı amaçlayan Turkish Cultural Foundation, halen SOFA Sanat Fuarına katılan tek vakıf olma özelliğini taşımakta. SOFA’ya Türk sanatçılarının katılımını, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da verdiği ulaşım ve diplomatik kargo olanaklarıyla desteklemekte. Turkish Cultural Foundation, SOFA Sanat Fuarına katılım koşullarını sağlayarak Türk sanatçılarını uluslararası sanat çevreleriyle buluşturmayı Kasım ayında Chicago’da düzenlenek fuar ile sürdürecek.

Source: SANATKOP

{seperator} 

SOFA, So Good
Art Market - 16.04.2009

In a dicey art market and a sad economy, SOFA New York 2009 (April 16-19) is managing to pull people into the venerable Park Avenue Armory (67th St.). Dealers report a large crowd at last night’s opening and, more important, some decent, even sizeable, sales (although only a few red dots were visible today). Attendance mid-day today looked pretty good, and dealers were cheery. Several expressed a clear preference for this April date over previous SOFA fairs held Memorial Day weekend.

SOFA – Sculptural Objects and Functional Art – is in its 12th year in New York, a spin-off of  SOFA Chicago, the latter launched in 1994 and considerably larger. The show has set up beautifully and is easy to navigate. It doesn’t overwhelm. The 55 dealers in the armory, who have come from as far away as Auckland, New Zealand, feature primarily glass, ceramics, wood, fiber and metal objects, by well-known artists such as Wendell Castle and Lino Tagliapietra as well as by less familiar, “emerging” names.

Most galleries are displaying works by several different artists, and a particularly appealing aspect of the show is the presence of many of these artisans who are delighted to engage you in a discussion of their work. Some booths feature works in a single medium – del Mano Gallery in LA, early in to the “contemporary wood movement,” shows only works, some extraordinary, fashioned of various woods. Others, like Heller Gallery (NY) and Thomas R. Riley Galleries (Cleveland) handle only glass. Most, though, present a variety of artists and wares.

The fair works hard to position the objects as art rather than craft (a description viewed by some as a mild pejorative). And there are some really gorgeous pieces to be had here across a wide range of price points More pictures are available at New York Social Diary and W.

For collectors of the decorative arts, and for those who appreciate the extraordinary skill and labor that go into some of these pieces, not to mention the artistic vision, this show should be put on your calendar.

Source: Art Market

{seperator} 

Turkish Sculptors Join International Fair in United States
Turkish Weekly -16.04.2009 

Turkish sculptors are participating in an international fair in the United States.
Three Turkish sculptors, Meric Hizal, Seckin Pirim and Esma Pacal Turam, are displaying their works of art in the International Sculpture Objects and Functional Art Fair (SOFA) in New York.
The fair at the New York Park Avenue Armory will stay open till April 19.
Artists from 12 countries dealing with design, decoration and fine arts are exhibiting their works of art with the support of 55 art galleries in the 12th SOFA Fair.

Source: Turkish Weekly 
 
{seperator} 

'İnanca Yolculuk' Film Gösterimi
Hurriyet - 05.05.2009

Türkiye'deki Hıristiyanlık tarihini anlatan belgeselin galası New York'ta yapılacak. 
ABD’li sinema oyuncusu ve yönetmen Victoria Barrett’ın Hıristiyanlığın Türkiye’deki tarihini anlatan “Journey of Faith” (İnanca Yolculuk) adlı belgesel filminin galası 8 Mayıs 2009 Cuma akşamı New York’ta gerçekleştirilecek.

ABD’deki İstanbul Üniversitesi mezunlarını bir çatı alanda toplayan IUMEZ-USA derneğinin (İstanbul University Alumni Association of USA) organize etttiği etkinlik Turkish Cultural Foundation’ın (TCF-Türk Kültür Vakfı) ana sporsorluğunda ve ATAA’nın (American Turkish Assembly Associations) sponsorluğunda New York’un gözde mekanlarından Lighthouse International’da gerçekleştirilecek. Saat 19.00’daki film gösterimi öncesinde saat 18.00’de ise Victoria Barrett’in izleyicilerle katılacağı resepsiyon düzenlenecek.

ABD’de bugüne kadar birkaç yerel televizyonda gösterimi yapılan belgesel filmin PBS tarafından ülke genelindeki çok sayıda televizyon kanalında da gösterileceği belirtildi.
 
Türkiye’nin 15 farklı bölgesinde çekimleri yapılan yaklaşık bir saatlik belgesel filmde Bizans İmparatorluğu’ndan günümüz Türkiyesi’ne kadar Hıristiyanlığın tarihi anlatılıyor. Belgeselde Ağri Dağı, Nemrut, Tarsus, Efes ve İstanbul gibi din konusunda tarihe tanıklık etmiş yerler konu ediliyor.

ABD televizyonlarında gösteri devam edecek belgesel filmin Türkiye turizmine özellikle de din turizmine katkıda bulunacağını belirten IUMEZ-USA yönetecileri ücretsiz film gösterimine herkesin davetli olduğunu söylediler.

Source: Hurriyet USA

{seperator} 

Duty to travel to Turkey this summer
Coppell Gazette, 22.05.2009

Rebecca Duty, 27, teacher at Coppell Middle School-West, has received a grant from World Affairs Council of Dallas/Fort Worth and is now a World Affairs Fellow and will spend the summer in Turkey on a study tour.

She will be in Turkey 11 or 12 days.

Duty was at Region 10 in Richardson when she learned she had been selected to make the tour.

She said, when her name was announced she just clapping and didn't realize it was her, who had been chosen.

“I was overwhelmed when I learned I had been chosen,” Duty said. “I couldn’t believe it.”

Duty is an eighth-grade girls coach and teaches seventh-grade Texas history. She graduated from the University of North Texas.

Duty will represent the council, the city of Coppell, the Coppell ISD and Texas in Turkey.

“I think the trip to Turkey is going to be amazing,” Duty said. This will be her first trip overseas.

Her selection was based on her application, recommendation and narrative, according to Jennifer Bowden, director of education at the World Affairs Council of Dallas/Fort Worth.

The study-tour itinerary is a comprehensive event, both culturally and academically. Duty will be touring schools and meeting with officials of the Ministry of Education while in Turkey.

Duty’s project in Turkey will compare the cotton growing industry in Turkey with Texas’s industry and how it affects the world market.

When she returns from the summer expedition, she ,along with all of the other fellows will present a follow-up workshop sometime in October. She will also focus on how the children in Turkey express themselves and compare that to how her students express themselves.

She will be blogging with her students in Texas while touring Turkey so her students will get the opportunity to be with heronline.

“She will be able to bring back adventures and experiences to share with the kids,” said Vern Edin, principal at CMS-West.

This is Duty’s fifth year of teaching and her second year in Coppell ISD.

“The World Affairs Council is excited about these opportunities that we have been able to provide to our teachers,” Bowden said. “We are looking forward to working with her.”

The grant comes in three parts:

*1.Turkey in Transition began with a full day workshop April 25 at the Region 10 Education Service Center and included geography, history, economics, foreign policy, culture, society, religion, and classroom resources. The workshop concluded with lesson plan development for classroom use written by the workshop participants.

*2. A study tour of Turkey with four North Texas educators visiting and studying in Turkey from July 13-July 23 at a cost of $600 per teacher plus domestic airfare. All tour expenses are paid by the Turkish Cultural Foundation.

*3. Finally a presentation called Portrait of Turkey, a mini-series for students and teachers from September 2009 to May 2010.

Bowden said that understanding international issues is essential for competing in a global economy and the challenge for today’s educators is preparing students for our increasingly interdependent world.

“In Dallas/Fort Worth and across America, students consistently display a shocking lack of basic knowledge about the world outside our own country,” Bowden said. “According to a National Geographic survey, more than half of young American adults cannot locate major countries like France, the United Kingdom, or Japan on a world map.”

The vast majority do not know where critical areas such as Iraq, Israel or Afghanistan are located, she added.

The Council received a grant from the Turkish Cultural Foundation to increase teacher’s knowledge about Turkey.

Source: Star Community Newspapers

{seperator} 

Park Hill teacher is going to Turkey
The Kansas City Star - 02.06.2009

Jennifer Baysinger should have some pretty good pictures to share with her classes next fall.

Baysinger, a social studies teacher at Park Hill High School, is one of six area educators who will be making a study trip to Turkey this summer.

They’ll travel in three groups, the first arriving in Turkey on June 29, according to the Turkish Cultural Foundation.

The International Relations Council was looking for educators who teach the humanities, have credibility in their community and are able to share what they learn.

“In short, we were looking for educators who effectively impact the lives of others,” said Maggie McCoy, the council’s director of school programs. “Students, colleagues and other members of the community will walk away from presentations given by these teachers with a new and lasting understanding of the role that the country of Turkey has played and continues to play in history.”

Baysinger, who leaves in July, says she’s particularly interested in the “head-scarf” issue.

“The current ruling in Turkey dictates that women cannot wear head coverings in any government or educational building,” she said by e-mail. “This rule was among many that were meant to keep the government secular, yet it has recently come under fire due to many top officials’ wives not being able to attend government ceremonies due to their practice of covering their heads.

“It is fascinating to me how something as small as a piece of fabric can stir debates about secularism, Islamic fundamentalism, women’s rights and personal liberties.”

She’s also looking forward to experiencing Turkish culture, including the food, ceremonies and art. And she wants to see Cappadocia.

“The area was covered by volcanic ash thousands of years ago and the rock formations created were carved out by the Byzantines for shelter from attacking armies,” she said.

The other teachers going to Turkey: Lisa Kucera, Hickman Mills district; Philippe Vinaimont, Kansas City district; Lora Buatte, Lee’s Summit district; and Nathan Cushenbery-Andrews and Julie Kircher, Kansas City, Kan., district.

Source: Kansas City Star

{seperator} 

Six teachers, administrators will travel to Turkey
Argus Leader, 17.06.2009

Six South Dakota educators will go on a 13-day educational tour of Turkey this summer.

David Colberg, middle and high school principal at Sioux Valley in Volga; Rosemarie Delvaux, middle school teacher and high school drama coach at Woonsocket; Thomas Holmes, history teacher at Roosevelt High School; Adam Smith, geometry, physical science and physics teacher at Washington High School; Eric Toft, geography teacher at Mickelson Middle School in Brookings; and Samantha Walder, reading, speech, composition, literature and journalism teacher at Deuel High School in Clear Lake were chosen for the trip. Teachers competed through an application process.

The trip is through South Dakota World Affairs Council and underwritten by the Turkish Cultural Foundation.

The teachers and administrators will visit schools, museums, mosques and markets during the trip July 26 to Aug. 7.

Source: Argus Leader

{seperator}

ABD’deki ilk Türk müzikali kapalı gise
Milliyet, 15.06.2009

ABD’de sahnelenen ilk Türk müzikali ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ seyircilerden tam not alarak ayakta alkışlandı. Müzikalde, 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu görev aldı

ABD’DE sahnelenen ilk Türk müzikali “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, Broadway’de 3 bin seyirci kapasitesine sahip “Beacon Tiyatrosu”nda kapalı gişe oynadı. Oyun seyircilerden tam not alarak dakikalarca ayakta alkışlandı. Müzikalde, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfının 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu görev aldı. Salondaki Amerikalılar da kulaklıklardan anında yapılan İngilizce seslendirme yoluyla müzikali keyifle izledi.
OYUNUN yazarı Haldun Dormen’e teşekkür eden New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, kendisine bir de plaket verdi. İlk kez Broadway’de sahneye çıkan oyunu sebebiyle son derece heyecanlı olduğunu belirten Dormen, oyunun sponsorları “Türk Kültür Vakfı”na ve Fenerbahçe USA Derneğine verdikleri destekten dolayı müteşekkir olduklarını kaydederken, arkadaşı aktör Peter Nelson’a da teşekkür etti.

source: Milliyet

{seperator} 

Broadway’de Türk gecesi
Hurriyet, 18.06.2009

ABD'de sahnelenen ilk Türk müzikali “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, Broadway'de dün akşam kapalı gişe oynadı.

Broadway'de 3 bin seyirci kapasitesine sahip “Beacon Tiyatrosunda” dün akşam sahnelenen “Hisseli Harikalar Kumpanyası” seyircilerden tam not aldı. Müzikalin sonunda dakikalarca ayakta alkışlanan New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı oyuncuları ve dansçılarını izleyenler arasında oyunun yazarı Haldun Dormen de bulundu.

Yönetmenliğini Gülçin Hatıhan, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, koreografisini Korhan Başaran ve müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk'un yaptığı, başrollerini pop sanatçısı Burak Kut (oyunda Murat Kut'u canlandırdı) ile birlikte Duygu Erdoğan, İbrahim Yazıcı, Uğur Uğural, Meltem Mete, Ayşe Eldek, Onur Selçuk ve Karin Altın'ın paylaştığı “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nda, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfının 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu görev aldı.

Müzikalin ana sponsorluğunu Washington merkezli “Türk Kültür Vakfı” (Turkish Cultural Foundation) yaptı. Oyunu izlemeye gelen Amerikalılar da kendilerine verilen kulaklıklardan anında yapılan İngilizce seslendirme yoluyla müzikali keyifle izledi.

İki perdelik oyunun sonunda Haldun Dormen ve New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, sahneye çıkarak oyunculara teşekkür etti.

Haldun Dormen, sahnede yaptığı konuşmada, “son derece heyecanlı” olduğunu belirterek, ABD'de pek çok kez oynadığını, ama Broadway'de sahneye çıkmadığını anlattı. Adını Broadway'de “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ile göreceğinin hiç aklına gelmediğini söyleyen Dormen, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı ekibine, oyuna katkılarından dolayı Fenerbahçe USA'ye ve oyunu izlemeye gelen Amerikalı arkadaşı aktör Peter Nelson'a teşekkür etti.
New York Başkonsolosu Mehmet Samsar da konuşmasında, “Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen'in bu muhteşem oyununu New York'ta bizle beraber seyretmesi bizi ayrıca mutlu etti, kendisini hem bu oyunu yazdığı için, hem de bizleri yalnız bırakmadığı için sanatçılarımız ve izleyiciler adına ona teşekkür ediyorum” dedi ve Haldun Dormen'e bir plaket taktim etti.

Fenerbahçe USA Derneği Başkanı Ekmel Anda da ABD'deki Türk toplumun her Türk etkinliğine bu geceki gibi katılması gerektiğini belirtti.

Haldun Dormen, daha sonra kuliste AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'de çok oynadığını, ama New York'ta hiç oynamadığını belirterek, “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nın New York'ta oynamasının ve kendi isminin de bu şekilde Broadway'de olmasının çok hoşuna gittiğini belirtti. Dormen, yanında duran Burak Kut'a dönerek, “Burak'ın oynaması çok hoşuma gitti, Burak'ı çok takdir ederim ve hep birlikte bir şeyler yapmak isterim, bir türlü kısmet olmadı, inşallah yapacağız dönüşte” diye konuştu.

Dormen ayrıca, “Türk Kültür Vakfı”na ve Fenerbahçe USA Derneğine oyuna verdikleri destekten müteşekkir olduklarını belirtti ve “Onlar olmasaydı oyunun burada yapılması mümkün değildi” dedi.

Burak Kut da, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfından teklif geldiğinde sevindiğini, ama sahneye çıkıncaya kadar da nasıl olacağını bilemediğini, İstanbul'da yeni albüm hazırlığı yaptığı için müzikale kısa sürede hazırlanmak zorunda kaldığını anlattı. Kut, “Çok mutlu olduk, burası çok büyük bir tiyatro, tarihçesine bakarsanız çok büyük isimleri ağırlamış bir tiyatro. Gerçekten Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük üstatlarından birinin yazdığı oyunu Broadway'de sahneye koymak bizim için ayrıca büyük bir keyifti, Haldun Dormen hocamız da burada olduğu için minnettarız kendisine. İnşallah bir Amerika turnesi de yaparız. Broadway'de Türk oyunlarının sayısının artmasını çok istiyoruz, Türklerin de sesleri daha çok duyulsun istiyoruz” dedi.
Oyunun yapımcısı ve başrol oyuncularından İbrahim Yazıcı, oyundan büyük bir zevk aldıklarını belirterek, “İnanılmaz bir atmosferdi, sanırım biz acıkmışız böyle gösterilere, ayrıca içeride yüzlerce Amerikalı vardı, onların da eğlendilerini gördük, bizi tebrik etmeye geldiler, böyle bir Türk müzikalinden haberleri yoktu. Bu oyunlar devam edecek, gönülden çalışan çok genç arkadaşımız var” dedi.

Müzikalin yönetmeni Gülçin Hatıhan'ın liderliğinde 3,5 aydır her gün prova yaptıklarını belirten Yazıcı, “Bu bir Türk müzikalinin ilk Broadway çıkışı, inşallah bunu devamlı kılacağız” dedi.

Türkiye'nin en çok izlenen müzikallerinden olan “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ilk kez 29 yıl önce olmak üzere, bugüne kadar pek çok ilde 600 defadan fazla sahnelendi.

New York'ta daha önce de “Kanlı Nigar” ve “Sen Olmasaydın” oyunlarını sahneleyen New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı, Türkiye ve New York'ta yaşayan bir grup sanatçı tarafından Türk kültürünü yurt dışında tanıtmak amacıyla kuruldu.

Source: Hurriyet

{seperator} 

Hisseli Broadway Kumpanyası
Star, 14.06.2009

ABD'de sahnelenen ilk Türk müzikali ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'', Broadway'de kapalı gişe oynadı.

Broadway'de 3 bin seyirci kapasitesine sahip ''Beacon Tiyatrosunda'' oynanan ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' seyircilerden tam not aldı. Müzikalin sonunda dakikalarca ayakta alkışlanan New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı oyuncuları ve dansçılarını izleyenler arasında oyunun yazarı Haldun Dormen de bulundu.

Yönetmenliğini Gülçin Hatıhan, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, koreografisini Korhan Başaran ve müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk'un yaptığı, başrollerini pop sanatçısı Burak Kut (oyunda Murat Kut'u canlandırdı) ile birlikte Duygu Erdoğan, İbrahim Yazıcı, Uğur Uğural, Meltem Mete, Ayşe Eldek, Onur Selçuk ve Karin Altın'ın paylaştığı ''Hisseli Harikalar Kumpanyası''nda, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfının 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu görev aldı.

Müzikalin ana sponsorluğunu Washington merkezli ''Türk Kültür Vakfı'' (Turkish Cultural Foundation) yaptı. Oyunu izlemeye gelen Amerikalılar da kendilerine verilen kulaklıklardan anında yapılan İngilizce seslendirme yoluyla müzikali keyifle izledi.

İki perdelik oyunun sonunda Haldun Dormen ve New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, sahneye çıkarak oyunculara teşekkür etti.

Haldun Dormen, sahnede yaptığı konuşmada, ''son derece heyecanlı'' olduğunu belirterek, ABD'de pek çok kez oynadığını, ama Broadway'de sahneye çıkmadığını anlattı. Adını Broadway'de ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' ile göreceğinin hiç aklına gelmediğini söyleyen Dormen, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı ekibine, oyuna katkılarından dolayı Fenerbahçe USA'ye ve oyunu izlemeye gelen Amerikalı arkadaşı aktör Peter Nelson'a teşekkür etti.

New York Başkonsolosu Mehmet Samsar da konuşmasında, ''Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen'in bu muhteşem oyununu New York'ta bizle beraber seyretmesi bizi ayrıca mutlu etti, kendisini hem bu oyunu yazdığı için, hem de bizleri yalnız bırakmadığı için sanatçılarımız ve izleyiciler adına ona teşekkür ediyorum'' dedi ve Haldun Dormen'e bir plaket taktim etti.

Fenerbahçe USA Derneği Başkanı Ekmel Anda da ABD'deki Türk toplumun her Türk etkinliğine bu geceki gibi katılması gerektiğini belirtti.
Haldun Dormen, daha sonra kuliste AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'de çok oynadığını, ama New York'ta hiç oynamadığını belirterek, ''Hisseli Harikalar Kumpanyası''nın New York'ta oynamasının ve kendi isminin de bu şekilde Broadway'de olmasının çok hoşuna gittiğini belirtti. Dormen, yanında duran Burak Kut'a dönerek, ''Burak'ın oynaması çok hoşuma gitti, Burak'ı çok takdir ederim ve hep birlikte bir şeyler yapmak isterim, bir türlü kısmet olmadı, inşallah yapacağız dönüşte'' diye konuştu.

Dormen ayrıca, ''Türk Kültür Vakfı''na ve Fenerbahçe USA Derneğine oyuna verdikleri destekten müteşekkir olduklarını belirtti ve ''Onlar olmasaydı oyunun burada yapılması mümkün değildi'' dedi.

Burak Kut da, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfından teklif geldiğinde sevindiğini, ama sahneye çıkıncaya kadar da nasıl olacağını bilemediğini, İstanbul'da yeni albüm hazırlığı yaptığı için müzikale kısa sürede hazırlanmak zorunda kaldığını anlattı. Kut, ''Çok mutlu olduk, burası çok büyük bir tiyatro, tarihçesine bakarsanız çok büyük isimleri ağırlamış bir tiyatro. Gerçekten Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük üstatlarından birinin yazdığı oyunu Broadway'de sahneye koymak bizim için ayrıca büyük bir keyifti, Haldun Dormen hocamız da burada olduğu için minnettarız kendisine. İnşallah bir Amerika turnesi de yaparız. Broadway'de Türk oyunlarının sayısının artmasını çok istiyoruz, Türklerin de sesleri daha çok duyulsun istiyoruz'' dedi.

Oyunun yapımcısı ve başrol oyuncularından İbrahim Yazıcı, oyundan büyük bir zevk aldıklarını belirterek, ''İnanılmaz bir atmosferdi, sanırım biz acıkmışız böyle gösterilere, ayrıca içeride yüzlerce Amerikalı vardı, onların da eğlendilerini gördük, bizi tebrik etmeye geldiler, böyle bir Türk müzikalinden haberleri yoktu. Bu oyunlar devam edecek, gönülden çalışan çok genç arkadaşımız var'' dedi.

Müzikalin yönetmeni Gülçin Hatıhan'ın liderliğinde 3,5 aydır her gün prova yaptıklarını belirten Yazıcı, ''Bu bir Türk müzikalinin ilk Broadway çıkışı, inşallah bunu devamlı kılacağız'' dedi.

Türkiye'nin en çok izlenen müzikallerinden olan ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' ilk kez 29 yıl önce olmak üzere, bugüne kadar pek çok ilde 600 defadan fazla sahnelendi.

New York'ta daha önce de ''Kanlı Nigar'' ve ''Sen Olmasaydın'' oyunlarını sahneleyen New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı, Türkiye ve New York'ta yaşayan bir grup sanatçı tarafından Türk kültürünü yurt dışında tanıtmak amacıyla kuruldu.


Source: Star

{seperator} 

Turk Muzikali ilk kez Broadway'de
Turkish NY, 14.06.2009

ABD'de sahnelenen ilk Türk müzikali ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'', Broadway'de kapalı gişe oynadı.Broadway'de 3 bin seyirci kapasitesine sahip ''Beacon Tiyatrosunda'' oynanan ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' seyircilerden tam not aldı. Müzikalin sonunda dakikalarca ayakta alkışlanan New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı oyuncuları ve dansçılarını izleyenler arasında oyunun yazarı Haldun Dormen de bulundu.

Yönetmenliğini Gülçin Hatıhan, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, koreografisini Korhan Başaran ve müzikal direktörlüğünü Onur Selçuk'un yaptığı, başrollerini pop sanatçısı Burak Kut (oyunda Murat Kut'u canlandırdı) ile birlikte Duygu Erdoğan, İbrahim Yazıcı, Uğur Uğural, Meltem Mete, Ayşe Eldek, Onur Selçuk ve Karin Altın'ın paylaştığı ''Hisseli Harikalar Kumpanyası''nda, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfının 80 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu görev aldı.
Müzikalin ana sponsorluğunu Washington merkezli ''Türk Kültür Vakfı'' (Turkish Cultural Foundation) yaptı. Oyunu izlemeye gelen Amerikalılar da kendilerine verilen kulaklıklardan anında yapılan İngilizce seslendirme yoluyla müzikali keyifle izledi.
İki perdelik oyunun sonunda Haldun Dormen ve New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, sahneye çıkarak oyunculara teşekkür etti.
Haldun Dormen, sahnede yaptığı konuşmada, ''son derece heyecanlı'' olduğunu belirterek, ABD'de pek çok kez oynadığını, ama Broadway'de sahneye çıkmadığını anlattı. Adını Broadway'de ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' ile göreceğinin hiç aklına gelmediğini söyleyen Dormen, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı ekibine, oyuna katkılarından dolayı Fenerbahçe USA'ye ve oyunu izlemeye gelen Amerikalı arkadaşı aktör Peter Nelson'a teşekkür etti.
New York Başkonsolosu Mehmet Samsar da konuşmasında, ''Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen'in bu muhteşem oyununu New York'ta bizle beraber seyretmesi bizi ayrıca mutlu etti, kendisini hem bu oyunu yazdığı için, hem de bizleri yalnız bırakmadığı için sanatçılarımız ve izleyiciler adına ona teşekkür ediyorum'' dedi ve Haldun Dormen'e bir plaket taktim etti.
Fenerbahçe USA Derneği Başkanı Ekmel Anda da ABD'deki Türk toplumun her Türk etkinliğine bu geceki gibi katılması gerektiğini belirtti.

Haldun Dormen, daha sonra kuliste AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'de çok oynadığını, ama New York'ta hiç oynamadığını belirterek, ''Hisseli Harikalar Kumpanyası''nın New York'ta oynamasının ve kendi isminin de bu şekilde Broadway'de olmasının çok hoşuna gittiğini belirtti.
Dormen, yanında duran Burak Kut'a dönerek, ''Burak'ın oynaması çok hoşuma gitti, Burak'ı çok takdir ederim ve hep birlikte bir şeyler yapmak isterim, bir türlü kısmet olmadı, inşallah yapacağız dönüşte'' diye konuştu.
Dormen ayrıca, ''Türk Kültür Vakfı''na ve Fenerbahçe USA Derneğine oyuna verdikleri destekten müteşekkir olduklarını belirtti ve ''Onlar olmasaydı oyunun burada yapılması mümkün değildi'' dedi.
Burak Kut da, New York Türk-Amerikan Sanat Vakfından teklif geldiğinde sevindiğini, ama sahneye çıkıncaya kadar da nasıl olacağını bilemediğini, İstanbul'da yeni albüm hazırlığı yaptığı için müzikale kısa sürede hazırlanmak zorunda kaldığını anlattı.
Kut, ''Çok mutlu olduk, burası çok büyük bir tiyatro, tarihçesine bakarsanız çok büyük isimleri ağırlamış bir tiyatro.Gerçekten Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük üstatlarından birinin yazdığı oyunu Broadway'de sahneye koymak bizim için ayrıca büyük bir keyifti, Haldun Dormen hocamız da burada olduğu için minnettarız kendisine. İnşallah bir Amerika turnesi de yaparız. Broadway'de Türk oyunlarının sayısının artmasını çok istiyoruz, Türklerin de sesleri daha çok duyulsun istiyoruz'' dedi.
Oyunun yapımcısı ve başrol oyuncularından İbrahim Yazıcı, oyundan büyük bir zevk aldıklarını belirterek, ''İnanılmaz bir atmosferdi, sanırım biz acıkmışız böyle gösterilere, ayrıca içeride yüzlerce Amerikalı vardı, onların da eğlendilerini gördük, bizi tebrik etmeye geldiler, böyle bir Türk müzikalinden haberleri yoktu. Bu oyunlar devam edecek, gönülden çalışan çok genç arkadaşımız var'' dedi.
Müzikalin yönetmeni Gülçin Hatıhan'ın liderliğinde 3,5 aydır her gün prova yaptıklarını belirten Yazıcı, ''Bu bir Türk müzikalinin ilk Broadway çıkışı, inşallah bunu devamlı kılacağız'' dedi.
Türkiye'nin en çok izlenen müzikallerinden olan ''Hisseli Harikalar Kumpanyası'' ilk kez 29 yıl önce olmak üzere, bugüne kadar pek çok ilde 600 defadan fazla sahnelendi.

New York'ta daha önce de ''Kanlı Nigar'' ve ''Sen Olmasaydın'' oyunlarını sahneleyen New York Türk-Amerikan Sanat Vakfı, Türkiye ve New York'ta yaşayan bir grup sanatçı tarafından Türk kültürünü yurt dışında tanıtmak amacıyla kuruldu.

Source: Turkish NY

{seperator} 
Talking Turkey
Keloland TV, 08.06.2009

As students go back to school, they'll be talking about what they did during summer vacation. But one Sioux Falls teacher will bring his experiences to life in the classroom.  Roosevelt teacher Tom Holmes spent a couple of weeks in Turkey, absorbing the culture, learning the language and it was nearly all paid for by a Turkish non-profit organization.

Before students arrive for class, world history teacher Tom Holmes takes a minute to organize his desk. After a two-week trip overseas, Holmes has a new collection of books, brochures and memorabilia.

"Wherever I went, I tried to pick up any sort of souvenirs I could," Holmes said.

Holmes was one of around 30 other American teachers who traveled to Turkey through a study course sponsored by a charitable organization called the Turkish Cultural Foundation. The outreach program brings in dozens of groups every year, and Holmes says it's because leaders in that country think Americans have a negative opinion of them.

"I think it's because Turkey is a largely Muslim country and with the war on terror, people feel as if they're being stereotyped in part," said Holmes. “They're a secular democratic state, not a Muslim state, and they'll tell you that. They try to separate church and state, and allow for religious freedom in their country."
Holmes says it was an intense two weeks. The teachers spent ten to 12 hours a day constantly learning, touring historic sites, speaking the language and soaking up all the information they could.

"It was a study tour so we were lectured to either on a bus as we traveled or on the site as well; an onsite educational experience," Holmes said.

Holmes says Turkey is already included in his curriculum because of its location and historical significance.

"It's located along two major trade routes: Silk Road, the Black Sea trade, the Mediterranean and such, so there's so much history there," said Holmes. "At one point I looked over and saw my sandals I'd been wearing and they were covered with dust. I thought, there's 9,000 to 10,000 years of human history on that pair of sandals."

Holmes says he'll take these experiences and pass them onto his students in the classroom.

"So many times world history has been taught as one fact, one detail. You memorize a name for the test and you forget it, and it really shouldn't be looked upon that way," Holmes said.

Instead, Holmes is coming up with ways to involve his students in his overseas journey. They'll get to see Turkey and its traditions in a whole new light.

"You're changed in subtle and profound ways and I like to think I'm a better person. I know the experience has enriched me as a human being," Holmes said.

And he hopes the kids will gain the same appreciation for Turkey as a result.

All together, six South Dakota teachers went on the trip and were also sponsored by the South Dakota World Affairs Council.

Source: www.keloland.com/news/eyeonkeloland/NewsDetail6403.cfm?Id=88743

{seperator} 

Progress on Turkey-Armenia
UN DISPACT, 07.19.2009

By Mark Leon Goldberg

ConflictsSecurity
I am in Turkey this week, courtesy of the Turkish Cultural Foundation.  As it happens, this is an auspicious time to be here.  The IMF-World Bank meetings wrap up  in Istanbul today. Also, later in the week, the Turkish and Armenian foreign ministers will meet in Switzerland to sign the Armenia-Turkey protocol which paves the way for the restoration of diplomatic relations between the two neighboring countries. Turkey and Armenia have had a closed border since the early 1990s and there is no formal diplomatic relations between the two countries. 

The protocol seeks to address a number of outstanding disputes that have caused such a frayed relationship. This includes the 1915  Armenian genocide and Armenian claims to Turkish territory.  On the genocide issue, the protocol establishes a joint Armenian-Turkish historical commission to examine the question of the genocoide. While this is the preferred method for reconciliation by the political leadership of Turkey and Armenia, this point has made the agreement controversial among many Armenians in the diaspora. To that end, Armenian President Serge Sarkisian traveled to Los Angeles, Paris and Beirut in recent weeks to lobby the Armenian diaspora. However, he was greeted with protests nearly everywhere he went by those in the diaspora opposed to rapprochement with Turkey. 

The protocol also represents an agreement between the two countries on the precise border between Turkey and Armenia, formally renouncing Armenian claims on Turkish territory.  Though it is not officially a part of the protocol to be signed in Zurich next week, there has been parallel progress on another border dispute between Armenia and Azerbaijan.  When the USSR dissolved Armenia seized control of the ethnic Armenian enclave inside Azerbaijan known has Nagorno-Karanbakh. Turkey, which has strong ties to Azerbaijan, closed its border with Armenia in solidarity.  Armenian and Azeri delegations are meeting in Moldova this week to discuss the Karabakh issue, though Turkish president Recep Erdogan has said that he will sign the protocol to open the border irrespective of progress on the Karabakh front.

For the protocol to come into effect, however, it must be ratified by both parliaments. This is far from a certain outcome.  As a prominent Turkish journalist told me, opposition parties are appealing to nationalist sentiments and opposing the protocols to gain partisan advantage.  Still, signing this agreement is an important first step to the full restoration of diplomatic relations between these neighbors.   The deal is supposed to go down on Saturday in Zurich.  Stay tuned.

Source: www.undispatch.com/node/8978 

{seperator} 

Teacher brings Turkey experience into classroom
The Nationalist, 20.10.2009

 By Jaimie Anderson

            Many teachers spent their summer taking classes to improve their instruction.  For RHS history teacher Mr. Tom Holmes, spending almost two weeks of his summer on a “study tour” in Turkey was the perfect fit for him.

          “It was like a super college class,” said Mr. Holmes. “Every time I travel I learn a great deal that helps me with my teaching…I have a world history background, yet I still managed to take over 150 pages of notes!”

The trip, sponsored by the Turkish Cultural Foundation in Washington, D.C., brought together Holmes and 30 teachers, six of whom are from South Dakota, for an intensive tour of Turkish culture, education, and tradition.

          While in Turkey, he stayed in hotels, and met Behiye Kodal, an exchange student who attended RHS last year, and her family.  Among his many excursions, he also visited two schools.

“One school was a country school, and when the village kids saw the bus, they ran over to greet us,” Mr. Holmes said.  “That was fun. They seemed surprised to hear me speak Turkish to them.”

          Holmes has already begun sharing his experiences from this trip with his students in AP World History class.

“There are many memories I will take with me from this trip.  Perhaps the most meaningful will be the time we spent at Ephesus.  That place has so much historical and biblical meaning…nearly 10,000 years of human history,” said Mr. Holmes.  “I am truly a better person from this experience.”

Written by Jaimie Anderson

Source: The Nationalist
URL: www.rhsnationalist.com/news/2009/10/20/teacher-brings-turkey-experience-into-classroom/

{seperator} 

Kültür ve sanata önem vermeliyiz
Habertürk, 24 Kasım 2009

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''kitapçıya, kütüphaneye, müzeye gitmenin vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmesi'' gerektiğini söyledi.

Günay, ''Çocuk Dostu Müze Programı'nın ikinci ayağının ''Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde gerçekleştirilen etkinliğine katıldı.

Çalışmanın bu yıl önemli bir ivme kazandığını vurgulayan Günay, etkinliğe katılan İlk Meclis İlköğretim Okulu öğrencilerine teşekkür etti.

Bakan Günay, öğrencilere seslenirken, yarın Öğretmenler Günü'nün kutlanacağını hatırlatarak, ''Öğretmenler bizim annemizden babamızdan sonra hatta bazen onlardan önce eğitilmemiz için yaşamı ve yaşamımız boyunca bize gerekli olan bilgileri öğretmek için inanılmaz bir özveriyle çalışan özel insanlardır. Ben öğretmenlerimi, ilk öğretmenimi annem ve babamı nasıl hatırlarsam sürekli öyle hatırlarım'' diye konuştu.

Dünyanın başka ülkelerini gezerken, oralarda müzeleri gezen öğrenciler gördüğünü anlatan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Öğrencilerin ellerinde müzeleri gezerken defter kalem, dosya var. Bir köşeye oturuyorlar gezdikleri objelerin resimlerini yapmaya çalışıyorlar. Müzeyi paylaşıyorlar. Müzede ne olduğunu ne bittiğini anlamaya çalışıyorlar. Galiba o geziden sonra okula döndüklerinde o müzeyle ilgili bir ödevi öğretmenleri ve arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.

Yakın yıllara kadar benim gördüğüm müze gezileri Türkiye'de böyle değildi. Müzeleri öğrenci olarak gezdiğim zaman da değildi. Birçok yerde, müze, gezme biraz ders kaynatma vesilesi haline getirilirdi. Ben, zaman zaman öğrencileri durdurup, 'neyi geziyorsunuz', 'nereyi geziyorsunuz' dediğimde yeterli yanıt alamadım, bu eksikliği gördüm. Mademki bir yere gelmişiz özel bir mekana zaman ayırmışız bunu öğrenmemiz gerekiyor. Nereyi geziyoruz, ne var burada, burada tarihin hangi dönemi yaşamış, burası neden önemli bunu öğrenmemiz gerekiyor. Bu yaptığımız çalışma bizi bu öğrenme ve bilgilenme konusunda destekleyecek bir çalışma.''

Proje kapsamında ilk programın Cumhuriyet Müzesi'nde yapıldığıni ifade eden Günay, öğretmenlere de ''Ankara'da olmak bir şanstır. Öğrencilerinize bu imkanı kullandırma konusunda gayret sarf edin'' diye seslendi.

-''İLK BEBEĞİMİ ELİME ALMIŞ GİBİ HEYECANLANDIM''

Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin dünyanın en eski uygarlıklarının ilk ayak izlerine işaret ettiğini anlatan Günay, ''Adına 'Anadolu' dediğimiz bu topraklar, üç tarafı denizlerle çevrili olduğu için, akarsuları daha bol olduğu için, iklimi her mevsimi normal bir biçimde yaşama imkanı verdiği için ilk uygarlıkların yeşerdiği, ilk büyük medeniyetlerin kurulduğu çok özel bir toprak'' dedi.

Anadolu 10 bin yıl daha eskiye giden uygarlıkların ayak izleri bulunduğunu anlatan Günay, şunları söyledi:

''Geçen yıl ben bir Anadolu müzesinde gezerken, arkeolog arkadaşlarım 'size özel bir şey göstermek istiyoruz' dediler. Bir kutunun içine konulmuş, kağıtlarla pamuklarla sarılmış belli ki aşınmasın diye yeşilimsi bir taş çıkardılar. Taş belli ki bir balta ağzı. Sap kısmında insan eliyle yapıldığı belli olan kısımlar var. Bunun 14 bin yıl önceye ait olduğunu söylediler.

İnanın bana, onu elime aldığımda, ilk bebeğimi elime almış gibi heyecanlandım. Bu topraklarda 14 bin yıl önce insan eliyle yapılmış aletler var ve onlar bizim müzelerimizde. Bunu anlamaya çalışacaksınız. Bundan sonra birçok müzede Türkiye'nin birçok müzesinde bunu yapmaya tarihimizle insanımızı ve gençlerimizi tanıştırmaya çalışacağız.

Yaşamınızda vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelsin kitapçıya gitmek, kütüphaneye gitmek ve müzeye gitmek. İnanın bana müze gezmek kadar insanı kendi toprağını sevmesini teşvik eden çok az şey vardır. inanın ki bana kitap kadar iyi ve sağlam çok az dost vardır.''

Günay, bunu sağlayabilmek için geçen yıl bir çalışma başlattıklarını, müzeleri öğrencilere 17 yaş sonuna kadar ücretsiz yaptıklarını söyledi.

Üniversiteye gidenler için de yüzde 50 indirimli bir kart çıkardıklarını anlatan Günay, ''Yetişkinler için de 'Müze Kart' çıkardık, fiyatı 20 TL... Bazen basında 'Müze Kart'la ilgili eleştirel yazılar çıkıyor. 'Her yer ücretsiz denildi, Topkapı Sarayı'nın şu bölümüne Efes'te de Yamaç Evlerine giremiyoruz' diye. Evet, bazı yerler var ki biz orada izdiham olmasın istiyoruz. Orada bir ziyaretçi kapasitesi var, o kapasite zorlanmasın istiyoruz'' dedi.

Konuşmaların ardından, öğrenciler, ''Senden Önce Anadolu'' eğitim setindeki antik çağları anlatan çocuk maketlerinin arkasına geçerek, dönemler hakkında bilgi verdiler.

Bu arada, etkinliğe katılan Türk Eğitim Gönüllüleri Dr. Nusret Arsel Etimesgut Eğitim Parkı'ndan öğrenciler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile aralarında yürüttükleri proje ve atölye çalışmaları için Bakan Günay'dan destek sözü aldı.

-ROMA DÖNEMİNE AİT TİYATRO-

Günay, daha sonra, yıkılan öğretmenevinin yanındaki Roma dönemine ait tiyatroya giderek çalışmalar hakkında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Melih Arslan'dan bilgi aldı.

Çalışma yapılan alanda bir Roma yerleşimi olduğunu aktaran Günay, ''Ankara çok eski bir şehir. Hacı Bayram ve Agustus tapınağı simgesel bir yerde bulunuyorsa ve Agustus tapınağının duvarında da bir eşi Roma'da bulunan bir kitabe varsa o zaman burası çok önemli bir merkez'' dedi.

''Kötü yapılaşmalarla alanın kimliksiz bir hale dönüştürüldüğünü'' ifade eden Günay, şunları kaydetti:

''Şimdi mümkün olduğu kadar Ankara'nın bu özelliğini belirgin hale getirmeye gayret ediyoruz. Burada çok sayıda yapılması gereken mekan yenilemeleri var, yıkımlar var. Bunları yapacağız. Gelecek yıl içinde bu kazı, yandaki yıkılan otelin arazisine kadar devam edecek. bütün bu alanda bu yıkımlarda yapıldıktan sonra bu alanda bir Roma yerleşimi olduğunu düşünüyorum. Çünkü karşıda Agustus tapınağı burada bir tiyatro var ise bu alanda mutlaka başka kamusal alanlar var. Roma hamamı ile Ankara Valiliği'nin önündeki Roma yolu arasında da devam eden bir yol var yol bağlantısı var. Önemli bir Roma yerleşimi, bunu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Roma ortaya çıkarken, Selçuklu yapıları da çevredeki düzenlemeler esnasında ortaya çıkmış olacak. Böylece tarihin iki dönemine Ankara tanıklık etmiş olacak. Cumhuriyet'in başkenti ama önemli bir Selçuklu yerleşimi ve önemli bir roma yerleşimi olarak bir tarihsel kimliğe ulaşmış olacak. Bir süre sonra belki burada küçük etkinliklerin, müzik etkinliklerin yapılabileceği bir mekan ortaya çıkacak. Selçuklu eserleri de ortaya çıkacak. Normal bir Roma şehri açısından baktığınız zaman Agustus ile bu tiyatro arasında mutlaka görkemli bir aksın bulunması gerekiyor. Bu otel yıkılınca karşılıklı bir aks ortaya çıkacak. Muhtemelen sütunların heykellerin bulunduğu bir cadde çıkacak ortaya.''

-''SENDEN ÖNCE ANADOLU'' EĞİTİM SETİ-

Toplam 16 ciltten oluşan ve kolektif bir çalışmanın ürünü olan eğitim seti, Anadolu Medeniyetleri müzesi ve ABD'de kurulu Turkısh Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı) ana sponsorluğunda hazırlandı.

Anadolu topraklarında yaşamış uygarlıklara ait bilgiler çocuklara eğitici, eğlenceli ve akılda kalıcı bir tarzda anlatılıyor. Çocukları sıkıcı bilgilere boğmadan zaman içinde geriye doğru yolculuğa çıkarmayı amaçlayan kitapçıklarda. Her çay ve uygarlık güneş ve bir çocuk kahraman tarafından tanıtılıyor.

Ali Akın Akyol'un koordinatörlüğünde, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan eğitim setiyle, ilköğretim öğrencileri ve öğretmenlerin müze gezileri ve müzede yapacakları etkinlikler sırasında onlara yol göstermek amaçlanıyor.

Kaynak : Habertürk,

{seperator} 

“Senden Önce Anadolu” Yayınlandı
  Turkish NY,
24.11.2009

Turkish Cultural Foundation’un sponsorluğuyla Türkçe serisi tamamlanan ve İngilizce’ye çevrilen “Senden Önce Anadolu” eğitim ve kültür serisi yayınlandı. Geçmişten bugüne Anadolu’daki tüm uygarlıkların anlatıldığı, çocuklara ve eğitmenlere yönelik 16 ciltten oluşan “Senden Önce Anadolu” eğitim seti Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin önderligi ve koordinasyonu ile gercekleştirildi.

Yayının tanıtımı, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın katılımı ve konuşmasıyla 23 Kasım Pazartesi günü saat 10:00’da Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenecek bir basın toplantısı ve resepsiyonda yapılacak.

Kollektif bir çalışmanın ürünü olan “Senden Önce Anadolu” eğitim seti projesinin mimarı geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz merhum Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Hikmet Denizli idi. Projede çok sayıda müze uzmanı, bilim insanı, yazar, ressam ve tarasımcı görev aldı.

“Senden Önce Anadolu,” ilköğretim çağındaki 7-12 yaş arası çocuklara ve onların eğitmenlerine yönelik eğlenceli, akılda kalıcı ve öğretici yöntemlerle Anadolu toprakları üzerinde yaşamış uygarlıklar ve yaşam biçimleri hakkında bilgi veren son derece önemli bir kültür ve eğitim yayını.

Kronolojik olarak hazırlanmış ciltlerde Anadolu uygarlıkları ve yaşam biçimleri güneş ve bir çocuk kahraman eşliğinde okurları geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarmakta. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen ve arkeolojik kazılarda elde edilen eserleri tanıtmanın yanı sıra Anadolu’daki uygarlıkların yaşam alanlarını gösteren ve çok sayıda görsel malzemeyle desteklenen sayfalar, boyama, bulmaca ve interaktif tamamlamalarla son derece zengin bir anlatıma sahip.

Eğitim serisini oluşturan ve aşağıda isimleri belirtilen 16 cildi kapsayan çağlar ve uygarlıklar tematik bir biçimde işlenmekte:

1.Yontma Taş Çağı; 2. Yeni Taş Çağı; 3. Bakır Taş Çağı; 4. Eski Tunç Çağı; 5. Asur Ticaret Kolonileri Dönemi; 6. Hititler; 7. Geç Hititler; 8. Urartular; 9. Frigler; 10. Batı Anadolu Uygarlıkları; 11. Anadolu’da Helenistik Dönem; 12. Roma Dönemi; 13. Bizans Dönemi; 14. Selçuklu Dönemi; 15. Osmanlı Dönemi; 16.Cumhuriyet Dönemi ve Atatürk

“Senden Önce Anadolu” eğitim seti medeniyetler beşiği Anadolu’nun kültür zenginliğini ortaya koyan ve Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak önemli bir eser. Eğitim seti, Anadolu Medeniyetleri Müzesi Mağazası’ndan ve online Türk Kültürü Mağazası’ndan (http://www.turkishcultureshop.org) temin edilebilir.

Kaynak : Turkish NY

{seperator} 

Ertuğrul Günay: Müzeye gitmek alışkanlık olmalı
Netgazete, 23.11.2009

ANKARA -AA- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "kitapçıya, kütüphaneye, müzeye gitmenin vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmesi" gerektiğini söyledi.
Günay, "Çocuk Dostu Müze Programı'nın ikinci ayağının "Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde gerçekleştirilen etkinliğine katıldı.
Çalışmanın bu yıl önemli bir ivme kazandığını vurgulayan Günay, etkinliğe katılan İlk Meclis İlköğretim Okulu öğrencilerine teşekkür etti.
Bakan Günay, öğrencilere seslenirken, yarın Öğretmenler Günü'nün kutlanacağını hatırlatarak, "Öğretmenler bizim annemizden babamızdan sonra hatta bazen onlardan önce eğitilmemiz için yaşamı ve yaşamımız boyunca bize gerekli olan bilgileri öğretmek için inanılmaz bir özveriyle çalışan özel insanlardır. Ben öğretmenlerimi, ilk öğretmenimi annem ve babamı nasıl hatırlarsam sürekli öyle hatırlarım" diye konuştu.

Dünyanın başka ülkelerini gezerken, oralarda müzeleri gezen öğrenciler gördüğünü anlatan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Öğrencilerin ellerinde müzeleri gezerken defter kalem, dosya var. Bir köşeye oturuyorlar gezdikleri objelerin resimlerini yapmaya çalışıyorlar. Müzeyi paylaşıyorlar. Müzede ne olduğunu ne bittiğini anlamaya çalışıyorlar. Galiba o geziden sonra okula döndüklerinde o müzeyle ilgili bir ödevi öğretmenleri ve arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.
Yakın yıllara kadar benim gördüğüm müze gezileri Türkiye'de böyle değildi. Müzeleri öğrenci olarak gezdiğim zaman da değildi. Birçok yerde, müze, gezme biraz ders kaynatma vesilesi haline getirilirdi. Ben, zaman zaman öğrencileri durdurup, 'neyi geziyorsunuz', 'nereyi geziyorsunuz' dediğimde yeterli yanıt alamadım, bu eksikliği gördüm. Mademki bir yere gelmişiz özel bir mekana zaman ayırmışız bunu öğrenmemiz gerekiyor. Nereyi geziyoruz, ne var burada, burada tarihin hangi dönemi yaşamış, burası neden önemli bunu öğrenmemiz gerekiyor. Bu yaptığımız çalışma bizi bu öğrenme ve bilgilenme konusunda destekleyecek bir çalışma."
Proje kapsamında ilk programın Cumhuriyet Müzesi'nde yapıldığıni ifade eden Günay, öğretmenlere de "Ankara'da olmak bir şanstır. Öğrencilerinize bu imkanı kullandırma konusunda gayret sarf edin" diye seslendi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin dünyanın en eski uygarlıklarının ilk ayak izlerine işaret ettiğini anlatan Günay, "Adına 'Anadolu' dediğimiz bu topraklar, üç tarafı denizlerle çevrili olduğu için, akarsuları daha bol olduğu için, iklimi her mevsimi normal bir biçimde yaşama imkanı verdiği için ilk uygarlıkların yeşerdiği, ilk büyük medeniyetlerin kurulduğu çok özel bir toprak" dedi.
Anadolu 10 bin yıl daha eskiye giden uygarlıkların ayak izleri bulunduğunu anlatan Günay, şunları söyledi:
"Geçen yıl ben bir Anadolu müzesinde gezerken, arkeolog arkadaşlarım 'size özel bir şey göstermek istiyoruz' dediler. Bir kutunun içine konulmuş, kağıtlarla pamuklarla sarılmış belli ki aşınmasın diye yeşilimsi bir taş çıkardılar. Taş belli ki bir balta ağzı. Sap kısmında insan eliyle yapıldığı belli olan kısımlar var. Bunun 14 bin yıl önceye ait olduğunu söylediler.
İnanın bana, onu elime aldığımda, ilk bebeğimi elime almış gibi heyecanlandım. Bu topraklarda 14 bin yıl önce insan eliyle yapılmış aletler var ve onlar bizim müzelerimizde. Bunu anlamaya çalışacaksınız. Bundan sonra birçok müzede Türkiye'nin birçok müzesinde bunu yapmaya tarihimizle insanımızı ve gençlerimizi tanıştırmaya çalışacağız.
Yaşamınızda vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelsin kitapçıya gitmek, kütüphaneye gitmek ve müzeye gitmek. İnanın bana müze gezmek kadar insanı kendi toprağını sevmesini teşvik eden çok az şey vardır. inanın ki bana kitap kadar iyi ve sağlam çok az dost vardır."
Günay, bunu sağlayabilmek için geçen yıl bir çalışma başlattıklarını, müzeleri öğrencilere 17 yaş sonuna kadar ücretsiz yaptıklarını söyledi.
Üniversiteye gidenler için de yüzde 50 indirimli bir kart çıkardıklarını anlatan Günay, "Yetişkinler için de 'Müze Kart' çıkardık, fiyatı 20 TL... Bazen basında 'Müze Kart'la ilgili eleştirel yazılar çıkıyor. 'Her yer ücretsiz denildi, Topkapı Sarayı'nın şu bölümüne Efes'te de Yamaç Evlerine giremiyoruz' diye. Evet, bazı yerler var ki biz orada izdiham olmasın istiyoruz. Orada bir ziyaretçi kapasitesi var, o kapasite zorlanmasın istiyoruz" dedi.

Konuşmaların ardından, öğrenciler, "Senden Önce Anadolu" eğitim setindeki antik çağları anlatan çocuk maketlerinin arkasına geçerek, dönemler hakkında bilgi verdiler.
Bu arada, etkinliğe katılan Türk Eğitim Gönüllüleri Dr. Nusret Arsel Etimesgut Eğitim Parkı'ndan öğrenciler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile aralarında yürüttükleri proje ve atölye çalışmaları için Bakan Günay'dan destek sözü aldı.

Günay, daha sonra, yıkılan öğretmenevinin yanındaki Roma dönemine ait tiyatroya giderek çalışmalar hakkında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Melih Arslan'dan bilgi aldı.
Çalışma yapılan alanda bir Roma yerleşimi olduğunu aktaran Günay, "Ankara çok eski bir şehir. Hacı Bayram ve Agustus tapınağı simgesel bir yerde bulunuyorsa ve Agustus tapınağının duvarında da bir eşi Roma'da bulunan bir kitabe varsa o zaman burası çok önemli bir merkez" dedi.
"Kötü yapılaşmalarla alanın kimliksiz bir hale dönüştürüldüğünü" ifade eden Günay, şunları kaydetti:
"Şimdi mümkün olduğu kadar Ankara'nın bu özelliğini belirgin hale getirmeye gayret ediyoruz. Burada çok sayıda yapılması gereken mekan yenilemeleri var, yıkımlar var. Bunları yapacağız. Gelecek yıl içinde bu kazı, yandaki y ıkılan otelin arazisine kadar devam edecek. bütün bu alanda bu yıkımlarda yapıldıktan sonra bu alanda bir Roma yerleşimi olduğunu düşünüyorum. Çünkü karşıda Agustus tapınağı burada bir tiyatro var ise bu alanda mutlaka başka kamusal alanlar var. Roma hamamı ile Ankara Valiliği'nin önündeki Roma yolu arasında da devam eden bir yol var yol bağlantısı var. Önemli bir Roma yerleşimi, bunu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Roma ortaya çıkarken, Selçuklu yapıları da çevredeki düzenlemeler esnasında ortaya çıkmış olacak. Böylece tarihin iki dönemine Ankara tanıklık etmiş olacak. Cumhuriyet'in başkenti ama önemli bir Selçuklu yerleşimi ve önemli bir roma yerleşimi olarak bir tarihsel kimliğe ulaşmış olacak. Bir süre sonra belki burada küçük etkinliklerin, müzik etkinliklerin yapılabileceği bir mekan ortaya çıkacak. Selçuklu eserleri de ortaya çıkacak. Normal bir Roma şehri açısından baktığınız zaman Agustus ile bu tiyatro arasında mutlaka görkemli bir aksın bulunması gerekiyor. Bu otel yıkılınca karşılıklı bir aks ortaya çıkacak. Muhtemelen sütunların heykellerin bulunduğu bir cadde çıkacak ortaya."
Toplam 16 ciltten oluşan ve kolektif bir çalışmanın ürünü olan eğitim seti, Anadolu Medeniyetleri müzesi ve ABD'de kurulu Turkısh Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı) ana sponsorluğunda hazırlandı.
Anadolu topraklarında yaşamış uygarlıklara ait bilgiler çocuklara eğitici, eğlenceli ve akılda kalıcı bir tarzda anlatılıyor. Çocukları sıkıcı bilgilere boğmadan zaman içinde geriye doğru yolculuğa çıkarmayı amaçlayan kitapçıklarda. Her çay ve uygarlık güneş ve bir çocuk kahraman tarafından tanıtılıyor.
Ali Akın Akyol'un koordinatörlüğünde, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan eğitim setiyle, ilköğretim öğrencileri ve öğretmenlerin müze gezileri ve müzede yapacakları etkinlikler sırasında onlara yol göstermek amaçlanıyor.

Kaynak : Netgazete

{seperator} 
Türk sanatı görsel arşivi herkese açıldı
Hurriyet, 08.12.2009

Sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un 54 yıldır çekmecesinde biriktirdiği ve 2008’de Türk Kültür Vakfı’na bağışladığı 12 binden fazla slayttan oluşan arşiv, bugün erişime açılıyor. Atasoy’un yurtiçi ve yurtdışındaki müze, sergi, manastır gibi yerlerde belgelediği Türk eserlerinin veri tabanına www.turkishculture.org/dia sitesinden ulaşılabilecek.

2000 YILINDA ABD’de kurulmuş olan Türk Kültür Vakfı, kültür varlıklarımızın korunması, geliştirilmesi, dünyaya tanıtılması ve bu alanda projelerin ve uluslararası işbirliğinin desteklenmesi için çalışıyor. Başlıkları arasında kültürel mirası korumak, eğitim ve kültürel değişim var. Vakfın son günlerdeki en büyük katkılarından biri de sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un 54 yıllık arşivi.

Minyatürleri fotoğrafladı

1955’ten bu yana gittiği her yerde gördüğü Türk sanat eserlerini fotoğraflayan ve alt metnini hazırlayan Atasoy’un arşivinde Türkiye’nin yanı sıra İrlanda, Mısır, İtalya, Amerika, Portekiz, Polonya, Rusya, İsveç, Ukrayna ve Suriye gibi pek çok ülkeden örnekler görmek mümkün. Atasoy, Anadolu araştırmaları sırasındaki ilk keşfini şöyle anlatıyor: “Prof. Erdman ile yaz aylarında çıktığımız Anadolu araştırma gezilerinde incelediğimiz Selçuklu mimari eserlerini daha iyi hatırlamak ve öğrenmek için fotoğraf çekmeye başladım. Selçuklu mimarisi beni teşvik etti diyebilirim. Daha sonra minyatürler üzerinde araştırmalarıma başladım ve bu uzun yıllar sürdü. Minyatürlere şöyle bir bakıp tüm ayrıntıları hatırlayamazsınız. Bunları tekrar tekrar incelemeniz gerekir. Bu yüzden fotoğraflarını çektim.”

Mektuplar, halılar da var

Atasoy zaman içinde biriken arşivinden ders için kullanacaklarını üniversitede, kalanlarını evde muhafaza etti. Bu dönemde bir de küçük kütüphanesi oluştu. Önceleri kutularda saklanan slaytları, bir süre sonra özel yaptırılan çekmeceli bir dolapta saklanmaya başladı. Ancak bunlardan başkalarının da yararlanması gerektiğini düşünerek 2008’de hepsini, çalışmalarını yakından takip ettiği Türk Kültür Vakfı’na bağışladı.

Araştırmacılar bugünden itibaren www.turkishculture.org/dia sitesinde görebilecekleri arşivde özellikle Osmanlı sanatı üzerine pek çok detayla karşılaşacak. Bunlar arasında minyatürler, mektupluklar, tabletler, türbeler, beşikler, halılar mevcut. Nurhan Atasoy’un minyatürler dışında en çok etkilendiği eser ise II. Abdülhamit’in fotoğraf albümü koleksiyonundan çektiği fotoğraflar ve Türk kumaşları.

İki yılda hazırlandı

TÜRK Kültür Vakfı’nda bilimsel danışman olarak da katkıda bulunan Prof. Dr. Nurhan Atasoy, arşivini 2008’de vakfa bağışladı. Daha kolay incelenmesi için her biri dijital ortama aktarıldı. Sadece yazılımın hazırlanması yaklaşık beş ay sürdü. Tarama ve dijital ortama aktarılması ise bir buçuk yıl. Bu dönemde materyalin kategorilendirilmesi ve veritabanına uygun hale getirilmesi uzun zaman aldı. Dijital ortama taşınan veriler optik disklerde ve sabit sürücülerde muhafaza ediliyor. Hepsi vakfın İstanbul şubesinde saklanıyor.

Source: Hurriyet

{seperator} 
Türk sanatı görsel arşivi açılıyor
NTVMSNBC 08.12.2009 

12.000’in üzerinde slaytı içeren Türk Sanatı Görsel Arşivi dijital ortama aktarıldı.

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un Turkish Cultural Foundation’a bağışladığı, tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12.000’in üzerinde slaytı içeren arşivi bir yıl süren çalışmalarla dijital ortama aktarıldı.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen bu zengin arşivi araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde ve manastırlardaki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu.

Türk Sanatı Görsel Arşivi veritabanına www.turkishculture.org/dia adresinden sanal ortamda erişilmektedir.

Türk Sanatı Görsel Arşivi'nin açılışı, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.

Source: NTVMSNBC

{seperator} 
Türk Sanatı Görsel Arşivi açılıyor
Radikal, 08.12.2009

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un Turkish Cultural Foundation'a bağışladığı, tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12.000'in üzerinde slaytı içeren Arşiv bir yıl süren çalışmalarla dijital ortama aktarıldı.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen bu zengin arşivi araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor. Türk Sanatı Görsel Arşivi Tanıtım ve Açılış Resepsiyonu, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, Prof. Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda, kısacası belgelemeye layık bulduğu her yerdeki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu. Yüksek kalitede taramalardan oluşan Görsel Arşiv’de Türk sanatına ait görüntülerin yanında Türk kültürü ile ilintili bazı görüntülere de yer verilmekte. Türk Sanatı Görsel Arşivi’nin, zaman içinde, uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.
Türk Sanatı Görsel Arşivi, özellikle genç araştırmacılar için paha biçilmez bir başvuru kaynağı niteliğini taşımakta. Bu arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye’nin yanı sıra İrlanda’dan Mısır’a, İtalya’dan Amerika’ya, Portekiz’den Polonya’ya, Rusya’dan İsveç’e, Ukrayna’dan Suriye’ye geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebileceklerdir. Arşiv veritabanına www.turkishculture.org/dia adresinden sanal ortamda erişilmektedir.

Source: Radikal

{seperator} 
Türk Sanatı Görsel Arşivi açılıyor
SKYTURK, 08.12.2009

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un Turkish Cultural Foundation’a bağışladığı, tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12.000’in üzerinde slaytı içeren Arşiv bir yıl süren çalışmalarla dijital ortama aktarıldı.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen bu zengin arşivi araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor. Türk Sanatı Görsel Arşivi Tanıtım ve Açılış Resepsiyonu, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.
Türk Sanatı Görsel Arşivi, Prof. Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda, kısacası belgelemeye layık bulduğu her yerdeki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu. Yüksek kalitede taramalardan oluşan Görsel Arşiv’de Türk sanatına ait görüntülerin yanında Türk kültürü ile ilintili bazı görüntülere de yer verilmekte. Türk Sanatı Görsel Arşivi’nin, zaman içinde, uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, özellikle genç araştırmacılar için paha biçilmez bir başvuru kaynağı niteliğini taşımakta. Bu arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye’nin yanı sıra İrlanda’dan Mısır’a, İtalya’dan Amerika’ya, Portekiz’den Polonya’ya, Rusya’dan İsveç’e, Ukrayna’dan Suriye’ye geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebileceklerdir. Arşiv veritabanına www.turkishculture.org/dia adresinden sanal ortamda erişilmektedir.

Source: SKYTurk

{seperator} 
Türk Sanatı Görsel Arşivi açılıyor
Cumhuriyet, 08.12.2009

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12 binin üzerinde slaytı içeren arşiv dijital ortama aktarıldı.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un arşivini araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor. Türk Sanatı Görsel Arşivi Tanıtım ve Açılış Resepsiyonu, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, Prof. Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda, kısacası belgelemeye layık bulduğu her yerdeki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu. Yüksek kalitede taramalardan oluşan Görsel Arşiv’de Türk sanatına ait görüntülerin yanında Türk kültürü ile ilintili bazı görüntülere de yer verilmekte. Türk Sanatı Görsel Arşivi’nin, zaman içinde, uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.

Bu arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye’nin yanı sıra İrlanda’dan Mısır’a, İtalya’dan Amerika’ya, Portekiz’den Polonya’ya, Rusya’dan İsveç’e, Ukrayna’dan Suriye’ye geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebilecekler. Arşiv veritabanına  www.turkishculture.org/dia  adresinden sanal ortamda erişilmekte.

Source: Cumhuriyet


{seperator}

Türk Sanatı Görsel Arşivi Açılıyor
Turkish NY, 05.12.2009

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un Turkish Cultural Foundation’a bağışladığı, tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12.000’in üzerinde slaytı içeren Arşiv bir yıl süren çalışmalarla dijital ortama aktarıldı.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen bu zengin arşivi araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor.  Türk Sanatı Görsel Arşivi Tanıtım ve Açılış Resepsiyonu, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, Prof. Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda, kısacası belgelemeye layık bulduğu her yerdeki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu.  Yüksek kalitede taramalardan oluşan Görsel Arşiv’de Türk sanatına ait görüntülerin yanında Türk kültürü ile ilintili bazı görüntülere de yer verilmekte. Türk Sanatı Görsel Arşivi’nin, zaman içinde, uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, özellikle genç araştırmacılar için paha biçilmez bir başvuru kaynağı niteliğini taşımakta. Bu arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye’nin yanı sıra İrlanda’dan Mısır’a, İtalya’dan Amerika’ya, Portekiz’den Polonya’ya, Rusya’dan İsveç’e, Ukrayna’dan Suriye’ye geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebilecekler. Arşiv veritabanına  www.turkishculture.org/dia  adresinden sanal ortamda erişilebilinir.

Source: Turkish NY 

{seperator}

Illustrated children’s book series on Anatolian history
Hürriyet Daily News, 01.12.2009

A new children’s book series on Anatolian history was introduced to the public at a ceremony held last week at the Museum of Anatolian Civilizations in Ankara.

In addition to the series’ English edition, a grant from the Turkish Cultural Foundation enabled the museum to complete and republish the Turkish edition of the publication to include details about the periods of the Ottoman Empire and the Turkish Republic.

Aimed at children ages 7 to 12, this colorful set of 16 slim books is the result of a collaborative effort by educators, artists, art historians and experts at the Museum of Anatolian Civilizations and various Turkish universities.

The publication teaches children about life, flora and fauna during various civilizations in Anatolia, from the Stone Age to the present day, told from the perspective of a contemporaneous child. The books are richly illustrated with maps and photographs of period objects from excavations and museums.

“Senden Önce Anadolu” (Anatolia Before You) is available at the Turkish Culture Shop, the Museum of Anatolian Civilizations and other Turkish museum shops.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}

Çeşme yaptırmadım, arşivimi açtım
Zaman, 12.12.2009

Sanat tarihçilerinin büyükannesi... Tüm bildiklerini cömertçe sunan bir hoca. Dizinin dibinde pek çok talebe yetişti. 
 
Yayımladığı kitaplar bir medeniyetin üzerindeki kalın ve ağır örtüyü kaldıran cinsten. Elinin dokunduğu konular bereketleniyor, hemen çoğalıyor, kitap oluyor. İlber Ortaylı'nın deyişiyle, "Osmanlı sanat tarihinin bohçacısı, en olmadık malzemeyi bir araya getiren depocusu, sandık sepeti, bahçeleri binaları karıştırmaktan yorulmayan ecinni." Prof. Dr. Nurhan Atasoy, yaklaşık 60 yıldır bohçasında biriktirdiği yaklaşık 12 bin slaytın yer aldığı arşivini Türk Kültür Vakfı'na (Turkish Cultural Foundation) verdi. Merkezi ABD'de olan vakıf, bir yılı aşkın bir süre içerisinde Atasoy'un bu zengin arvişini taradı, ayıkladı, sınıflandırdı ve dijital ortama aktardı. Ücretsiz olarak araştırmacıların, sanatseverlerin hizmetine sunulan arşive artık www.turkishculture.org/dia adlı siteden ulaşmak mümkün.

Bu arvişin öyküsü neydi peki? Nurhan Atasoy, arşivini vakfa açtığında sadece burada hizmet verilmesi düşünülüyormuş. Daha sonra dünyanın dört bir yanındaki sanatseverler, araştırmacılar göz önünde bulundurularak arşivin yılda yaklaşık 2 milyon kişinin ziyaret ettiği siteye (www.turkishculture.org) aktarılmasına karar verilmiş. Arşiv, Atasoy'un bunca yıllık çalışmalarının görsel bir sergisi adeta: "Birçok insanın giremeyeceği yerlerde çalıştım. Onların akıllarına bile gelmeyecek eserler var. Çoğu kimse şaşıracak. Bu çalışmalar elbet eksik olacak. Ama arşiv gittikçe tamamlanacaktır, yanlışlar varsa düzeltilecektir." Arşivin sacayakları kumaş, çini ve minyatürden yani dekoratif sanatlardan oluşuyor. Gazete sayfasının bu geniş hazineyi hakkıyla anlatmaya gücü yetmez. Ama şu söylenebilir: Türkiye'nin ve dünyanın pek çok yerindeki müzelerin depolarında uzun bir yolculuk sizi bekliyor. Arşivin eksik tarafı ise mimari. Atasoy bunu "mimari alanında çok büyük çalışmalar yapmamasına bağlıyor". Büyükanne dedik ya, Atasoy bakın, sözleri haklı çıkaracak neler söylüyor: "Yaşlılığımı çok iyi kullanıyorum. Gençliğime dön deseler istemem. Etrafımdaki arkadaşlardan da kendi arşivlerini vermelerini istiyorum. Beni kırmıyorlar. Bu sayede Türk sanatına pek çok kimse ulaşabilecek."

OSMANLI KIYAFETLERİ, HAYATIMIN PROJESİ

Taksim'deki çiçekçilerin duvarlarında, nikâh davetiyelerinde hazırladığı kitaplardan alınmış pek çok örnekleri gören Atasoy, "Bu beni çok sevindiriyor. Gönül rahatlığıyla tüm kitaplarım halka ulaştı diyebilirim. Her zaman her yerde bilgimi paylaşırım. Kıskançlık denen şeyi tanımıyorum. Bu bizim ortak mirasımız." diyor. Atasoy, tıp profesörü büyükbabasından çok şey öğrenmiş. Her kitabı çıktığında onunla manevi bir bağ kuruyor. Geldiği noktada onun da büyük bir etkisi var: "Herkesin üzerinde durmadığı, güzel konular seçtim, işledim. Allah yardım etti. Değerinden fazla onurlandırıldım."

Peki bu arşivin Türk sanatındaki yeri neydi? Atasoy gülümseyerek cevap veriyor: "Bu arşivi çıkardığınızda hiçbir şey olmayacak, ama bunu koyduğunuzda pek çok şey değişecektir. Araştırıcılar ilk adımlarını atarken çok geniş bir malzemeye ulaşacaklar. Mesela Topkapı Sarayı Kütüphanesi şu an kapalı, oradan çekmiş olduğum 1.300'e yakın minyatür var. Adeta ellerimle kazıdım onlara ulaşmak için. Onlar da kazısın istemiyorum. Bu devirde çeşme yaptıramayacağım için ben de bunu yaptım."

Nurhan Atasoy'un yirmi ikinci kitabı yolda. Şimdilerde onun sancılarını çekiyor. Hoca çalıştığı kitabın adını bile söylemekten çekindi. Işıl ışıl heyecanlı bakışlarla minik ipuçları verdi sadece: "Bütün Avrupa'yı didik didik ettiğim inanılmaz bir çalışma. Kitapta 450 görsel var, hiç kimsenin görmediği inanılmaz malzemeler. Avrupa'daki müzelerin dip köşelerinden pek çok eser var. Hayatımın projesi ise yıllardır üzerinde çalıştığım Osmanlı Kıyafetleri."

Source: Zaman 

{seperator}

Türk Sanatı Görsel Arşivi
TRT, 09.12.2009

Sanat tarihçisi Profesör Nurhan Atasoy'un Türk Kültür Vakfına bağışladığı 12 binin üzerinde slayt, araştırmacıların hizmetine sunuldu.

Nurhan Atasoy, meslek hayatı boyunca biriktirdiği 12 binin üzerindeki slayttan oluşan "Türk Sanatı Görsel Arşivi"nin özellikle genç araştırmacılar için paha biçilmez bir başvuru kaynağı niteliği taşıdığını söyledi.
Türk Kültür Vakfı'ndaki törende konuşan Nurhan Atasoy, çalışmalarının 1 yıl sonunda ortaya çıktığını belirtti.

Atasoy, "Arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye'nin yanı sıra Mısır'dan Ukrayna'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebilecek" dedi.

"Türk Sanatı Görsel Arşivi", Prof. Dr. Atasoy'un 1950'li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında yurt içi ve dışındaki kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda belgelemeye layık bulduğu Türk eserlerinin fotoğraflanmasıyla oluşturuldu.

Yüksek kalitede taramalardan oluşan görsel arşivde, Türk sanatına ait görüntülerin yanı sıra Türk kültürüyle ilintili görüntülere de yer veriliyor.

"Türk Sanatı Görsel Arşivi"nin zaman içinde uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.

Araştırmacılar, arşiv veri tabanına "www.turkishculture.org/dia" adresinden sanal ortamda erişebilecek.

Source: TRT

{seperator}
Türk Sanatı Görsel Arşivi açılıyor
Cumhuriyet Bilim Teknik 07.12.2009

Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un tüm meslek yaşamı boyunca biriktiği 12 binin üzerinde slaytı içeren arşiv dijital ortama aktarıldı.

Cumhuriyet Haber Portalı- Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un arşivini araştırıcılarla paylaşmaya hazırlanıyor. Türk Sanatı Görsel Arşivi Tanıtım ve Açılış Resepsiyonu, 8 Aralık Salı günü saat 16:00’da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi’nde yapılacak.

Türk Sanatı Görsel Arşivi, Prof. Atasoy’un 1950’li yıllardan başlayarak, o günün koşullarında, yurt içi ve yurt dışı kongrelerde, araştırma gezilerinde, müzelerde, sergilerde, manastırlarda, kısacası belgelemeye layık bulduğu her yerdeki Türk eserlerini fotoğraflamasıyla oluştu. Yüksek kalitede taramalardan oluşan Görsel Arşiv’de Türk sanatına ait görüntülerin yanında Türk kültürü ile ilintili bazı görüntülere de yer verilmekte. Türk Sanatı Görsel Arşivi’nin, zaman içinde, uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla genişletilmesi planlanıyor.

Bu arşivden yararlanmak isteyenler, aradıkları eseri Türkiye’nin yanı sıra İrlanda’dan Mısır’a, İtalya’dan Amerika’ya, Portekiz’den Polonya’ya, Rusya’dan İsveç’e, Ukrayna’dan Suriye’ye geniş bir coğrafyada, ülkeler, kütüphaneler, müzeler ve benzer koleksiyonlarda nerede bulabileceklerini tespit edebilecek ve araştırdıkları konu hakkında bilgi edinebilecekler. Arşiv veritabanına  www.turkishculture.org/dia  adresinden sanal ortamda erişilmekte.

Source: Cumhuriyet Bilim Teknik

{seperator}
Türk sanati görsel arşivi açiliyor
Posta, 07.12.2009

12.000'in üzerinde slayti içeren Türk Sanati Görsel Arşivi dijital ortama aktarildi.
Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un Turkish Cultural Foundation'a bağişladiği, tüm meslek yaşami boyunca biriktiği 12.000'in üzerinde slayti içeren arşivi bir yil süren çalişmalarla dijital ortama aktarildi.

Turkish Cultural Foundation, dijital ortama yüklenen bu zengin arşivi araştiricilarla paylaşmaya hazirlaniyor.

Türk Sanati Görsel Arşivi, Atasoy'un 1950'li yillardan başlayarak, o günün koşullarinda, yurt içi ve yurt dişi kongrelerde, araştirma gezilerinde, müzelerde, sergilerde ve manastirlardaki Türk eserlerini fotoğraflamasiyla oluştu.

Türk Sanati Görsel Arşivi veritabanina www.turkishculture.org/dia adresinden sanal ortamda erişilmektedir.

Türk Sanati Görsel Arşivi'nin açilişi, 8 Aralik Sali günü saat 16:00'da Turkish Cultural Foundation Turkiye Subesi'nde yapilacak.

Source: Posta
{seperator}
Türk sanatı görselleri tek arşivde toplandı
Sabah, 07.12.2009

PROF. Dr. Nurhan Atasoy'un 1950'li yıllardan başlayarak tüm meslek yaşamı boyunca biriktirdiği 12 binin üzerinde slaytı içeren Türk Sanatı Görsel Arşivi bir yıllık çalışmanın ardından dijital ortama aktarıldı. Arşivde Türk geleneksel sanatının önemli örnekleri yer alıyor. Arşivin zaman içinde uluslararası üne sahip sanat tarihçilerinin koleksiyonlarıyla daha da zenginleştirilmesi planlanıyor. Arşive www.turkisculture.org/dia adresinden ulaşılabilinir.

Source: Sabah

{seperator}

Scholar, foundation partner to display Turkish art on Web
Hürriyet Daily News, 13.12.2009


Because of a lack of research about Turkish art, there are only a few places where one can find images and history about the country’s art culture, which dates back thousands of years.

Professor Nurhan Atasoy, who has been working on Turkish art and its history for many years, offered the Turkish Cultural Foundation a project: archiving the images she has collected over 22 years on the foundation’s Web site. Her archive of Turkish art, which consists of about 12,000 digitized slides, launched last week.

Atasoy, an art historian who donated the slides to the foundation, works as a senior scholar. Her aim with displaying her art online is to benefit the academic community and Turkish art lovers throughout the world through her project with the foundation, which works to promote Turkish culture.

Atasoy’s interest in art history started when she was in high school. Envious of the love her grandfather had for art and history, she started to study Turkish art.

“I travel a lot, for work and pleasure. And for the past 22 years wherever I go I take pictures and collect images of Turkish art,” Atasoy told Hürriyet Daily News & Economic Review. “I like seeing the treasures of Turkish art.”

Over the years, Atasoy photographed Turkish art in Ireland, Egypt, Italy, the United States, Portugal, Poland, Russia, Sweden, Ukraine and Syria, as well as on travels around Anatolia. During her research trips, she was influenced by Seljuk architecture, and she started taking photos.

Later on, she began research on miniatures. “It is impossible to look at the miniatures and remember them later with all their details,” she said. “That’s why I took photos.”

Her collection of slides, representing a lifetime of work, includes images dating back to the 1950s. The photos show ceramics, textiles, Ottoman miniatures, tiles, palaces and metal works.

The images were later transferred to digital media as part of the project. According to Atasoy, the foundation’s Web site is visited 2 million times a year and provides information about Turkish culture and art through the history, genres, instruments and performers of Turkish music.

It also includes information about Turkish culture and cuisine, including recipes for traditional Turkish dishes and information about the history of Turkish food, as well as various contemporary regional Turkish cuisines.

“It is as useful for me as it is for the foundation,” Atasoy said. “I can display my work to a huge crowd through the Internet, and the foundation gets the chance to have a large archive of Turkish art.”

Established in 2000, the Turkish Cultural Foundation invites individuals, schools, universities and other organizations that share the same goals and want to support the Web site to suggest or provide references and materials in print or electronic formats.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}
Chicago SOFA Sanat Fuarı’nda üç bayan sanatçımız Türkiye’yi temsil etti
Hurriyet USA, 11/6/2009

Turkish Cultural Foundation’ın (Türk Kültür Vakfı) davetlisi olarak SOFA Sanat Fuarı’na katılan başarılı sanatçılarımız Emel Vardar, Ebru Döşekçi, Ebru Yılmaz ve Süleyman Saim Tekcan heykel ve baskı resim sanatlarını tanıttılar.

Geleneksel 16’ıncı SOFA Sanat Fuarı Chicago Navy Pier’de sergilendi. Dünyanın en büyük sanat fuarları arasında olan SOFA Sanat Fuarı’na 12 ülke ve 68 seçkin Amerikalı sanat galerisi, koleksiyoner, müze ve sanat kurumu temsilcileri katıldı.

Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Kenan İpek, Muavin Konsolos Azize Sargın ve Türk Kültür Vakfı Danışmanı Nurten Ural düzenlenen açılış resepsiyonuna katıldılar. SOFA Sanat Fuarı’nda Türkiye’yi temsil eden sanatçıların eserleri hakkında bilgiler alan İpek, SOFA’da Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden sanatçılarımızı tebrik etti.

Kadın figürlerinin zarifliğini mükemmel bir şekilde işleyen, Avrupa ve ABD’den sonra Çin’de de bir sergi açacak olan sanatçımız Emel Vardar, kadın figürlerinden oluşan heykel ve büstlerinde kristal, cam, bronz ve paslanmaz çelik kullandığını belirtti. Vardar, “Kullandığım malzemeler soğuk olmalarına rağmen heykellerimi yaparken duyguların sıcaklığını, sevginin dili ve sevginin gücü ile aktarmaya çalışıyorum. Kadınların güzelliğini, kırılganlığını ve duygusallığını anlatırken aynı zamanda kadınların gücünü vurguluyorum” dedi.

Özellikle duvarı delip geçen heykel formlarının tamamlanmasını izleyicilere bıraktığını belirten sanatçımız Ebru Döşekçi ise, “Krom, bakır ve polyester ile çalıştım, renkli , yumuşak hatları, uçacakmış veya yerinde duramayacakmış hissini veren heykeller yapmayı seviyorum” dedi.

Genç sanatçımız Ebru Yılmaz’ın başlangıçı ve bitişi kendi içinde olan sanki yaşamı tanımlayan ritmik hareketleri ile zaman ve mekan arasında seyahat eden ahşap heykelleri de ilgiyle izlendi. Özgün baskı resimleri sanat fuarında sanatseverlerin ilgisini çeken sanatçımız Süleyman Saim Tekcan ise işlerinin yoğunluğu nedeni ile fuara katılamadı.

Turkish Cultural Foundation Genel Direktörü Güler Köknar, “SOFA Sanat Fuarı sadece sanat eserlerinin sergilendiği bir yer olmanın otesinde sanatçıların, seçkin galerilerin ve koleksiyonerlerin birbirleriyle tanışma fırsatı buldukları bir yer. Standımıza ve Türk sanatçılarına gösterilen ilgiden dolayı son derece mutluyuz.” dedi.

Türk modern sanatını ve sanatçılarını yurtdışında tanıtmaya destek olmak amacıyla 3 yıldır SOFA Chicago ve New York fuarlarında stand açan Turkish Cultural Foundation, halen bu fuara katılması onaylanan tek vakıf olma özelliğini taşıyor.

Source: Hurriyet USA

{seperator}
Turkish Cultural Foundation 16. SOFA Sanat Fuarında
Turkish NY, 11/06/2009

Turkish Cultural Foundation, Chicago’da yapılacak kısa adı SOFA olan “Uluslararası Heykel Objeleri & Fonksiyonel Sanat Fuarı”na katılacak. 6-8 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek SOFA Sanat Fuarı’nda, çağdaş Türk heykel ve tasarım sanatının genç temsilcilerinden Emel Vardar, Ebru Yılmaz ve Ebru Döşekçi’nin yanı sıra özgün baskı resim alanında en önde gelen Türk sanatçılardan Süleyman Saim Tekcan’ın eserleri sergilenecek.
Tarih: 6 - 8 Kasım 2009

Yer: Navy Pier Festival Hall
Adres: 600 E Grand Ave, Chicago, IL‎
Bilgi: Güler Köknar, director@turkishculture.org

Source:  Turkish NY

{seperator}

Türk Kültür Vakfı bir kez daha SOFA’da!
SANATKOP, 11/06/2009

6 – 8 Kasım 2009 tarihlerinde Chicago’da yapılacak olan SOFA Sanat Fuarı Açılışı gerçekleşti.
SOFA Sanat Fuarı’nda, çağdaş Türk heykel ve tasarım sanatının genç temsilcilerinden Emel Vardar, Ebru Yılmaz ve Ebru Döşekçi’nin yanı sıra özgün baskı resim alanında en önde gelen sanatçılarımızdan Süleyman Saim Tekcan’ın eserleri sergilenmekte.
Türk sanatçılar, 2007 yılından bu yana ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation’ın sponsorluğuyla ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ulaşım ve nakliye destekleriyle dünyanın en prestijli sanat etkinliklerinden biri sayılan SOFA’ya katılım olanağı buldu.
16 ncı SOFA Chicago Sanat Fuarı’na 12 ülkeden 68 galeri, koleksiyoner, müze ve sanat kurumu temsilcileri katılmakta. SOFA Chicago Sanat Fuarı’na bu yıl 35,000’in üzerinde ziyaretçi bekleniyor.
Türk modern sanatını ve sanatçılarını yurt dışında tanıtmaya destek olmak amacıyla 3 yıldır SOFA Chicago ve New York fuarlarında stand açan Turkish Cultural Foundation, halen bu fuara katılması onaylanan tek vakıf olma özelliğini taşıyor.
SOFA’da heykel sanatıyla birlikte çağdaş dekoratif sanatlara, tasarımlara, mücevhere de yer verilmekte. Turkish Cultural Foundation standında kristal cam, bronz, ahşap malzemeleriyle yapılmış heykeller ve baskı resimler yer almakta.
Turkish Cultural Foundation Genel Direktörü Güler Köknar “SOFA Sanat Fuarı sadece sanat eserlerinin sergilendiği bir yer olmanın ötesinde sanatçıların, seçkin galerilerin ve koleksiyonerlerin birbirleriyle tanışma fırsatı buldukları bir yer. Standımıza ve Türk sanatçılarına gösterilen ilgiden dolayı son derece mutluyuz.” dedi.
Açılışa, Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Kenan İpek, Muavin Konsolos Azize Sargın, Vakıf Danışmanı Nurten Ural ve çok sayıda davetli katıldı.
Konu : 16ncı Chicago Uluslararası Heykel Objeleri&Fonksiyonel Sanat Fuarı
Tarih/Yer: 6 – 8 Kasım 2009 / Navy Pier Festival Hall, Chicago, ABD

Source: Sanatkop

{seperator}

Turkish artists to take part in Chicago art show
Hurriyet Daily News, 09/15/2009

Works by several Turkish artists will be displayed at the 16th Sofa Chicago 2009 Sculpture Objects & Functional Art Fair.

The fair will take place at Chicago Navy Pier on Nov. 6 and 8.

Emel Vardar, Ebru Yılmaz, Ebru Döşekçi and Süleyman Saim Tekcan, representatives of Turkish contemporary art, will take part in the fair with the support of the Turkish Cultural Foundation and the Turkish Foreign Affairs Ministry.

The fair will present masterworks from top international galleries and dealers from New York, London, Argentina, Australia, Canada, the Czech Republic, Denmark, Finland, Israel and Italy. The Chicago fair will also feature special exhibits by renowned museums, universities and arts organizations, as well an extensive lecture series.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}
Turkish Artists To Take Part In 16th Sofa Chicago Art Show
Turk.net 09/09/2009  
  

Works by several Turkish artists will be displayed at the 16th SOFA CHICAGO 2009 Sculpture Objects & Functional Art Fair.
The fair will take place at Chicago Navy Pier on November 6 and 8.

Emel Vardar, Ebru Yilmaz, Ebru Dosekci and Suleyman Saim Tekcan, representatives of Turkish contemporary art, will take part in the fair with the support of the Turkish Cultural Foundation and the Turkish Ministry of Foreign Affairs.

The fair will present masterworks from top international galleries and dealers from New York, London, Argentina, Australia, Canada, Check Republic, Denmark, Finland, Israel and Italy. The Chicago fair will also feature special exhibits by renowned museums, universities and arts organizations, as well an extensive lecture series.


Source: TURK.NET

{seperator}
Turkish Artists to Take Part in 16th Sofa Chicago Art Show
Turkish Weekly,09/09/2009

Works by several Turkish artists will be displayed at the 16th SOFA CHICAGO 2009 Sculpture Objects & Functional Art Fair.
The fair will take place at Chicago Navy Pier on November 6 and 8.
Emel Vardar, Ebru Yilmaz, Ebru Dosekci and Suleyman Saim Tekcan, representatives of Turkish contemporary art, will take part in the fair with the support of the Turkish Cultural Foundation and the Turkish Ministry of Foreign Affairs.
The fair will present masterworks from top international galleries and dealers from New York, London, Argentina, Australia, Canada, Check Republic, Denmark, Finland, Israel and Italy. The Chicago fair will also feature special exhibits by renowned museums, universities and arts organizations, as well an extensive lecture series.


Source: Turkish Weekly

 

{seperator}
'Türk sanatının gençleri' Chicago'da
NTVMSNBC, 09/09/2009

16. SOFA Chicago Sanat Fuarı'nda Türk sanatının genç temsilcileri Emel Vardar, Ebru Yılmaz, Ebru Döşekçi ile Süleyman Saim Tekcan'ın eserleri sergilenecek.

16. SOFA Chicago Sanat Fuarı, 6-8 Kasım tarihlerinde Chicago Navy Pier'da gerçekleştirilecek.

Türk sanatçıların Turkish Cultural Foundation'ın sponsorluğunda, Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle katıldıkları fuarda, çağdaş Türk heykel ve tasarım sanatının genç temsilcilerinden Emel Vardar, Ebru Yılmaz ve Ebru Döşekçi'nin yanı sıra özgün baskı resim alanında Türkiye'nin en önde gelen sanatçılarından Süleyman Saim Tekcan'ın eserleri sergilenecek.

Bu yıl fuara global ekonomide yaşanan krize rağmen, New York'tan Barry Friedman, Londra'dan Galerie Besson, Arjantin, Avustralya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Finlandiya, İsrail ve İtalya'dan 100 civarında galeri, müze ve sanat kurumu temsilcileri katılacak.

Fuarda, heykel sanatıyla birlikte çağdaş dekoratif sanatlara, tasarımlara, mücevherlere de yer verilecek. Turkish Cultural Foundation Standı'nda kristal cam, bronz ahşap malzemelerle yapılmış heykeller ve baskı resimler yer alacak.

Source: NTVMSNBC

{seperator}

Turkish artists to display works at SOFA Chicago
Today's Zaman , 09/06/2009

Works of art by well-known Turkish artist Süleyman Saim Tekcan, best known for his silkscreen prints, and younger generation sculptors and designers Emel Vardar, Ebru Yılmaz and Ebru Döşekçi will be showcased at the upcoming SOFA Chicago 2009 art fair.
The Turkish artists' works will be displayed at the Turkish Cultural Foundation pavilion at the critically acclaimed fair, which will be marking its 16th edition from Nov. 6-8 at Navy Pier's Festival Hall.

Source: Today's Zaman

{seperator}

Güler Köknar: Our goal is for guests of cultural tours to fall in love with Turkey and plant a seed so that they pursue their own personal or business interests in Turkey
DEIK, 30.12.2009

Mrs. Koknar is a graduate of the German High School in Istanbul (1985) (Ozel Istanbul Alman Lisesi) and the Istanbul University School of Law (1989). She entered the Ministry of Foreign Affairs of Turkey as a career diplomat in 1989 and worked in various capacities until 1994, including as Vice Consul at the Turkish Consulate General in Houston. Leaving the Foreign Service, from 1994 to 2002, Mrs. Koknar worked as Executive Director of the Assembly of Turkish American Associations (ATAA) in Washington, DC. In 2004, Mrs. Koknar became Executive Director of the Turkish Cultural Foundation and also works as Vice President of the Turkish Coalition of America, an organization she helped to establish in 2007. Mrs. Koknar is married and has a daughter.

TAIK: Could you please share with us brief background information about Turkish Cultural Foundation (TCF)? How was it established, when, and what was its mission?

Mrs. Köknar: The Turkish Cultural Foundation was established in 2000 with the mission to support the preservation and promotion of Turkish culture and heritage worldwide, through original programs and cooperation with like minded organizations. The Foundation is a US tax-exempt public charitable organization supported entirely by private donations, with offices in Boston, Detroit, Istanbul, Sonoma, Istanbul and Washington, DC. Our office in Istanbul was formally established as a foreign Foundation in 2005 as the Turkish Cultural Foundation Turkey branch (Turk Kultur Vakfi Turkiye Subesi).

The Foundation’s main mission is to build cultural bridges between the United States and Turkey, increase knowledge on Turkish cultural heritage and its contributions to world culture and humanity.

In support of promoting Turkish art and culture in the United States and around the world, the Turkish Cultural Foundation underwrites major cultural and arts events related to Turkish culture, including festivals, exhibitions, workshops and lectures. Over the years, the Foundation has grown into the largest private grant-maker for projects related to Turkish culture and we list all organizations, individuals and the projects supported by our grants also on our website

TAIK: TCF is operating some portals that provide information about Turkish Culture, Turkish Music and Turkish Cuisine. Would you elaborate about these projects?

Mrs. Köknar: The Foundation’s main public educational effort on Turkish culture takes place through the internet. The Foundation maintains the most visited websites on Turkish culture, www.turkishculture.org since 2000. The newest additions to our Turkish Culture portal is the Image Archive of Turkish Art and an online Who’s Who in Turkish Culture and Art .We added to this website a portal on Turkish music, at www.turkishmusicportal.org and Turkish culinary culture at www.turkish-cuisine.org. In 2009 alone, over 2 million people from 200 countries visited these portals. The websites have been created by the Turkish Cultural Foundation under the guidance and with input from experts in these fields. Turkish Culture portal is available in English, Turkish Music Portal is available in Turkish, English, French and German and Turkish Cuisine Portal is available in Turkish and English. Our Turkish Music Portal has twice received the prestigious Golden Spider Award for best website on music.

TAIK: Would you give us some details about TCF’s programs for people to people cultural exchanges and their outcomes?

Mrs. Köknar: The Turkish Cultural Foundation believes in citizen’s diplomacy to strengthen relations between Turkey and third countries, especially the United States. We are also strong believers that a visit to Turkey can correct prejudices and open minds like nothing else. In this regard, TCF started a now widely acclaimed educational program in cooperation with the World Affairs Councils of America (WACA) on a nation-wide scale. In its third year, this collaboration created a nationwide educational outreach program focusing on teacher education and public education on Turkey with the aim to enhance general understanding about Turkish society, culture and history. As part of this program, nearly 900 teachers across the United States participated in workshops on Turkey, while the public programs on Turkey have reached thousands of Americans through cultural events ranging from book club readings to cultural displays at festivals. Since 2007, 215 middle school and high school teachers have visited Turkey on study tours as guests of the Turkish Cultural Foundation. Upon their return, teachers incorporated their experiences and knowledge on Turkey into their lesson plans ranging from geography to history, from art to anthropology, contributing to an enhanced understanding about Turkey among thousands of American high school students.

In addition to its study tours for teachers, the Turkish Cultural Foundation also hosts cultural tours to Turkey. Since its first cultural tour in 2006, the Turkish Cultural Foundation has hosted 108 Americans from different walks of life on such cultural tours. These influential Americans come from government, business groups, academia and non-profit organizations and receive an in-depth exposure to the historical, cultural and natural beauties of Turkey. It may sound like a cliché, but our goal is for these guests to fall in love with Turkey and plant a seed so that they pursue their own personal or business interests in Turkey.

TAIK: TCF has become an art bridge between Turkey and US to introduce Turkish artists and works of art to the world. Could you tell us more about these achievements? What are your future plans in this area?

Mrs. Köknar: We have a number of initiatives to help Turkish artists promote their work toward international art audiences. In 2008, we launched a Who’s Who in Turkish Culture and Art (http://www.sofaexpo.com) section on our website, which has now neared 1000 entries. This is a free service for Turkish artists to promote their work and provide links to their websites. The Turkish Cultural Foundation websites’ incredible traffic numbers provide Turkish artists with a powerful gateway to the world. Second, we are sponsoring a Turkish Cultural Foundation at the annual Sculpture Objects and Functional Art expositions in New York and Chicago. For the third year, the Turkish Cultural Foundation invited a select group of upcoming and established artists to present their work to thousands of art lovers and gallery owners, who visit these shows and an invitation for Turkish artists to apply for the 2010 shows has just been released. To further the Turkish Cultural Foundation’s goal of showcasing Turkish artists for international audiences, the Turkish Cultural Foundation also provides funding for Turkish artists to perform, take up residencies and participate in international fairs and conferences. In 2009, TCF provided support to concerts in New York and Chicago by Idil Biret, harpist Sirin Pancaroglu and flutist Elif Yurdakul in Rio and Nantes.

TAIK: TCF provides scholarships and research fellowships in Turkey. What is the aim of the scholarship and the requirements to benefit from it?

Mrs. Köknar: The Turkish Cultural Foundation’s Fellowship on Turkish Culture and Art  aims to provide support to students, researchers and scholars who conduct research and publish on the art and culture of Turkey, with a special emphasis on studies related to the preservation of Turkey’s artistic and cultural heritage. The mission of the Turkish Cultural Foundation Fellowship Program is to recognize and assist scholars, whose academic achievements and research reflect the commitment of the Turkish Cultural Foundation to disseminating knowledge about Turkey’s cultural heritage. Since the Fellowship program was established in 2008, a total of 11 post-doctorate and 12 Ph.D. dissertation fellowships were awarded by the Turkish Cultural Foundation.

TAIK: Recently, TCF has launched an Image Archive on Turkish Art. What is the size of the archive and what kind of images are gathered in?

Mrs. Köknar: The Image Archive of Turkish Art is a digitalized slide repository created from nearly 12,000 slides, which have been donated to the Turkish Cultural Foundation by Prof. Dr. Nurhan Atasoy, renowned Turkish art historian and Senior Scholar in Residence at the Foundation. Images range from textiles to miniatures to tents and are a unique compilation of images taken during Dr.Atasoy’s extensive domestic and international travels to museums, exhibitions and other locations dating back to 1955. The Image Archive of Turkish Art is accessible to students, scholars and researchers worldwide. In instances where a direct reference cannot be found, the Archive can offer researchers relevant information on the subject of their interest. In addition to Turkish art, the Archive also contains a selection of images relevant to the study of Turkish culture.

TAIK: How long you have been leaving in USA? How you have developed your career in this country?

Mrs. Köknar: I have been living in the United States since 1991, when I was assigned as Vice Consul to the Turkish Consulate General in Houston. After working in this position for 3 years, I resigned for family reasons from the Turkish Foreign Ministry and immediately after became Executive Director of the Washington based Assembly of Turkish American Associations, a position I held for 8 years. In 2004, I became Executive Director of the Turkish Cultural Foundation. I am truly lucky to be working in a line of work that as always been close to my heart, help strengthen the image of Turkey abroad, while contributing to establishing a stronger Turkish American community and a strong US-Turkey friendship.

TAIK: As the Executive Director of a foundation promoting Turkish culture in US, how can you evaluate Turkish-American relations? What do you think should be done for further developing the awareness in both sides, and ties between these two cultures?

Mrs. Köknar: Relations between the United States and Turkey are largely shaped by government to government ties. While generally making a positive impact on the communities they live in, Turkish Americans are too small in numbers to change the lack of understanding about Turkey in the United States alone. Perceptions among Americans about Turks and Turkey are not viciously bad, but they are still mainly negative due to the largely negative media coverage about Turkey and stubborn stereotypes. Sadly, most Americans don’t have a real concept of Turks and Turkey. Therefore, US foreign policy vis-à-vis Turkey and particularly congressional actions are not based on grassroots support from the American public at large. It is therefore incumbent on Turkish Americans to rise up to this challenge and change minds about Turkey by promoting their heritage and culture in a positive way, which they are increasingly beginning to do. In addition, Turkish Americans need to get involved in the American political process and make their voices heard. I am reminded of the story of an American politician answering a prominent Turkish American, who asked him why members of Congress always vote in favor of the Greek lobby and against Turkey, by saying “Because there are more Greek restaurants.” This is certainly a simplistic way of putting it, but liking or disliking a certain culture based on a personal experience, has an incredible impact on people’s general perceptions and their decisions. Alas, Turkish Americans cannot do this alone. Turks from all walks of life, in the non-profit sector to the arts, business to academia, should seek their own ways to build people to people bridges with the United States, as well as other countries that matter to Turkey’s future, and contribute in their own ways to changing hearts and minds. I strongly believe that a multi-faceted civic effort that complements strategic, economic and other dimensions of the US-Turkey partnership and focuses on building people-to-people bridges will make a lasting impact on further strengthening relations between the two nations and shielding them, to a degree, from the ups and downs of politics.

{seperator}

Manhattan'da "Desperate Hours" Film Gösterimi Yapıldı.
TurkishNY, 18.01.2010

Türk diplomatların kahramanlıklarını hikaye eden "Desperate Hours" adlı filmin gösterimi 17 Ocak Pazar akşamı kalabalık bir katılımcı kitlesiyle Manhattan'daki Congregation Kehilath Jeshurun'da yapıldı. Mark Meirowitz tarafından organize edilen programa saygıdeğer film yapımcısı Victoria Barrett ve eşi Tom Barret, Başkonsolos Yardımcısı Başar Şen, Yahudi Din Adamı Nissim Elnacave, ATAA Doğu Yakası Baskan Yardımcısı Ali Çınar ve Turkishny.com haber portalından Rıdvan Sezer katıldılar.

Etkinliği düzenleyen Türk dostu avukat Mark Meirowitz, Başkonsolos Mehmet Samsar, Başkonsolos Yardımcısı Başar Şen, Turkishny.com haber portalından Rıdvan Sezer ve ATAA Doğu Yakası Başkan Yardımcısı Ali Çınar'a düzenlenen etkinlik ile ilgili ilham kaynağı olmalarından ve desteklerinden dolayı teşekkürlerini sundu.

Ayrıca etkinliği finanse eden Turkish Cultural Foundation'a özellikle teşekkür ettiğini vurgulayan Meirowitz, özellikle dernek başkanı Güler Köknar'a etkinliğe olan heyecanlı desteğinden dolayı teşekkür etmek istediğini belirtti.

"Desperate Hours" (Ümitsiz Saatler) adlı film, Türk diplomatların kendi hayatlarını tehlikeye atarak Yahudileri soykırımdan kurtarma hikayelerini anlatıyor. Yahudileri soykırımdan kurtaran bu diplomatlar "Türk Oskar Schindlerler" olarak anılıyorlar. İkinci Dünya Savaşı sırasında görev yapmış olan, Türkiye'nin Marsilya Büyükelçisi Necdet Kent ve Rodos Konsolosu Selahattin Ülkümen'in kahramanca çabaları sayesinde birçok Yahudi soykırımdan kurtulmuştu. Savaş yıllarında Almanya Yahudi kökenli bilim adamlarını sınır dışı ederken, Türkiye yıllar önce İspanya'dan gelen Yahudilere olduğu gibi, Yahudi kökenli bilim adamlarına da kollarını açıyordu.

Film gösteriminin ardından bir konuşma yapan Başkonsolos Yardımcısı Başar Şen, Yahudileri soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarla gurur duyduğunu ve hikayenin kendisini çok etkilediğini söyledi.

Diğer taraftan filmin yapımcısı Victoria Berret ise filmi çekerken karşılaşılan güçlüklerden, özellikle röportaj yapmak için dünyanın dörtbir tarafına yapılması gereken yolculuklardan bahsetti.

Film gösterimi sonrası söz alan Yahudi din adamı Nissim Elnacave ise Türkler ve Yahudilerin tarihi ilişkilerini ve Türkiye'nin 1492'de ülkelerinden sürülen Yahudilere kucak açmasından ve film gösteriminde anlatılan Türk diplomatların, Yahudileri soykırımdan kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye atmalarından bahsetti.

Mark Meirowitz ise konu ile ilgili kişisel görüşünü açıklayarak, kendi ebeveynlerinin de İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında tutulmuş olduklarını ve Türk diplomatların kahramanlık hikayelerinin tüm dünyaya tekrar tekrar anlatılması gerektiğini söyledi.

Programa katılan ATAA Doğu Yakası Başkan Yardımcısı Ali Çınar’da, böyle bir programa destek verdikleri için mutlu olduğunu söyleyerek,Yönetmen Victoria Barrett herzaman bizleri kırmayarak,Türk-Yahudi ilişkilerine destek vermesi bizleri memnun ediyor dedi.Turk-Yahudi iliskilerinin zor bir dönemden geçtiğini belirten Çınar,Amerika’daki Yahudi Kuruluşlarının Türkiye’nin önemini bildiğini ve geçmiş dönemde Türkiye’nin, Musevilere yardımlarını unutmadıklarını belirtti. Bir Çok riske girerek,Avrupa’daki Musevileri kurtaran Türk diplomatları ile gurur duyuyorum diyen Çınar, Osmanlı Dönemi dahil olmak üzere Türkiye’nin her zaman, her alanda güçlü olduğunu belirtti.

Source: TurkishNY

{seperator}

Kahveye oryantalist bakan yanılır.
Engin Akin -Vatan, 24.01.2010

Harvard Üniversitesi’nde Osmanlı Tarihi’ni popüler bir ders yapan Profesör Cemal Kafadar’ın kahvenin Osmanlı İmparatorluğu kültüründe eriştiği evrensel boyutları değerlendirdiği değerli konuşmasını ne şanslıyım ki dinleyebildim. Birçok kişinin ayakta dinlemek zorunda kaldığı bu konuşma Boston merkezli Turkish Cultural Foundation’ın aylık faaliyetlerinden biriydi. Turkish Cultural Foundation Amerika’da Türk kültürünü tanıtan hem de Türkiye’de birçok kültürel faaliyet gerçekleştiren bir vakıf. (Vakfın reçel ve zeytinyağı gibi kültürel sofra ürünlerine de yer vermesi sofra kültürümüze değerli bir katkı.) Prof. Kafadar’ı birkaç yıl önce Bilecik ve Eskişehir güzergahı üzerinde Şeyh Edebali ile Battalgazi gibi efsane olmuş, yatır dediğimiz kişilerin türbelerini, bir gezi çerçevesinde ziyaret ettiğimiz zaman tanımıştım. Bu kişilerin Osmanlı Devleti’nin kurulmasında oynadıkları rolü bir bir dedektif gibi ilginç ipuçları vererek anlatmıştı. Bu kez de öyle oldu. Kahve ilk Yemen’de kavrulup içilen, Arap halklarının tanıdığı bir içecekti ama onu evrenselleştiren Türkler oldu. Cemal Kafadar’dan bu dönemde, kahvenin sadece bir içecek olarak değil, etrafında oluşturulan mekanlarla ve bir kültür olarak da Batı’ya nasıl örnek oluşturduğunu dinledik. Kafadar’dan Osmanlı döneminde kurulan kahvelerin Batı’da kafelere örnek olduğunu biliyorduk ama kahvelerimizden esinlenerek kurulan bu mekanlar aracılığıyla, Batı’nın modern yaşama intikal ettiğini düşünmemiştik... Batı’da antik dönemlerden beri sempozyolar ya da Neron dönemindeki gibi hedonist ziyafetler gecelerin eğlenceli ama bir o kadar da masraflı aktiviteleriydi... Oysa kahve seçilmiş olanları değil de türlü sınıflardan kişileri organik bir ortam yaratarak bir araya getiren sihirli içecek oldu. Kahvehaneler herkesin bir fincan kahve bahanesiyle, başkalarıyla buluşabildikleri ilk mekanlardı. Prof. Kafadar’ın Conquest of the Night (Gecenin Fethi) gibi hem romatik hem de coşkulu bir başlık altında yaptığı konuşması ile bizlere, Türklerin yalnız içecek olarak kahveyi değil aynı zamanda mekan ve sahneleme kabiliyetleriyle (Bence kahvehaneler de lokantalar gibi yiyecek ve içeceklerin sahneleridir...) Batı’ya benzeri görülmemiş modern yaşama geçiş örneği armağan ettiklerini gösterdi. Oysa Batı kahveye ilk oryantalist bir hevesle yaklaşmıştı...

Yemen Moka’nın unutulmaz tadı

Değerli Profesör Cemal Kafadar’ın dediklerini böylece özetledikten sonra vazifem olan kahvenin lezzetsel yönlerine geçelim... Bu kez rehberimiz değerli bir dost, Amerika’da yayınlanan Atlantik Monthly’nin editörü Corby Cummer’ın her bir satırı öz deneyimlerine dayanan Joy of Coffee (Kahve Keyfi) adlı kitabı olacak. Cummer kahvenin yetiştiği hemen hemen her ülkeye gidip plantasyonları gezerek işi çekirdekten irdelemiş. Benimse öz deneyimim sadece içtiğim Yemen Moka kahvesini ait (Moka kahve çekirdiğinin Arabica çeşidinin Yemen’de yetişenine denir. Zaten sadece iki çeşit kahve türü vardır. Biri Arabice diğeri ise lezzeti kese kağıdına benzeyen Robusta). Unutulmaz bir lezzet.

Kahvenin lezzeti kavrulmasından ortaya çıkar

Kahvenin lezzetini veren unsurları tanımak lezzetini anlamak açısından önemli. Öncelikle kahve almak, elma, armut almaya benzemez. Onlar ve emsalleri dalından koparılır koparılmaz tatma imkanımız olan ürünler. Oysa kahve yeşil olarak toplanır. Kahverengi olarak gördüğümüz çekirdeklerin bazıları yıkanır bazıları yıkanmaz. Yıkananların tadı görüntüleri gibi temiz olur yani tekdüzedir ve yıkanmayanda olduğu gibi kompleks bir lezzet içermez. Ne yazık ki Moka yeşil çekirdekler yıkanır. Banyolu ya da banyosuz satılan kahve çekirdekleri ikinci kez lezzet denetimimizden yoksun. Özellikle günümüzde. Zira kahve artık kavrulmuş olarak alınan bir ürün. Eskiden açık ocaklarda, evlerde yapılan bu işlem bugün satıcıları tarafından yapılmakta. Özetle onların lezzet seçimlerine teslimiz. Oysa kavurma işleminin süresi lezzeti etkileyen en önemli evre. Yeşilken çekirdekte acı ve damağa hoş gelmeyen asitler bulunuyor, oysa kavrulma aşamasında ortaya farklı asitler çıkıyor. Lezzetli bir kahve yaratan bu asitler bize yabancı değil... Bunlardan biri sirkedeki asetik asiti, naranciyede bulunan sitrik asiti ile üzüm, bazı şarap ile elmada bulunan malic asiti. Az kavrulursa istenilen asit oranı yüksek olur. Press edilerek yapılan espressonun çekirdeği yapılma yöntemine bağlantılı olarak iyice kavrulmayı gerektirir.

Source: Vatan

{seperator}

"Türk-Amerikan New York Sanat Toplulugu" (TAASNY), "Ali Baba ve Kirk Haramiler" oyununu New York'ta sahneledi.
Hurriyet USA, 28.2.2010

New York'ta daha önce "Kanli Nigar", "Sen Olmasaydin" ve "Hisseli Harikalar Kumpanyasi" oyunlarini büyük basariyla sahneleyen topluluk, "Türk Kültür Vakfi"nin ve Fenerbahçe USA derneginin ana sponsorlugunda, bu kez de ABD'de ilk kez bir Türkçe çocuk oyununu sahneye koydu. New York'ta yasayan Türk çocuklarinin büyük ilgiyle ve zevkle izledigi oyun, ayni gün içinde 3 degisik matinede sahnelendi.
Can Dogan tarafindan yazilan, Nurullah Kalkan tarafindan yönetilen, yapimciligini Ibrahim Yazici, genel sanat yönetmenligini Duygu Erdogan'in üstlendigi renkli ve hareketli oyunun sonunda topluluk, New York Baskonsolosu Mehmet Samsar'a tesekkür etmek istediklerini belirterek kendisini sahneye davet etti. Baskonsolos Samsar da toplulugu tebrik ederek çocuklarin egitiminde tiyatronun önemli bir yer tuttugunu söyledi.
Oyunda "Ali Baba"yi canlandiran aktör Ugur Ugural, gazetecilere yaptigi açiklamada, 20 yildir tiyatronun içinde bulundugunu, tiyatroyu çok sevdigini belirterek, "Çok mutluyum, ilk kez bir çocuk tiyatrosu yaptik, o kadar heyecanliyim ki anlatamam" dedi.
Çogunlugunu çocuklarin olusturdugu seyircilerin oyuna son derece ilgi gösterdigini ve eglendigini kaydeden Ugural, Amerika'da yasayan Türk çocuklari için bu tür bir eglence bulunmadigini, o yüzden onlar için iyi bir seyler yapmanin mutlulugunu ve gururunu yasadiklarini bildirdi.
"Tüccar Kasim'i" canlandiran oyuncu-yapimci Ibrahim Yazici da, "Ali Baba ve Kirk Haramiler"in, ekiplerinin oynadigi ilk çocuk oyunu oldugunu ve ABD'de yasayan Türk çocuklari için daha önce Türkçe çocuk oyunun sahnelenmedigini ifade etti.
Amerikali çocuklarin da oyuna gelip Türk çocuklariyla beraber eglendigini söyleyen Yazici, çocuklarin oyuna katilmasindan da ayrica mutluluk duyduklarini belirtti.
"Ali Baba ve Kirk Haramiler"le ABD'nin degisik eyaletlerinde turneye çikmayi planladiklarini ve bu yönde izleyicilerden büyük bir talep oldugunu anlatan Yazici, "ABD'de Türk çocuklar nerede varsa biz bu oyunu oraya götürecegiz" dedi.
Yazici, turnelerinin ardindan da "Kesanli Ali Destani" oyunuyla yeniden Broadway'e döneceklerini bildirdi.

Source: Hurriyet USA

{seperator}

Ali Baba ve Kırk Haramiler ABD`de
Zaman, 03.02.2010

New York`ta 28 Şubatta ``Ali Baba ve Kırk Haramiler`` oyununu sahneleyecek ``Türk Amerikan New York Sanat Topluluğu``, ABD`de Türkçe çocuk oyununun eksikliğini uzun zamandır hissettiklerini bildirdi.

New York`ta daha önce ``Kanlı Nigar``, ``Sen Olmasaydın`` ve ``Hisseli Harikalar Kumpanyası`` oyunlarını büyük başarıyla sahneleyen ``Türk-Amerikan New York Sanat Topluluğu`` (Turkish-American Art Society of New York-TAASNY) 28 Şubatta Broadway`de sahneleyecekleri ``Ali Baba ve Kırk Haramiler`` oyunuyla ilgili yazılı açıklama yaptı.TAASNY ekibinin açıklamasında şunlar kaydedildi:
``Uzun zamandır Amerika`da Türkçe çocuk oyununun eksikliğini hissediyorduk. Geçtiğimiz iki sene içerisinde hızla büyürken, bir yandan da çocuk tiyatrosu birimimizin hazırlıklarını sürdürüyorduk. Nihayet o an geldi ve ekibimiz artık çocuklarla buluşmaya hazır. Çocuk tiyatrosunun hassasiyetinin ve ciddiyetinin bilinciyle ve keyifle çalışıyoruz. Değerli çocuklarımızın ve ailelerinin gülen yüzleri en büyük ödülümüz olacak.``
Can Doğan tarafından yazılan, Nurullah Kalkan tarafından yönetilen, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, genel sanat yönetmenliğini Duygu Erdoğan`ın üstlendiği oyun, ``Türk Kültür Vakfı``nın (Turkish Cultural Foundation) sponsorluğunda, Türk-Amerikan New York Sanat Topluluğu oyuncuları tarafından Broadway`in önemli tiyatrolarından ``Lighthouse International``da sahnelenecek.

Source: Zaman

{seperator}

ABD'de Türkçe çocuk oyunu sahnelenecek
CNNTurk, 03.02.2010


New York'ta 28 Şubat'ta "Ali Baba ve Kırk Haramiler" oyununu sahneleyecek "Türk Amerikan New York Sanat Topluluğu", ABD'de Türkçe çocuk oyununun eksikliğini uzun zamandır hissettiklerini bildirdi. 

New York'ta daha önce "Kanlı Nigar", "Sen Olmasaydın" ve "Hisseli Harikalar Kumpanyası" oyunlarını büyük başarıyla sahneleyen "Türk-Amerikan New York Sanat Topluluğu" (Turkish-American Art Society of New York-TAASNY) 28 Şubatta Broadway'de sahneleyecekleri "Ali Baba ve Kırk Haramiler" oyunuyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

TAASNY ekibinin açıklamasında şunlar kaydedildi: "Uzun zamandır Amerika'da Türkçe çocuk oyununun eksikliğini hissediyorduk. Geçtiğimiz iki sene içerisinde hızla büyürken, bir yandan da çocuk tiyatrosu birimimizin hazırlıklarını sürdürüyorduk. Nihayet o an geldi ve ekibimiz artık çocuklarla buluşmaya hazır. Çocuk tiyatrosunun hassasiyetinin ve ciddiyetinin bilinciyle ve keyifle çalışıyoruz. Değerli çocuklarımızın ve ailelerinin gülen yüzleri en büyük ödülümüz olacak."

Can Doğan tarafından yazılan, Nurullah Kalkan tarafından yönetilen, yapımcılığını İbrahim Yazıcı, genel sanat yönetmenliğini Duygu Erdoğan'ın üstlendiği oyun, "Türk Kültür Vakfı"nın (Turkish Cultural Foundation) sponsorluğunda, Türk-Amerikan New York Sanat Topluluğu oyuncuları tarafından Broadway'in önemli tiyatrolarından "Lighthouse International"da sahnelenecek.

Source: CNNTurk

{seperator}

Sezen Aksu goes to New York after 10 years
Hurriyet Daily News, 30.04.2010


Famous Turkish pop singer Sezen Aksu will be in concert in the United States between April 4 and 7.

The concert tour of Aksu will begin at Strathmore Concert Hall in North Bethesda town of Maryland on April 4, and continue at Carnegie Hall of New York on Apr. 6, and end at Prudential Hall in Newark, New Jersey on April 7.

A press release made by Turkish magazine “TurkofAmerica,” which is published in the U.S., said the concerts, commonly organized by TurkofAmerica and GNL Entertainment and sponsored by the Washington-based Turkish Cultural Foundation, have drawn great interest from Turks living in Maryland, New York and New Jersey, as well as the neighboring states Virginia, Washington, Delaware, Pennsylvania, Connecticut and even Florida.

Aksu's latest concert in the U.S. was organized by New York-based “Moon and Stars Project” in 2000. More than 8,000 people are expected to attend Aksu’s concert series.

Aksu is also a songwriter and producer who has sold over 40 million albums worldwide. Her nicknames include the “Queen of Turkish Pop” and “Minik Serçe” (Little Sparrow). She performed at the Royal Albert Hall in London, on Oct. 7, 2007. She was only the second Turkish artist after Zeki Müren to have ever performed at this prestigious venue.

Aksu has recently been re-releasing all her old classics with a digital re-mastering and in new specially designed sleeves.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}

ABD'de Sezen Aksu heyecanı
Milliyet, 29.04.2010


Yaklaşık 10 yıl aradan sonra konser vermek üzere ABD’ye gelecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine Amerika’da yaşayan hayranları yoğun ilgi gösteriyor. 4-7 Nisan tarihleri arasında Maryland, New York ve New Jersey’de üç konser verecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine sadece konserlerin gerçekleştirildiği şehirlerde değil civardaki şehir ve eyaletlerden de büyük ilgi olduğu bildirildi.

ABD’de Türkler tarafından organize edilen en büyük konser olarak tanımlanan seride, üç şehirde 8 bini aşkın kişinin Sezen Aksu’yu izlemesi bekleniyor.

ABD’deki ilk ve tek Türk dergisi TurkofAmerica ile GNL Entertainment’in ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington DC merkezli Turkish Cultural Foundation’ın yaptığı konserlere, Maryland, New York ve New Jersey’de yaşayan Türklerin yanı sıra Virginia, Washington DC, Delaware, Pennsylvania, Connecticut, Florida gibi komşu eyaletlerde yaşayanlar da büyük ilgi gösteriyor. Konser yetkilileri Maryland’taki konsere Miami’den, New York’taki konsere Los Angeles’tan bilet alanların olduğunu ifade ederken, Aksu’nun hayranları North Bethesda’daki konser için Pittsburg’tan otobüs seferi yapmayı planlıyor.

-NEW YORK KONSERİ DÜNYACA ÜNLÜ CARNEGIE HALL’DE-

Maryland’ın North Bethesda şehrindeki Strathmore Konser Salonu’nda 4 Nisan Pazar günü başlayacak konser turu, 6 Nisan’da New York’un dünyaca ünlü Carnegie Hall’de devam edecek. Konser serisi 7 Nisan’da New Jersey’nin Newark şehrindeki Prudential Hall’de sona erecek.

Washington DC’de turizmde sektöründe çalışan Sevil Altınsoy, Aksu’nun Maryland’a konsere gelmesinden duyduğu heyecanı anlatırken, "Genelde Türkiye’den gelen sanatçılar New York’ta konserler verip diğer eyaletlere gitmiyor. Sezen Aksu’nun buraya kadar gelmesi bizim gibi Sezen Aksu hayranları için kaçırılmayacak bir fırsat" diye konuştu. Maryland’ta yaşayan Feriha İştar ise, "Sadece Maryland’ta yaşayan Türkler değil civarda yaşayan herkes Sezen Aksu’yu sabırsızlıkla bekliyor" dedi.

-HAWAI’DEN KONSERE GELDİLER-

Maryland’taki konsere eşiyle birlikte Hawai’den gelen Ayşe Numan Bageant, Sezen Aksu’yu dinlemek için yapacakları uzun yolculuğa ve zahmete değeceğini söyledi. Eşi Allen Davis Bageant ile konser biletlerini aylar önceden alan Bageant, tek arzusunun konser sonrası Sezen Aksu ile tanışmak olduğunu dile getirdi.

Sezen Aksu’nun New York’ta 1983 yılında verdiği konseri izleyenler arasında yer alan Kavus Gökoğlu, "Aradan geçen 27 yıldan sonra kendisini görmek bizim için büyük bir keyif olacak" diye konuştu. Eşiyle birlikte Missouri eyaletinin Saint Louis şehrinden 13 saat uzaklıktaki North Bethesda, Maryland’a günü birlik gelecek olan Dr. Akgün İnce, "Sezen Aksu için bu yolu katetmeye değer" dedi.

-ERMENİ VE RUMLARDAN YOĞUN İLGİ-

Aksu, ABD’de en son 2000 yılında, New York merkezli Moon and Stars Project tarafından organize edilen konserde 3 bin 500 kişiye karşı sahne almıştı. 2000 yılındaki konserin organizasyonunda görev yapan Cüneyt Gürkan, konserin üzerinden yıllar geçmesine rağmen o akşamki ilgi ve coşkuyu unutamadığını söylüyor.

Organizasyon yetkilileri, ABD’de yaşayan Türklerin yanı sıra Arnavut, Ermeni, Süryani, Rum gibi değişik etnik kökenden Sezen Aksu hayranlarının da konsere büyük ilgi gösterdiğini söylediler.

Organizasyon yetkilileri, biletlerin hızla tükenmesinde sosyal network sitelerinin büyük payı olduğuna dikkat çekip, Facebook üzerinden birbirini haberdar eden Sezen Aksu hayranları sayesinde bilet satışlarının beklenenden daha hızlı ilerlediğini kaydettiler.

Source: Milliyet

{seperator}

İsveç'te Sezen Aksu rüzgarı, sonraki durak ABD
Radikal, 29.04.2010


Pop müziğin ünlü ismi Sezen Aksu, İsveç Devlet Tiyatrosu'nun daveti üzerine başkent Stockholm'de bir konser verdi. Aksu, Nisan ayında da ABD'de konser verecek

Stockholm Cirkus Tiyatrosunda sahneye çıkan Sezen Aksu’yu, çok sayıda Türk ve İsveçli müziksever izledi. Biletlerin günler öncesinden tükendiği konser sırasında salon tamamen doldu.

Fahir Atakoğlu ve orkestrasının eşliğinde sevilen şarkılarını seslendiren Sezen Aksu, konseri sonunda seyirciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

10 yıl sonra ABD'de konser verecek

 Yaklaşık 10 yıl aradan sonra konser vermek üzere ABD’ye gelecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine Amerika’da yaşayan hayranları yoğun ilgi gösteriyor. 4-7 Nisan tarihleri arasında Maryland, New York ve New Jersey’de üç konser verecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine sadece konserlerin gerçekleştirildiği şehirlerde değil civardaki şehir ve eyaletlerden de büyük ilgi olduğu bildirildi.

ABD’de Türkler tarafından organize edilen en büyük konser olarak tanımlanan seride, üç şehirde 8 bini aşkın kişinin Sezen Aksu’yu izlemesi bekleniyor.

ABD’deki ilk ve tek Türk dergisi TurkofAmerica ile GNL Entertainment’in ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington DC merkezli Turkish Cultural Foundation’ın yaptığı konserlere, Maryland, New York ve New Jersey’de yaşayan Türklerin yanı sıra Virginia, Washington DC, Delaware, Pennsylvania, Connecticut, Florida gibi komşu eyaletlerde yaşayanlar da büyük ilgi gösteriyor. Konser yetkilileri Maryland’taki konsere Miami’den, New York’taki konsere Los Angeles’tan bilet alanların olduğunu ifade ederken, Aksu’nun hayranları North Bethesda’daki konser için Pittsburg’tan otobüs seferi yapmayı planlıyor.

New York Konseri dünyaca ünlü  Carnegie Hall'de

Maryland’ın North Bethesda şehrindeki Strathmore Konser Salonu’nda 4 Nisan Pazar günü başlayacak konser turu, 6 Nisan’da New York’undünyaca ünlü Carnegie Hall’de devam edecek. Konser serisi 7 Nisan’da New Jersey’nin Newark şehrindeki Prudential Hall’de sona erecek.

Washington DC’de turizmde sektöründe çalışan Sevil Altınsoy, Aksu’nun Maryland’a konsere gelmesinden duyduğu heyecanı anlatırken, "Genelde Türkiye’den gelen sanatçılar New York’ta konserler verip diğer eyaletlere gitmiyor. Sezen Aksu’nun buraya kadar gelmesi bizim gibi Sezen Aksu hayranları için kaçırılmayacak bir fırsat" diye konuştu. Maryland’ta yaşayan Feriha İştar ise, "Sadece Maryland’ta yaşayan Türkler değil civarda yaşayan herkes Sezen Aksu’yu sabırsızlıkla bekliyor" dedi.

Hawai'den konsere geldiler

Maryland’taki konsere eşiyle birlikte Hawai’den gelen Ayşe Numan Bageant, Sezen Aksu’yu dinlemek için yapacakları uzun yolculuğa ve zahmete değeceğini söyledi. Eşi Allen Davis Bageant ile konser biletlerini aylar önceden alan Bageant, tek arzusunun konser sonrası SezenAksu ile tanışmak olduğunu dile getirdi. Sezen Aksu’nun New York’ta 1983 yılında verdiği konseri izleyenler arasında yer alan Kavus Gökoğlu, "Aradan geçen 27 yıldan sonra kendisini görmek bizim için büyük bir keyif olacak" diye konuştu. Eşiyle birlikte Missouri eyaletinin Saint Louis şehrinden 13 saat uzaklıktaki North Bethesda, Maryland’a günü birlik gelecek olan Dr. Akgün İnce, "Sezen Aksu için bu yolu katetmeye değer" dedi.

Ermeni ve Rumların yoğun ilgisi

Aksu, ABD’de en son 2000 yılında, New York merkezli Moon and Stars Project tarafından organize edilen konserde 3 bin 500 kişiye karşı sahne almıştı. 2000 yılındaki konserin organizasyonunda görev yapan Cüneyt Gürkan, konserin üzerinden yıllar geçmesine rağmen o akşamki ilgi ve coşkuyu unutamadığını söylüyor.

Organizasyon yetkilileri, ABD’de yaşayan Türklerin yanı sıra Arnavut, Ermeni, Süryani, Rum gibi değişik etnik kökenden Sezen Aksu hayranlarının da konsere büyük ilgi gösterdiğini söylediler.

Organizasyon yetkilileri, biletlerin hızla tükenmesinde sosyal network sitelerinin büyük payı olduğuna dikkat çekip, Facebook üzerinden birbirini haberdar eden Sezen Aksu hayranları sayesinde bilet satışlarının beklenenden daha hızlı ilerlediğini kaydettiler.(anka, aa)

Source: Radikal

{seperator}

ABD’de Sezen Aksu Heyecanı
Turkish NY, Monday, 29.04.2010

Yaklaşık 10 yıl aradan sonra konser vermek üzere ABD’ye gelecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine Amerika’da yaşayan hayranları yoğun ilgi gösteriyor.

4-7 Nisan tarihleri arasında Maryland, New York ve New Jersey’de üç konser verecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine sadece konserlerin gerçekleştirildiği şehirlerde değil civardaki şehir ve eyaletlerden de büyük ilgi olduğu bildirildi. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra konser vermek üzere ABD’ye gelecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine Amerika’da yaşayan hayranları yoğun ilgi gösteriyor. 4-7 Nisan tarihleri arasında Maryland, New York ve New Jersey’de üç konser verecek Sezen Aksu’nun konser biletlerine sadece konserlerin gerçekleştirildiği şehirlerde değil civardaki şehir ve eyaletlerden de büyük ilgi olduğu bildirildi. ABD’de Türkler tarafından organize edilen en büyük konser olarak tanımlanan seride, üç şehirde 8 bini aşkın kişinin Sezen Aksu’yu izlemesi bekleniyor.


ABD’deki ilk ve tek Türk dergisi TurkofAmerica ile GNL Entertainment’in ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington DC merkezli Turkish Cultural Foundation’ın yaptığı konserlere, Maryland, New York ve New Jersey’de yaşayan Türklerin yanı sıra Virginia, Washington DC, Delaware, Pennsylvania, Connecticut, Florida gibi komşu eyaletlerde yaşayanlar da büyük ilgi gösteriyor. Konser yetkilileri Maryland’taki konsere Miami’den, New York’taki konsere Los Angeles’tan bilet alanların olduğunu ifade ederken, Aksu’nun hayranları North Bethesda’daki konser için Pittsburg’tan otobüs seferi yapmayı planlıyor.

-NEW YORK KONSERİ DÜNYACA ÜNLÜ CARNEGIE HALL’DE-

Maryland’ın North Bethesda şehrindeki Strathmore Konser Salonu’nda 4 Nisan Pazar günü başlayacak konser turu, 6 Nisan’da New York’un dünyaca ünlü Carnegie Hall’de devam edecek. Konser serisi 7 Nisan’da New Jersey’nin Newark şehrindeki Prudential Hall’de sona erecek.

Washington DC’de turizmde sektöründe çalışan Sevil Altınsoy, Aksu’nun Maryland’a konsere gelmesinden duyduğu heyecanı anlatırken, “Genelde Türkiye’den gelen sanatçılar New York’ta konserler verip diğer eyaletlere gitmiyor. Sezen Aksu’nun buraya kadar gelmesi bizim gibi Sezen Aksu hayranları için kaçırılmayacak bir fırsat” diye konuştu. Maryland’ta yaşayan Feriha İştar ise, “Sadece Maryland’ta yaşayan Türkler değil civarda yaşayan herkes Sezen Aksu’yu sabırsızlıkla bekliyor” dedi.

-HAWAI’DEN KONSERE GELDİLER-

Maryland’taki konsere eşiyle birlikte Hawai’den gelen Ayşe Numan Bageant, Sezen Aksu’yu dinlemek için yapacakları uzun yolculuğa ve zahmete değeceğini söyledi. Eşi Allen Davis Bageant ile konser biletlerini aylar önceden alan Bageant, tek arzusunun konser sonrası Sezen Aksu ile tanışmak olduğunu dile getirdi.

Sezen Aksu’nun New York’ta 1983 yılında verdiği konseri izleyenler arasında yer alan Kavus Gökoğlu, “Aradan geçen 27 yıldan sonra kendisini görmek bizim için büyük bir keyif olacak” diye konuştu. Eşiyle birlikte Missouri eyaletinin Saint Louis şehrinden 13 saat uzaklıktaki North Bethesda, Maryland’a günü birlik gelecek olan Dr. Akgün İnce, “Sezen Aksu için bu yolu katetmeye değer” dedi.

-ERMENİ VE RUMLARDAN YOĞUN İLGİ- Aksu, ABD’de en son 2000 yılında, New York merkezli Moon and Stars Project tarafından organize edilen konserde 3 bin 500 kişiye karşı sahne almıştı. 2000 yılındaki konserin organizasyonunda görev yapan Cüneyt Gürkan, konserin üzerinden yıllar geçmesine rağmen o akşamki ilgi ve coşkuyu unutamadığını söylüyor.

Organizasyon yetkilileri, ABD’de yaşayan Türklerin yanı sıra Arnavut, Ermeni, Süryani, Rum gibi değişik etnik kökenden Sezen Aksu hayranlarının da konsere büyük ilgi gösterdiğini söylediler.

Organizasyon yetkilileri, biletlerin hızla tükenmesinde sosyal network sitelerinin büyük payı olduğuna dikkat çekip, Facebook üzerinden birbirini haberdar eden Sezen Aksu hayranları sayesinde bilet satışlarının beklenenden daha hızlı ilerlediğini kaydettiler.

Source: Turkish NY

{seperator}

Sezen Aksu ABD'ye gidiyor
Portakal.com, 30.03.2010

Sezen Aksu, 4-7 Nisan tarihlerinde konser vermek üzere 10 yıl aradan sonra ABD'ye geliyor.

Sezen Aksu'nun aylar öncesinden açıklanan ve 4 Nisanda Maryland'in North Bethesda kentindeki Strathmore Konser Salonu'nda başlayacak konser turunun, 6 Nisanda New York'un dünyaca ünlü Carnegie Hall'de devam edeceği, son olarak da ünlü şarkıcının 7 Nisanda New Jersey'in Newark kentindeki Prudential Hall'de konser vereceği bildirildi.

ABD'nin İngilizce yayın yapan Türk dergisi ''TurkofAmerica'' tarafından yapılan basın açıklamasında, ''TurkofAmerica ile GNL Entertainment'ın ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington merkezli Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) yaptığı konserlere Maryland, New York ve New Jersey'de yaşayan Türkler'in yanı sıra Virginia, Washington, Delaware, Pennsylvania, Connecticut, Florida gibi komşu eyaletlerde yaşayanların da büyük ilgi gösterdiği'' belirtildi.

Açıklamada konser yetkililerinin Maryland'deki konsere Miami'den, New York'taki konsere Los Angeles'tan bilet alanların olduğunu ve biletlere Türklerin yanı sıra değişik etnik kökenden pek çok Sezen Aksu hayranının yoğun ilgi gösterdiğini söyledikleri de ifade edildi. Açıklamada, ABD'deki 3 konserde 8 bini aşkın kişinin Sezen Aksu'yu izlemesinin beklendiği de kaydedildi.

Aksu, ABD'de en son 2000 yılında, New York merkezli ''Moon and Stars Project'' tarafından organize edilen konserde sahne almıştı.

Source: Portakal.com

{seperator}

Turkish diva Sezen Aksu delights Carnegie Hall with concert
Hurriyet Daily News, 07.04.2010

Turkey’s famous ’Little Sparrow,’ pop singer and composer Sezen Aksu, continued her concert series in the U.S. on Tuesday night at New York’s Carnegie Hall. With an orchestra conducted by composer Fahir Atakoğlu, Aksu drew sustained applause from the crowd. Aksu, who finished her series Wednesday, was on tour in the U.S. for the first time since 2000

One of Turkey’s biggest pop music exports, Sezen Aksu, filled New York’s Carnegie Hall on Tuesday night for a night of nostalgia with almost 3,000 fans.

Performing along with composer and pianist Fahir Atakoğlu, Aksu was on stage for roughly two-and-a-half hours at the hall’s Isaac Stern Auditorium.

Aksu began the concert with Atakoğlu’s song “Lal” (Rose). She also performed late musician Onno Tunç’s “Geri Dön” (Come Back) and “Sen Ağlama” (Don’t You Cry), which are among her most famous songs, accompanied by the audience. During the concert, Aksu commemorated Tunç, who died in a plane accident in 1996 and shared her memories of him.

Among her other songs were “Alaturka,” “Şinanay,” “Hadi Bakalım Kolay Gelsin” (Come On Now), “Belly Rakkas” (Dancer), “El Gibi” (Like a Foreigner), “Istanbul Istanbul Olalı” (Since Istanbul Became Istanbul) and “Kalbim Ege’de Kaldı” (I Left My Heart in the Aegean).

Aksu’s vocalist, Nurcan Eren, whom she invited to the stage, provided a magnificent rendition of “Sarışınım” (My Blond) and received a standing ovation from the audience.

Throughout the night, Aksu maintained a warm rapport between herself and her fans, telling them how deeply she appreciated their deep and heartfelt friendship. “I am very happy that I have this experience.”

Touched on democratic initiative as well

Speaking about Turkey’s democratic initiative, Aksu discussed the country’s Roma citizens, saying, “We don’t have any indication that any human is superior to any other.” With the words eliciting great applause from the audience, she said music and songs always bring people together in peace.

“I thank you all. I hope you will remember me as a nice person after I leave here,” she said.

During the concert, Aksu also praised Atakoğlu, who played his own songs. His song, “Sarı Zeybek” (The Yellow Zeybek), was well received by the crowd and drew loud applause.

At the end of the concert, Aksu returned to the stage for an encore and performed two more songs, including “Arkadaş” (Friend), for which she received a long standing ovation.

Among the spectators at the concert were Turkey’s permanent representative to the United Nations, Ambassador Ertuğrul Apakan, and his wife, Lale Apakan, New York Consul General Mehmet Samsar and his wife, Feruze Samsar, as well as actress Meltem Cumbul.

The Sezen Aksu Concert Series was organized by GNL Entertainment and magazine TurkofAmerica, which is published in the U.S. in English, and sponsored by the Washington-based Turkish Cultural Foundation.

The series began at Strathmore Concert Hall in North Bethesda, Maryland, on Sunday and drew great interest from Turks living in Maryland, New York and New Jersey, Virginia, Washington D.C., Delaware, Pennsylvania, Connecticut and even Florida, according to organizers.

The present series marks the first time Aksu has embarked on a U.S. tour, having not played in the country since the "Moon and Stars Project" in 2000.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}

Çağdaş Türk sanatçıları bu fuarda!
Milliyet, 07.04.2010

Turkish Cultural Foundation, 13.Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'nda Çağdaş Türk Sanatçıları tanıtıyor.

ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation, SOFA New York Sanat Fuarı’na bu yıl Türk sanatçılar Malik Bulut, Emel Vardar, İlker Yardımcı ve Yılmaz Zenger ile katılacak.

16-19 Nisan 2010 tarihlerinde Park Avenue Armory’de yapılacak olan SOFA New York’ta heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlere yer verilecek.

Dünyanın en prestijli çağdaş sanat ve tasarım fuarlarından biri olan SOFA, 2010 New York Fuarı ile 60 galeri ve yüzlerce sanatçının katılımıyla binlerce koleksiyoner ve sanatseverlere kapılarını açacak. Turkish Cultural Foundation, dördüncü kez katılacağı SOFA Sanat Fuarı’nda halen tek vakıf olma özelliğini taşımakta.

Turkish Cultural Foundation’ın SOFA’daki Türk sanatı standında Vakfın misyonuna bağlı olarak Türk sanatçılarına uluslararası fırsatlar yaratılmasının yanı sıra çağdaş Türk sanatı tanıtılacak.

Konu :  13 üncü New York Uluslararası Heykel Objeleri & Fonksiyonel Sanat Fuarı – SOFA New York 2010
Tarih/Yer :  16-19 Nisan 2010 / Park Avenue Armory, New York, ABD

Bilgi :  İstanbul : Hülya Yurtsever, 00-90-212-297-4038, istanbul@turkishculture.org
ABD : Phil Elwood, 00-1-202-423-7957, phile@brownlloydjames.com

Source: Milliyet

{seperator}

Türk Kültür Vakfı SOFA'da Türk Sanatçıları Tanıtıyor.
TurkishNY, 7.4.2010

ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation (Türk Kültür Vakfı), SOFA New York Sanat Fuarı’na bu yıl Türk sanatçılar Malik Bulut, Emel Vardar, İlker Yardımcı ve Yılmaz Zenger ile katılacak.

16-19 Nisan 2010 tarihlerinde Park Avenue Armory’de yapılacak olan SOFA New York’ta heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlere yer verilecek.

Dünyanın en prestijli modern sanat ve tasarım fuarlarından biri olan SOFA, 2010 New York Fuarı ile 60 galeri ve yüzlerce sanatçının katılımıyla binlerce koleksiyoner ve sanatseverlere kapılarını açacak. Turkish Cultural Foundation, dördüncü kez katılacağı SOFA Sanat Fuarı’nda halen tek vakıf olma özelliğini taşımakta.

Turkish Cultural Foundation’ın SOFA’daki Türk sanatı standında Vakfın misyonuna bağlı olarak Türk sanatçılarına uluslararası fırsatlar yaratılmasının yanı sıra çağdaş Türk sanatı tanıtılacak.

Source: TurkishNY , Sanatkop

{seperator}
NYC to host Turkish artists at SOFA fair 
Today's Zaman, 15.04.2010

The US-based Turkish Cultural Foundation will be represented by Turkish artists Malik Bulut, Emel Vardar, İlker Yardımcı and Yılmaz Zenger at the 13th International Sculpture Objects and Functional Art (SOFA) Fair in New York City on April 16-19 at the Park Avenue Armory. 
A wide variety of three-dimensional and functional artwork by the four contemporary artists, ranging from decorative arts to jewelry, will be showcased during the fair. SOFA is widely recognized as one of the world’s leading contemporary art and design fairs and is visited by tens of thousands of prospective buyers and gallery and museum representatives. 

Source: Today's Zaman

{seperator}
New Jersey'de Sezen rüzgarı
Cumhuriyet, 08.04.2010

Türk pop müziğinin ünlü sanatçısı Sezen Aksu, 4 Nisan'da Washington'da ve dün New York'ta dünyaca ünlü "Carnegie Hall" salonundaki konserlerin ardından ABD'deki son konserini New Jersey'de verdi.

Sezen Aksu, ünlü besteci ve piyanist Fahir Atakoğlu ve Atakoğlu'nun yönetimindeki orkestra eşliğinde, New Jersey eyaletinin Newark kentinde bulunan ünlü Performing Arts Center'daki (NJPAC) 2 bin 750 kişilik "Prudential Hall" salonunda, hayranlarına yine şarkıları, neşesi ve esprileriyle unutulmaz anlar yaşattı.

Konsere açık krem rengi gece elbisesiyle çıkan Sezen Aksu, yaklaşık 2 saat boyunca sahnede kaldığı konsere Fahir Atakoğlu'nun bestesi "Lal" şarkısıyla başladı. Sanatçı, ABD'deki son konserinde duygusal şarkılar seslendirmesinin yanı sıra neşeli, hareketli parçalarıyla da izleyenleri coşturdu.

Aksu, ABD'deki turnesinde konser salonlarından aslında hep 1,5 saat izin alındığı belirtip, ''Biz bu sınırları aştık, Amerikalılar da sabır rekoru kırdılar, New Jersey'de de bu gece böyle olacak, sizleri mutlu etmeden bu sahneden inmeyeceğim'' deyince salonda büyük alkış oldu.

Konser boyunca hayranlarının yoğun sevgi gösterilerinde bulunduğu ünlü şarkıcıya, bir ara kadın hayranlarından biri, elinde "Seni Seviyoruz Sezen" yazılı pankartla sahneye gelerek sarıldı ve çiçek verdi.

Aksu, konserin sonunda yoğun istek üzerine yeniden sahneye dönerek iki parça daha seslendirdi. Sezen'in New Jersey'de söylediği son iki parça " Kavaklar" ile "Arkadaş" oldu ve sanatçı konserin sonunda uzun süre ayakta alkışlandı.

Konserin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sezen hayranları, gurbette Sezen Aksu şarkılarını dinlemenin bir başka olduğunu, şarkılardan daha da çok etkilendiklerini ve Aksu'nun mükemmel bir sanatçı olduğunu söylediler. Yabancı dinleyicilerden bir tanesi de Türkçe bilmediğini, ama Aksu'nun müziklerini çok beğendiğini, müziğin evrensel bir dil olduğunu ifade etti.

ABD'nin İngilizce yayın yapan Türk dergisi "TurkofAmerica" ile "GNL Entertainment"ın ortaklaşa organize ettiği, kurumsal sponsorluğunu Washington merkezli Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) yaptığı ve 10 yıllık bir aradan sonra Sezen Aksu'yu Amerika'daki hayranlarıyla buluşturan konserler serisi, New Jersey konseriyle son buldu.

Source: Cumhuriyet

{seperator}
Sezen Aksu, ABD'de büyüledi
Cumhuriyet, 05.04.2010

Türk pop müziğinin ünlü yıldızı Sezen Aksu, 10 yıl aradan sonra ABD'deki hayranlarına unutulmaz dakikalar yaşattı.

North Bethesda'daki Strathmore Konser Salonu'nda yapılan konserde, yılların eskitemediği sanatçıyı dinlemeye, Washington ve çevre şehirlerde yaşayan Türklerin ağırlıklı olduğu 1,800'ü aşkın kişi geldi.

Sanatçıya dünyaca ünlü müzisyen Fahir Atakoğlu'nun eşlik ettiği konserde Aksu, "Şinanay" ve "Ada Vapuru"ndan "Sen Ağlama" ve "Gidemem"e, sevilen birçok parçasını seslendirdi. Zaman zaman yaptığı esprilerle izleyenlere unutulmaz dakikalar yaşatan sanatçı, yaklaşık 2 saat sahnede kaldı.

Ancak konser sırasında, sanatçının esprisine seyircilerden birinin alınması, sanatçı ile bu seyirci arasında kısa süreli atışmaya neden oldu. Diğer seyircilerin alkış ve sözleriyle Aksu'ya destek verdiği olay, kısa sürede tatlıya bağlandı.

Aksu, TurkofAmerica ile GNL Entertainment'ın ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington merkezli Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) yaptığı konserler dizisi kapsamında yarın New York'un dünyaca ünlü Carnegie Hall'de, 7 Nisan'da da New Jersey'in Newark kentindeki Prudential Hall'de hayranlarıyla buluşmaya devam edecek.

Source: Cumhuriyet


{seperator}
ABD, Sezen Aksu'yu bekliyor
Cumhuriyet, 29.03.2010


Yaklaşık 10 yıl aradan sonra konser vermek üzere ABD'ye gidecek Sezen Aksu'nun konser biletlerine Amerika'da yaşayan hayranları yoğun ilgi gösteriyor.

4-7 Nisan tarihleri arasında Maryland, New York ve New Jersey'de üç konser verecek Sezen Aksu'nun konser biletlerine sadece konserlerin gerçekleştirildiği şehirlerde değil civardaki şehir ve eyaletlerden de büyük ilgi olduğu bildirildi.

ABD'de Türkler tarafından organize edilen en büyük konser olarak tanımlanan seride, üç şehirde 8 bini aşkın kişinin Sezen Aksu'yu izlemesi bekleniyor.

ABD'deki ilk ve tek Türk dergisi TurkofAmerica ile GNL Entertainment'in ortaklaşa organize ettiği ve kurumsal sponsorluğunu Washington DC merkezli Turkish Cultural Foundation'ın yaptığı konserlere, Maryland, New York ve New Jersey'de yaşayan Türklerin yanı sıra Virginia, Washington DC, Delaware, Pennsylvania, Connecticut, Florida gibi komşu eyaletlerde yaşayanlar da büyük ilgi gösteriyor. Konser yetkilileri Maryland'taki konsere Miami'den, New York'taki konsere Los Angeles'tan bilet alanların olduğunu ifade ederken, Aksu'nun hayranları North Bethesda'daki konser için Pittsburg'tan otobüs seferi yapmayı planlıyor. 

New York konseri dünyaca ünlü Carnegie Hall'de

Maryland'ın North Bethesda şehrindeki Strathmore Konser Salonu'nda 4 Nisan Pazar günü başlayacak konser turu, 6 Nisan'da New York'un dünyaca ünlü Carnegie Hall'de devam edecek. Konser serisi 7 Nisan'da New Jersey'nin Newark şehrindeki Prudential Hall'de sona erecek.

Washington DC'de turizmde sektöründe çalışan Sevil Altınsoy, Aksu'nun Maryland'a konsere gelmesinden duyduğu heyecanı anlatırken, "Genelde Türkiye'den gelen sanatçılar New York'ta konserler verip diğer eyaletlere gitmiyor. Sezen Aksu'nun buraya kadar gelmesi bizim gibi Sezen Aksu hayranları için kaçırılmayacak bir fırsat" diye konuştu. Maryland'ta yaşayan Feriha İştar ise, "Sadece Maryland'ta yaşayan Türkler değil civarda yaşayan herkes Sezen Aksu'yu sabırsızlıkla bekliyor" dedi.
 

Hawai'den konsere geldiler

Maryland'taki konsere eşiyle birlikte Hawai'den gelen Ayşe Numan Bageant, Sezen Aksu'yu dinlemek için yapacakları uzun yolculuğa ve zahmete değeceğini söyledi. Eşi Allen Davis Bageant ile konser biletlerini aylar önceden alan Bageant, tek arzusunun konser sonrası Sezen Aksu ile tanışmak olduğunu dile getirdi.

Sezen Aksu'nun New York'ta 1983 yılında verdiği konseri izleyenler arasında yer alan Kavus Gökoğlu, "Aradan geçen 27 yıldan sonra kendisini görmek bizim için büyük bir keyif olacak" diye konuştu. Eşiyle birlikte Missouri eyaletinin Saint Louis şehrinden 13 saat uzaklıktaki North Bethesda, Maryland'a günü birlik gelecek olan Dr. Akgün İnce, "Sezen Aksu için bu yolu katetmeye değer" dedi.
 

Ermeni ve Rumlardan yoğun ilgi

Aksu, ABD'de en son 2000 yılında, New York merkezli Moon and Stars Project tarafından organize edilen konserde 3 bin 500 kişiye karşı sahne almıştı. 2000 yılındaki konserin organizasyonunda görev yapan Cüneyt Gürkan, konserin üzerinden yıllar geçmesine rağmen o akşamki ilgi ve coşkuyu unutamadığını söylüyor.

Organizasyon yetkilileri, ABD'de yaşayan Türklerin yanı sıra Arnavut, Ermeni, Süryani, Rum gibi değişik etnik kökenden Sezen Aksu hayranlarının da konsere büyük ilgi gösterdiğini söylediler.

Organizasyon yetkilileri, biletlerin hızla tükenmesinde sosyal network sitelerinin büyük payı olduğuna dikkat çekip, Facebook üzerinden birbirini haberdar eden Sezen Aksu hayranları sayesinde bilet satışlarının beklenenden daha hızlı ilerlediğini kaydettiler.
 

Source: Cumhuriyet

{seperator}
New York'ta "İstanbul konseri"
Cumhuriyet, 16.03.2010

Sertab Erener ve Demir Demirkan bu yaz New York Central Park'ta ikincisi planlanan ''İstanbulive'' konserine destek amacıyla 9 Nisan'da ''Türkçe Şarkılarım'' adlı bir konser verecek.

ABD'de geçen yıl ilki düzenlenen İstanbulive konseri gibi pekçok projeye imza atan organizatör Serdar İlhan yaptığı açıklamada, Central Park'ta ''Summer Stage'' sahnesinde 7 bin kişinin katılımıyla düzenlenen, Türk ve Amerikan basınında geniş şekilde yer alan İstanbulive konserinin ikincisini bu yıl yine düzenlemek için hazırlıkların devam ettiğini belirtti.

İlhan, ABD'de, Türkiye'nin ve Türk müziğinin tanıtılmasına önemli katkı sağlayan konserin bu yıl da düzenlenebilmesi için sponsor arayışlarının devam ettiğini, projeye bugüne dek İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, New York Turizm ve Kültür Ataşeliği, New York Başkonsolosluğu, Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation), Fenerbahçe USA Derneği başta olmak üzere kimi kuruluşların destek sözü verdiklerini ifade etti.

Serdar İlhan, bu kapsamda 9 Nisan'da New York'ta Hiro Ballroom'da Sertab Erener ve Demir Demirkan'ın ''Türkçe Şarkılarım'' adıyla İstanbulive'a destek amaçlı konser vereceklerini belirterek, New York'taki tüm Türk müzikseverleri bu konsere davet etti. İlhan ''Gelin, parçası olduğumuz ve sahip çıktığımız modern Türkiye'nin kültürel tanıtımını hep birlikte gerçekleştirelim'' dedi.

Central Park Yaz Konserleri-Summer Stage kapsamında düzenlenmesi planlanan İstanbulive programında, Kenan Doğulu, Mor ve Ötesi, Şükriye Tutkun, İlhan Erşahin, Burhan Öcal ve Tuluğ Tırpan gibi müzisyenlerle birlikte halk oyunları gösterilerinin de yer alması bekleniyor.

Central Park'ta geçen yıl 27 Haziran'da düzenlenen ''İstanbulive: Türkiye'nin Sesleri ve Renkleri'' konserinde Mazhar Fuat Özkan (MFÖ), Sertab Erener-Demir Demirkan ve Hüsnü Şenlendirici sahneye çıkmıştı.
 

Source: Cumhuriyet

{seperator}

Turkish art in New York
Today's Zaman by Nicole Pope, 20.04.2010

For the fourth year running, the Turkish Cultural Foundation rented a stand at the New York and Chicago SOFA fairs to showcase the works of Turkish artists. And for the second successive year, I found myself in the city during the fair, which is always well worth a visit for the dazzling display of beautiful objects it offers, even if you can’t afford any of them. 
SOFA stands for Sculpture Objects and Functional Art, and it is one of the world’s foremost contemporary art and design fairs. The exhibitors are mostly private art galleries from the United States and dozens of other countries. In the absence of Turkish galleries, the Turkish Cultural Foundation has taken on the role of promoting the work of talented contemporary Turkish artists in the US, whether they are already established names accustomed to displaying their work abroad or up-and-coming talent seeking an opportunity to get themselves known in international circles.
The fair attracts museums, gallery owners and, of course, potential buyers.

I spoke to Nurten Ural from the Turkish Cultural Foundation in Detroit. Every year, she told me, the foundation sifts through applications and goes through a rigorous process to select a handful of suitable artists for the New York and Chicago shows. The aim is to promote lesser-known aspects of Turkey’s contemporary culture and to have a diversity of styles on display during the four-day events.

This year, within the same booth, visitors could see the elegant glass or bronze sculptures of women produced by well-known sculptor Emel Vardar, İlker Yardımcı’s handsome metal works, the warm sculptures that Malik Bulut extracted from cold marble and Yılmaz Zenger’s arresting resin compositions. His “Attached to İstanbul” -- a black shell, in pieces, exposing a red interior -- reminded me of a beautiful exploded watermelon.

I had a chat with Vardar, who pointed out that international fairs like SOFA are very important for Turkish artists, who get a chance to keep up with the latest artistic trends, discuss techniques and exchange ideas with peers from around the world and engage in a dialogue with buyers as well as gallery owners.

The Turkish artists were in good company at SOFA. The fair brings together a broad array of exhibits, all of very high quality: a few paintings, of course, but mostly sculpted objects, colorful mosaics, quirky jewelry as well as some stunning pieces of furniture, designed to bring out the finest details of the wood they were made of. Glass sculptures also featured prominently in the fair. Some of the art works were truly exquisite, the kind of pieces you would love to take home if only you could afford the price tag.

One gallery offered a very modern take on Persian carpets, all earth-colored and very different from the patterns that have traditionally characterized Iranian carpets. American artist Amy Orr offered a stunning mosaic of Lady Liberty, created with cut-up credit cards -- her take, perhaps, on the recent financial meltdown.

Vardar likes to focus on women in her work, but she was quick to point out that her colored glass statuettes and bronze heads were not just about the women’s physical attributes, but also about their strength and inner richness. She has been a prominent name in Turkish art for years and has run the Eylül Art Gallery in İstanbul since 1993. Modern communications and the Internet have radically altered the art world, she told me. Not only is the domestic art market more vibrant these days in Turkey, but Turkish artists find it much easier to establish an international presence.

Contemporary Turkey, she believes, is finally getting broader recognition abroad for its contribution to all fields of arts and culture, from fashion to literature, cinema and of course fine arts. There had been no recession for Turkish artists, she told me. Quite the opposite, interest is on the rise. More Turkish artworks will be on display at SOFA in Chicago this November.
 
Source: Today's Zaman

{seperator}

Ali Baba and the 40 Thieves Delights Turkish American children
VOA, 24.03.2010

Supported by a grant from the Turkish Cultural Foundation, the Turkish American Art Society of New York (TAASNY) staged “Ali Baba and the 40 Thieves – Ali Baba ve Kirk Haramiler,” to Turkish American children in New York, Philadelphia and Washington, DC. Performed in Turkish with intercultural references geared toward Turkish American children, the play received praise from parents and children alike. TAASNY, a theater troupe that consists primarily of Turkish American amateur performers, has previously received TCF funding to stage two acclaimed Turkish plays, Kanli Nigar and Hisseli Harikalar Kumpanyasi. To watch a Voice of America segment about the children’s play, click here.

Source: VOA

{seperator}

Amerikalı öğretmenler Türkiye'ye geliyor
Cumhuriyet, 24.06.2010

ABD'li 80 öğretmen, Türk Kültür Vakfı ve World Affairs Councils (Dünya İşleri Konseyi) işbirliği ile düzenlenen ''Türkiye İnceleme Gezileri'' kapsamında bu yaz Türkiye'ye gelecek.

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, ABD'nin Alabama, California, Hawai, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Teksas, Washington eyaletleri ve Washington DC bölgesinden gelecek öğretmenler, İstanbul'dan başlayarak Marmara, Ege ve İç Anadolu'ya uzanan 13 günlük bir inceleme gezisine katılacak.

Türk Kültür Vakfı'nca 2007 yılından bu yana yürütülen program ile bu yaz sonu itibarıyla inceleme gezilerine katılan Amerikalı öğretmen sayısı 296'ya ulaşacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen vakfın İcra Direktörü Güler Köknar, 2000 yılından beri kuruluş amaçları doğrultusunda Türkiye'yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürdüklerini söyledi.

Köknar, ABD ile Türkiye arasında kültür ve eğitim alanlarında köprü vazifesi gören faaliyetleri kapsamında bu yaz 80 ABD'li öğretmeni Türkiye'de ağırlayacaklarını belirterek, şunları kaydetti:
''Böylece öğretmenler, Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacak. Okullarımızı, eğitim ve kültür kurumlarımızı ziyaret ederek okul yöneticileriyle, öğretmenlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmanın yanı sıra Türkiye'nin güncel önemini ve kültürel zenginliğini tanıyacak. Amerika'ya döndüklerinde ise Türkiye ile ilgili derslerinde ele almakta ve ayrıca okullarında ve yaşadıkları şehirlerde Türkiye'yi tanıtıcı programlar düzenlenmesine ön ayak olmaktadırlar. Bu çalışmalar vakfımızın 'insandan insana tanıtım' felsefesini yansıtmaktadır.''

Açıklamada, ABD'li öğretmenlerin Türkiye'deki incelemelerini 28 Haziran-10 Temmuz, 12-24 Temmuz, 26 Temmuz-7 Ağustos tarihleri arasında 3 grup halinde gerçekleştirecekleri bildirildi.

Source: Cumhuriyet
{seperator}

ABD'li öğretmenler, Türkiye'nin kültür mirasını tanımaya geliyor
Zaman, 24.06.2010

ABD'nin çeşitli bölgelerinden 80 ortaokul ve lise öğretmeni, İstanbul'dan İç Anadolu'ya uzanan bir inceleme gezisi yapmak için bu yaz Türkiye'ye geliyor.

Merkezi ABD'de olan "Turkish Cultural Foundation" ve "World Affairs Councils"in işbirliğiyle düzenlenen "Türkiye İnceleme Gezileri" kapsamında, ABD'nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler 13 gün sürecek gezilerinde Türk kültürüyle tanışacak.

Kuruluşun İcra Direktörü Güler Köknar, kuruluş amaçları doğrultusunda 2000 yılından beri Türkiye'yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürdüklerini; Türkiye'de ağırlayacakları Amerikalı öğretmenlerin Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklarını kaydetti.

Amerikalı öğretmenlerin Türkiye'de okulları, eğitim ve kültür kurumlarını ziyaret edeceğini; meslektaşları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geleceklerini belirten Köknar, bu çalışmaların, vakıflarının "insandan insana tanıtım" felsefesini yansıttığını ifade etti.

İnceleme gezisi çerçevesinde ilk öğretmen grubu 28 Haziranda İstanbul'a ulaşacak. Öğretmenlerin rotasında İzmit, İznik, Bursa, Çatalhöyük, Pamukkale, Konya ve Kapadokya gibi tarihi ve turistik merkezler yer alıyor.

"Turkish Cultural Foundation" tarafından 2007 yılından beri yürütülen program kapsamında, yaz sonunda 296 öğretmene ulaşılmış olacak.

Source: Zaman
 
{seperator}

ABD'li öğretmenler Türkiye'yi inceleyecek
Samanyolu, 24.06.2010

ABD'nin çeşitli bölgelerinden 80 ortaokul ve lise öğretmeni, İstanbul'dan İç Anadolu'ya uzanan bir inceleme gezisi yapmak için bu yaz Türkiye'ye geliyor.

Merkezi ABD'de olan "Turkish Cultural Foundation" ve "World Affairs Councils"in işbirliğiyle düzenlenen "Türkiye İnceleme Gezileri" kapsamında, ABD'nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler 13 gün sürecek gezilerinde Türk kültürüyle tanışacak.

Kuruluşun İcra Direktörü Güler Köknar, kuruluş amaçları doğrultusunda 2000 yılından beri Türkiye'yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürdüklerini; Türkiye'de ağırlayacakları Amerikalı öğretmenlerin Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklarını kaydetti.

Amerikalı öğretmenlerin Türkiye'de okulları, eğitim ve kültür kurumlarını ziyaret edeceğini; meslektaşları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geleceklerini belirten Köknar, bu çalışmaların, vakıflarının "insandan insana tanıtım" felsefesini yansıttığını ifade etti.

İnceleme gezisi çerçevesinde ilk öğretmen grubu 28 Haziranda İstanbul'a ulaşacak. Öğretmenlerin rotasında İzmit, İznik, Bursa, Çatalhöyük, Pamukkale, Konya ve Kapadokya gibi tarihi ve turistik merkezler yer alıyor.

"Turkish Cultural Foundation" tarafından 2007 yılından beri yürütülen program kapsamında, yaz sonunda 296 öğretmene ulaşılmış olacak. 
 
Source: Samanyolu

{seperator}

80 Amerikalı öğretmen yollara düştü
Sabah, 24.06.2010


Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils işbirliği ile düzenlenen “Türkiye İnceleme Gezileri” kapsamında 80 ABDli ortaokul ve lise öğretmeni Türkiye’yi bu yaz ziyaret edecek.

ABD'nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler İstanbul'dan başlayarak Marmara, Ege ve İç Anadolu'ya uzanan 13 günlük bir inceleme gezisine katılacaklar.

Turkish Cultural Foundation tarafından 2007 yılından bu yana yürütülen program ile yaz sonu itibariyle 296 Amerikalı öğretmene ulaşılacak.

Turkish Cultural Foundation İcra Direktörü Güler Köknar, "2000 yılından beri kuruluş amaçlarımız doğrultusunda Türkiye'yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürmekteyiz. Amerika ile Türkiye arasında kültür ve eğitim alanlarında köprü vazifesi gören faaliyetlerimiz kapsamında bu yaz 80 ABDli öğretmeni Türkiye'de ağırlayacağız. Böylece öğretmenler, Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklar. Okullarımızı, eğitim ve kültür kurumlarımızı ziyaret ederek okul yöneticileriyle, öğretmenlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmanın yanı sıra Türkiye'nin güncel önemini ve kültürel zenginliğini tanıyacaklar. Amerika'ya döndüklerinde ise Türkiye'yi ilgili derslerinde ele almakta ve ayrıca okullarında ve yaşadıkları şehirlerde Türkiye'yi tanıtıcı programlar düzenlenmesine ön ayak olmaktadırlar. Bu çalışmalar Vakfımızın 'insandan insana tanıtım' felsefesini yansıtmaktadır."

Türkiye İnceleme Gezileri'nin yanı sıra,Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils of America'ya bağlı yerel kuruluşlar ile ortaklaşa düzenlenen Türkiye çalıştaylarına da 2007 yılından bu yana 2000'e yakın Amerikalı öğretmen katılarak Türkiye hakkında bilgilendirildi.

Source: Sabah

{seperator}

80 Amerikalı öğretmen Türkiye'ye geliyor
Habertürk, 24.06.2010

Amerikalı öğretmenler 'Türkiye İnceleme Gezileri' için yola çıkıyor.

Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils işbirliği ile düzenlenen “Türkiye İnceleme Gezileri” kapsamında 80 ABDli ortaokul ve lise öğretmeni Türkiye’yi bu yaz ziyaret edecek.
 
ABD’nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler
İstanbul’dan başlayarak Marmara, Ege ve İç Anadolu’ya uzanan 13 günlük bir
inceleme gezisine katılacaklar.
 
Turkish Cultural Foundation tarafından 2007 yılından bu yana yürütülen program ile yaz sonu itibariyle 296 Amerikalı öğretmene ulaşılacak.
 
Turkish Cultural Foundation İcra Direktörü Güler Köknar, “2000 yılından beri kuruluş amaçlarımız doğrultusunda Türkiye’yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürmekteyiz. Amerika ile Türkiye arasında kültür ve eğitim alanlarında köprü vazifesi gören faaliyetlerimiz kapsamında bu yaz 80 ABDli öğretmeni Türkiye’de ağırlayacağız. Böylece öğretmenler, Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklar. Okullarımızı, eğitim ve kültür kurumlarımızı ziyaret ederek okul yöneticileriyle, öğretmenlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmanın yanı sıra Türkiye'nin güncel önemini ve kültürel zenginliğini tanıyacaklar. Amerika’ya döndüklerinde ise Türkiye’yi ilgili derslerinde ele almakta ve ayrıca okullarında ve yaşadıkları şehirlerde Türkiye'yi tanıtıcı programlar düzenlenmesine ön ayak olmaktadırlar. Bu çalışmalar Vakfımızın ‘insandan insana tanıtım’ felsefesini yansıtmaktadır."
 
Türkiye İnceleme Gezileri’nin yanı sıra,Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils of America'ya bağlı yerel kuruluşlar ile ortaklaşa düzenlenen Türkiye çalıştaylarına da 2007 yılından bu yana 2000’e yakın Amerikalı öğretmen katılarak Türkiye hakkında bilgilendirildi.

Source: Haberturk

{seperator}

Amerikalı öğretmenler geliyor
Milliyet, 25.06.2010

80 Amerikalı öğretmen Turkish Cultural Foundation’ın 2010 Türkiye İnceleme Gezileri için yola çıkıyor

Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils işbirliği ile düzenlenen “Türkiye İnceleme Gezileri” kapsamında 80 ABDli ortaokul ve lise öğretmeni Türkiye’yi bu yaz ziyaret edecek.

ABD’nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler İstanbul’dan başlayarak Marmara, Ege ve İç Anadolu’ya uzanan 13 günlük bir inceleme gezisine katılacaklar.

Turkish Cultural Foundation tarafından 2007 yılından bu yana yürütülen program ile yaz sonu itibariyle 296 Amerikalı öğretmene ulaşılacak.

Turkish Cultural Foundation İcra Direktörü Güler Köknar, “2000 yılından beri kuruluş amaçlarımız doğrultusunda Türkiye’yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürmekteyiz. Amerika ile Türkiye arasında kültür ve eğitim alanlarında köprü vazifesi gören faaliyetlerimiz kapsamında bu yaz 80 ABDli öğretmeni Türkiye’de ağırlayacağız. Böylece öğretmenler, Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklar. Okullarımızı, eğitim ve kültür kurumlarımızı ziyaret ederek okul yöneticileriyle, öğretmenlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmanın yanı sıra Türkiye'nin güncel önemini ve kültürel zenginliğini tanıyacaklar. Amerika’ya döndüklerinde ise Türkiye’yi ilgili derslerinde ele almakta ve ayrıca okullarında ve yaşadıkları şehirlerde Türkiye'yi tanıtıcı programlar düzenlenmesine ön ayak olmaktadırlar. Bu çalışmalar Vakfımızın ‘insandan insana tanıtım’ felsefesini yansıtmaktadır."

Türkiye İnceleme Gezileri’nin yanı sıra,Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils of America'ya bağlı yerel kuruluşlar ile ortaklaşa düzenlenen Türkiye çalıştaylarına da 2007 yılından bu yana 2000’e yakın Amerikalı öğretmen katılarak Türkiye hakkında bilgilendirildi.

Source: Milliyet

{seperator}

Türk Kültür Vakfı'ndan, Amerikalı Öğretmenlere Türkiye Dersi
TurkishNY, 23.06.2010

Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation) ve Amerika Dünya Meseleleri Konseyi (World Affairs Council of America) ortaklığında gerçekleştirilen bir organizasyonla, bu yaz birçok Amerikalı Orta Öğretim ve Lise Öğretmeni, Türkiye'yi ziyaret edecek.

ABD'nin Dallas/Fort Worth, Detroit, Montana, Kansas City, St. Louis, Hawaii, Mid Hudson Valley, Eastern North Carolina, New Hampshire, Pittsburgh, Raleigh, Washington, DC, Birmingham, Reading, Seattle, South Dakota, Riverside (CA), Santa Fe ve Orange County bölgelerinden birçok öğretmen, gruplar halinde İstanbul'dan başlayarak Kapadokya üzerinden devam eden ve Ankara'da sona eren 13 günlük bir geziye çıkacaklar.

Yaz mevsiminin sonu itibarıyla, Turkish Cultural Foundation, 296 Amerikalı öğretmene Türkiye'nin olağanüstü güzelliklerini tanıtmış olacak. Aynı işbirliğinin bir parçası olarak düzenlenen başka bir programla, ABD'nin dört bir yanında 2 binden fazla Amerikalı öğretmen, bulundukları bölgelerde Türkiye ile ilgili çalıştaylara katılmışlardı.

İstanbul, Marmara, Ege ve Orta Anadolu'yu gezecek olan Amerikalı öğretmen gruplarının ilki 28 Haziran'da, ikincisi 12 Temmuz'da ve üçüncüsü 26 Temmuz'da yola çıkacak.

Source: TurkishNY

{seperator}

American teachers touring Turkey
Hürriyet Daily News 25.06.2010


On a teachers study tour organized and sponsored by the Turkish Cultural Foundation in partnership with the World Affairs Council of America, 80 middle school and high school teachers will be visiting Turkey this summer. This year’s educators are coming from Dallas/Fort Worth, Detroit, Montana, Kansas City, St. Louis, Hawaii, Mid Hudson Valley, Eastern North Carolina, New Hampshire, Pittsburgh, Raleigh, Washington, D.C., Birmingham, Reading, Seattle, South Dakota, Riverside (CA), Santa Fe and Orange County, and they will begin a 13-day tour starting from Istanbul and the western part of Turkey and ending in Ankara by way of Cappadocia. The first group will arrive on Monday.

“We have continued to introduce Turkey and Turkish Culture with special programs since 2000. We will host 80 American teachers in Turkey as part of our activities, which function as a bridge in culture and education fields between the U.S. and Turkey. In this way, teachers will meet the millenarian history of civilization of Turkey and especially they will know the Turkish cultural heritage in Anatolia. By visiting our schools and our education and cultural foundations, they will meet school administrators, teachers and non-governmental organization leaders. When they go back to the U.S., they will take the initiative to arrange introductory programs for Turkey in their country,” said the executive director of Turkish Cultural Foundation, Güler Köknar.

By the end of this summer, the Turkish Cultural Foundation will have shown 296 American educators the marvels of Turkey. As part of the same collaborative program, over 2,000 teachers across the United States have attended educational workshops on Turkey held by their local World Affairs Council and sponsored by the Turkish Cultural Foundation.

For more information on the program, please visit www.turkishculturalfoundation.org.

Source: Hurriyet Daily News

{seperator}

80 Amerikalı öğretmen Turkish Cultural Foundation ile Türkiye'de
AnkaraLife, September 2010

ABD’nin Alabama, California, Hawaii, Kansas, Michigan, Missouri, Montana, New York, North Carolina, New Hampshire, New Mexico, South Dakota, Texas, Washington eyaletleri ve Washington, DC bölgesinden gelecek öğretmenler İstanbul’dan başlayarak Marmara, Ege ve İç Anadolu’ya uzanan 13 günlük bir inceleme gezisine katıldılar.

Turkish Cultural Foundation tarafından 2007 yılından bu yana yürütülen program ile yaz sonu itibariyle 296 Amerikalı öğretmene ulaşılması hedeflendi.

Turkish Cultural Foundation İcra Direktörü Güler Köknar, “2000 yılından beri kuruluş amaçlarımız doğrultusunda Türkiye’yi ve Türk kültürünü özel programlarla tanıtmayı sürdürmekteyiz. Amerika ile Türkiye arasında kültür ve eğitim alanlarında köprü vazifesi gören faaliyetlerimiz kapsamında bu yaz 80 ABDli öğretmeni Türkiye’de ağırlayacağız. Böylece öğretmenler, Türkiye'nin binlerce yıllık uygarlık tarihiyle ve özellikle Anadolu'daki bin yıllık Türk kültür mirasıyla tanışacaklar. Okullarımızı, eğitim ve kültür kurumlarımızı ziyaret ederek okul yöneticileriyle, öğretmenlerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla tanışmanın yanı sıra Türkiye'nin güncel önemini ve kültürel zenginliğini tanıyacaklar. Amerika’ya döndüklerinde ise Türkiye’yi ilgili derslerinde ele almakta ve ayrıca okullarında ve yaşadıkları şehirlerde Türkiye'yi tanıtıcı programlar düzenlenmesine ön ayak olmaktadırlar. Bu çalışmalar Vakfımızın ‘insandan insana tanıtım’ felsefesini yansıtmaktadır." şeklinde konuştu.

Türkiye İnceleme Gezileri’nin yanı sıra,Turkish Cultural Foundation ve World Affairs Councils of America'ya bağlı yerel kuruluşlar ile ortaklaşa düzenlenen Türkiye çalıştaylarına da 2007 yılından bu yana 2000’e yakın Amerikalı öğretmen katılarak Türkiye hakkında bilgilendirildi.

Source: AnkaraLife

{seperator}

Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı açılıyor.
Cumhuriyet, 08.10.2010

Armaggan markasının desteğiyle Turkish Cultural Foundation tarafından kurulan Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU), doğal boya bitkileri koleksiyonu bakımından dünyanın en geniş ve Türkiye’nin ilk tahribatsız analiz ve doğal boyama laboratuvarı olma özelliğini taşıyor.

Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı’nın kamuoyuna tanıtımı 11 Ekim 2010, Pazartesi saat 16:00’da Türkçe ve 12 Ekim 2010, Salı saat 14:30’da İngilizce olarak Turkish Cultural Foundation Bilimsel Danışmanı ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Recep Karadağ’ın vereceği konferanslar ile Turkish Cultural Foundation’ın İstanbul merkezinde yapılacaktır. 

Türk kültür mirasının tanıtılması, korunması ve nesillere aktarılması amacıyla 2009 yılında kuruluş temelleri atılan DATU, dünyanın en zengin doğal boya bitki koleksiyonuna sahip. DATU, şimdiden tarihi objelerin analizlerinde tahribatsız ve mikro analiz yöntemleriyle çalışan dünyadaki az sayıda labaratuvar arasında yer almaktadır.

DATU’da toksik ve kanserojen madde içermeyen antibakteriyel ve antimikrobiyal özelliklere sahip, çevre kirliliği oluşturmayan, doğal boyalar ile araştırmalar yürütülmektedir. Labaratuvarda tarihi tekstil ürünlerinin analizi tahribatsız ve mikro yöntemlerle yapılabilmekte ve aynı boya bitkileri kullanılarak birebir üretilebilmektedir. Bu alanda araştırma yapan lisansüstü öğrencilerin çalışmalarına da imkan sağlamaktadır.

DATU hakkında geniş bilgiye "www.tcfdatu.org" adresinden ulaşabilirsiniz.

Source: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=180540

{seperator}
Doğal boya laboratuvarı açılıyor.
Sabah, 08.10.2010

Turkish Cultural Foundation (TCF) Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU) açılıyor.

Armaggan markasının desteğiyle Turkish Cultural Foundation tarafından kurulan Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU), doğal boya bitkileri koleksiyonu bakımından dünyanın en geniş ve Türkiye'nin ilk tahribatsız analiz ve doğal boyama laboratuvarı olma özelliğini taşıyor.

Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı'nın kamuoyuna tanıtımı 11 Ekim 2010, Pazartesi saat 16:00'da Türkçe ve 12 Ekim 2010, Salı saat 14:30'da İngilizce olarak Turkish Cultural Foundation Bilimsel Danışmanı ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Karadağ'ın vereceği konferanslar ile Turkish Cultural Foundation'ın İstanbul merkezinde yapılacaktır.

Türk kültür mirasının tanıtılması, korunması ve nesillere aktarılması amacıyla 2009 yılında kuruluş temelleri atılan DATU, dünyanın en zengin doğal boya bitki koleksiyonuna sahip. DATU, şimdiden tarihi objelerin analizlerinde tahribatsız ve mikro analiz yöntemleriyle çalışan dünyadaki az sayıda labaratuvar arasında yer almaktadır.

DATU'da toksik ve kanserojen madde içermeyen antibakteriyel ve antimikrobiyal özelliklere sahip, çevre kirliliği oluşturmayan, doğal boyalar ile araştırmalar yürütülmektedir. Labaratuvarda tarihi tekstil ürünlerinin analizi tahribatsız ve mikro yöntemlerle yapılabilmekte ve aynı boya bitkileri kullanılarak birebir üretilebilmektedir. Bu alanda araştırma yapan lisansüstü öğrencilerin çalışmalarına da imkan sağlamaktadır.

DATU, müzelerimizdeki tarihi sanat objelerinin üretilmiş oldukları dönem ve yerlerinin bilimsel bir şekilde saptanması, bunlara yönelik restorasyon ve konservasyon yöntemleri konusunda teknik destek vermektedir. Boyarmadde analizlerinin maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen bu destek müzelerimize ücretsiz olarak verilmektedir. Kuruluşundan bu yana DATU, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Ayasofya Müzesi, Harbiye Askeri Müzesi, Sadberk Hanım Müzesi, Konya Etnografya Müzesi, Konya Mevlana Müzesi ve Azerbaycan Milli Tarih Muzesi için ücretsiz boyarmadde analiz ve rapor hizmetleri sunmuştur. DATU hakkında geniş bilgiye www.tcfdatu.org adresinden ulaşabilirsiniz.

TCF Genel Direktörü Güler Köknar: "Doğal boyamacılık ve dokumacılık alanlarında Türklerin dünya dokuma kültürüne ve tekstil sanatına çok önemli katkıları olmuştur. Vakfımızın 'Türk Kültür Mirasını Koruma' projeleri içinde yer alan DATU'nun açılmasıyla bu zengin kültür ve bilimsel hazinenin korunması ve dünyaya tanıtılmasına Turkish Cultural Foundation'ın önemli bir katkısı olacağına inanmaktayız," dedi.

Açılış Konferansları: Dünyanın En Büyük Boya Bitkileri Koleksiyonu ile TCF Doğal Boya Araştırma Geliştirme Laboratuvarı İstanbul'da

Konuşmacı: Prof. Dr. Recep Karadağ, Marmara Ü. Öğretim Üyesi, TCF Bilimsel Danışmanı

Tarihler: 11. Ekim. 2010 Pazartesi sa. 16:30 (Türkçe) - 12. Ekim. 2010 Salı sa. 14:30 (İngilizce)

Yer: Turkish Cultural Foundation İstanbul, Cumhuriyet Cd. Cumhuriyet Ap. 17/1 Taksim

Bilgi: Hülya Yurtsever, 00-90-212-297-4038, 0532 345 5737, istanbul@turkishculture.org

Source: www.sabah.com.tr/Yasam/2010/10/08/dogal_boya_laboratuvari_aciliyor

{seperator}
Turkish Cultural Foundation (TCF) Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU) açılıyor.
Star Gazete, 08.20.2010

Turkish Cultural Foundation (TCF) Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU) açılıyor. Armaggan markasının desteğiyle Turkish Cultural Foundation tarafından kurulan Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı (DATU), doğal boya bitkileri koleksiyonu bakımından dünyanın en geniş ve Türkiye’nin ilk tahribatsız analiz ve doğal boyama laboratuvarı olma özelliğini taşıyor.

Türk kültür mirasının tanıtılması, korunması ve nesillere aktarılması amacıyla 2009 yılında kuruluş temelleri atılan DATU, dünyanın en zengin doğal boya bitki koleksiyonuna sahip. DATU, şimdiden tarihi objelerin analizlerinde tahribatsız ve mikro analiz yöntemleriyle çalışan dünyadaki az sayıda labaratuvar arasında yer almaktadır.

DATU’da toksik ve kanserojen madde içermeyen antibakteriyel ve antimikrobiyal özelliklere sahip, çevre kirliliği oluşturmayan, doğal boyalar ile araştırmalar yürütülmektedir. Labaratuvarda tarihi tekstil ürünlerinin analizi tahribatsız ve mikro yöntemlerle yapılabilmekte ve aynı boya bitkileri kullanılarak birebir üretilebilmektedir. Bu alanda araştırma yapan lisansüstü öğrencilerin çalışmalarına da imkan sağlamaktadır.

TCF Genel Direktörü Güler Köknar: “Doğal boyamacılık ve dokumacılık alanlarında Türklerin dünya dokuma kültürüne ve tekstil sanatına çok önemli katkıları olmuştur. Vakfımızın ‘Türk Kültür Mirasını Koruma’ projeleri içinde yer alan DATU’nun açılmasıyla bu zengin kültür ve bilimsel hazinenin korunması ve dünyaya tanıtılmasına Turkish Cultural Foundation’ın önemli bir katkısı olacağına inanmaktayız,” dedi.  

Source: www.stargazete.com/kultursanat/turkish-cultural-foundation-tcf-dogal-boya-arastirma-ve-gelistirme-laboratuvari-datu-aciliyor-haber-300492.htm

{seperator}
McKeesport Area teachers visit Turkey
TribLive, September 2010

Two history teachers at McKeesport Area High School will be able to talk Turkey with their students.

That's the nation of Turkey, where Tim Kunes and Robin Tyke were part of a July study tour.

"They send us to Turkey and we hopefully will come back and teach Turkey more accurately," Kunes said Tuesday.

"They" were the tour sponsors, the World Affairs Council of Pittsburgh and Turkish Cultural Foundation.

"Robin and I have been involved with the World Affairs Council for many years," said Kunes, of North Versailles Township.

"For 12-15 years to be sure," added Tyke, a White Oak native living in Export.

The tour went to such historic landmarks as Izmir, called Smyrna in antiquity, and Kusadasi, on the site of ancient Ephesus, but also gave participants a modern look at Turkey.

"It is one of the few secular countries that are inhabited by Muslims," Kunes said.

That viewpoint disabused Tyke of much of what she thought she knew.

"We lump Turkey into the Middle East," Tyke said. "All I learned as a kid was about the Crusades."

For their tour guides, history included the impact of Christianity and pre-Christian peoples as well as of Islam on Turkey.

Kunes said the teachers visited a temple at Ephesus where the goddess Diana was worshipped.

"(The guides) tied in the whole framework," Tyke said. "They weren't trying to indoctrinate us."

In the wake of the medieval Crusades an Ottoman Empire would reach to the ancient Byzantine capital of Constantinople, a city straddling Europe and Asia that now is known as Istanbul.

That empire crumbled after World War I and in 1923 Mustafa Kemal established the secular republic of Turkey.

Kemal later took the surname Ataturk.

"He had everyone take a surname where no one had a last name," Kunes said.

"He is so revered over there," Tyke said.

Turkey looks both east and west.

"Turkey has to have two different faces at this point," Kunes said.

It is a member of the NATO and seeks to join the European Union.

"They're trying to be the nice next-door neighbor to Europe," Tyke said.

Turkey also made the news because a flotilla sailing under a Turkish flag had a confrontation with Israeli forces seeking to enforce a blockade of the Gaza Strip.

Still, Kunes said, the military remained pro-Israel, even with a government led by a Muslim religious party.

"Even though they don't like (Prime Minister Recep Tayyip Erdogan) for his religious stance, (the people) like him because the economy is booming right now," Kunes said.

The military remains a force feared by civilians.

"There have been four military coups since the formation of the republic," Kunes said.

In February some 40 people, including top military figures, were arrested over an alleged coup plot dating back to 2003.

"The government arrested a lot of high-ranking military officials and academics, thinking they were planning to overthrow the government," Tyke said.

Despite all the problems, the teachers said everything seemed laid back in Turkey.

Given recent economic problems in EU nations such as neighboring Greece, Kunes speculated that Turkey almost may be "better off on a holding pattern."

It was a study tour but it also had its lighter moments.

"I have more pictures of food than I do of us," Tyke said.

"I'm Turkish by consumption," Kunes said, recalling the feta cheese and olives he ate, not to mention such items as gyros and baklava many in the West consider Greek but the Turks claim they invented.

Source: http://www.pittsburghlive.com/x/dailycourier/s_701794.html

{seperator}

Türk sanatçılar ABD'de eserlerini sergiledi
Posta, 08.11.2010

ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation, 5 Kasım’da Chicago’da kapılarını açan 17nci Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı’na Türk sanatçılar Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi, Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim ile katıldı.

Tarihi Navy Pier’deki Festival Salonunda gerçekleştirilen SOFA Chicago Sanat Fuarı’nda bu yıl 10 ülkeden 80 galerinin katılımıyla yüzlerce sanatçı heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlerini sergiledi. Turkish Cultural Foundation, beşinci kez katıldığı fuarda halen tek vakıf olma özelliği taşıyor.

Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Fatih Yıldız ve Turkish Cultural Foundation Detroit Direktörü Nurten Ural düzenlenen açılış resepsiyonuna katıldılar. SOFA Sanat Fuarı’nda Türkiye’yi temsil eden sanatçıların eserleri hakkında bilgiler alan Yıldız, SOFA’da Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden sanatçılarımızı kutladı.

Fuarı ziyaret eden binlerce koleksiyoner ve sanatsever bir dizi konferans, özel etkinlik ve VIP programlar ile karşılandı. Bu çerçevede Turkish Cultural Foundation standında 5 Kasım tarihinde Türk cam sanatçılarından Gamze Araz Eskinazi “Türkiye’de Cam Sanatı” ve ardından Yasemin Aslan Bakiri “Cam Sanatı ve Nazar Boncuğu” üzerine iki konferans verdiler.

 
Source: Posta

{seperator}
Ünlü fuarda Türkler de var
Sabah, 08.11.2010

Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation), ABD'nin Chicago kentinde başlayan 17. ''Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'na (SOFA)'' katıldı.
Türk Kültür Vakfından yapılan açıklamada, Chicago'da 5-7 Kasım tarihlerinde düzenlenen SOFA Sanat Fuarında, çağdaş Türk heykel ve tasarım sanatının temsilcilerinden Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi & Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim'in eserlerinin sergilendiği bildirildi.

Açıklamada, Türk sanatçıların, 4 yıldan bu yana ABD'de kurulu Türk Kültür Vakfının sponsorluğuyla, dünyanın en prestijli sanat etkinliklerinden biri sayılan SOFA'ya katılma olanağını buldukları belirtildi.

Türk modern sanatını ve sanatçılarını yurt dışında tanıtmaya destek olmak amacıyla 4 yıldır SOFA Chicago ve New York fuarlarında stand açan Türk Kültür Vakfı, bu fuara katılması onaylanan tek vakıf olma özelliği taşıyor.


Source: USA Sabah
{seperator}
Türk sanatçılar Chicago'da
Haberturk, 06.11.2010


Turkish Cultural Foundation, 17'nci Chicago Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı’nda
 
ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation, 5 Kasım’da Chicago’da kapılarını açan 17'nci Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı’na Türk sanatçılar Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi, Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim ile katıldı. 7 Kasım’a kadar sürecek SOFA Chicago Sanat Fuarı, tarihi Navy Pier’deki Festival Salonu'nda gerçekleştiriliyor.

SOFA Chicago Sanat Fuarı’nda bu yıl 10 ülkeden 80 galerinin katılımıyla yüzlerce sanatçı heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlerini sergiliyor. Turkish Cultural Foundation, beşinci kez katıldığı fuarda halen tek vakıf olma özelliği taşıyor.

TÜRK SANATÇILARDAN KONFERANS
Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Fatih Yıldız ve Turkish Cultural Foundation Detroit Direktörü Nurten Ural düzenlenen açılış resepsiyonuna katıldılar. SOFA Sanat Fuarı’nda Türkiye’yi temsil eden sanatçıların eserleri hakkında bilgiler alan Yıldız, SOFA’da Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden sanatçılarımızı kutladı.

Fuarı ziyaret eden binlerce koleksiyoner ve sanatsever bir dizi konferans, özel etkinlik ve VIP programlar ile karşılanıyor. Bu çerçevede Turkish Cultural Foundation standında 5 Kasım tarihinde Türk cam sanatçılarından Gamze Araz Eskinazi saat 18:00’de 'Türkiye’de Cam Sanatı' ve ardından Yasemin Aslan Bakiri saat 19:00’da 'Cam Sanatı ve Nazar Boncuğu' üzerine iki konferans verdiler.


Source: Haberturk
{seperator}

Turkish Cultural Foundation, Chicago Sanat Fuarı'nda
Cumhuriyet, 05.11.2010


Turkish Cultural Foundation, 17. Chicago Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'nda.

ABD’de kurulu Turkish Cultural Foundation, 5 Kasım’da Chicago’da kapılarını açan 17. Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı’na Türk sanatçılar Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi, Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim ile katıldı. 7 Kasım’a kadar sürecek SOFA Chicago Sanat Fuarı, tarihi Navy Pier’deki Festival Salonunda gerçekleştiriliyor.

SOFA Chicago Sanat Fuarı’nda bu yıl 10 ülkeden 80 galerinin katılımıyla yüzlerce sanatçı heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlerini sergiliyor. Turkish Cultural Foundation, beşinci kez katıldığı fuarda halen tek vakıf olma özelliği taşıyor.

Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Fatih Yıldız ve Turkish Cultural Foundation Detroit Direktörü Nurten Ural düzenlenen açılış resepsiyonuna katıldılar. SOFA Sanat Fuarı’nda Türkiye’yi temsil eden sanatçıların eserleri hakkında bilgiler alan Yıldız, SOFA’da Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden sanatçılarımızı kutladı.

Fuarı ziyaret eden binlerce koleksiyoner ve sanatsever bir dizi konferans, özel etkinlik ve VIP programlar ile karşılanıyor. Bu çerçevede Turkish Cultural Foundation standında 5 Kasım tarihinde Türk cam sanatçılarından Gamze Araz Eskinazi saat 18:00’de “Türkiye’de Cam Sanatı” ve ardından Yasemin Aslan Bakiri saat 19:00’da “Cam Sanatı ve Nazar Boncuğu” üzerine iki konferans verdiler.


Source: Cumhuriyet

{seperator}
Chicago Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı açıldı
Radikal, 05.11.2010


ABD'de kurulu Turkish Cultural Foundation, 5 Kasım'da Chicago'da kapılarını açan 17nci Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'na Türk sanatçılar Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi, Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim ile katıldı. 7 Kasım'a kadar sürecek SOFA Chicago Sanat Fuarı, tarihi Navy Pier'deki Festival Salonunda gerçekleştiriliyor.

SOFA Chicago Sanat Fuarı’nda bu yıl 10 ülkeden 80 galerinin katılımıyla yüzlerce sanatçı heykelden tasarıma, dekoratif sanatlardan mücevhere geniş bir yelpazede çağdaş, üç boyutlu ve fonksiyonel eserlerini sergiliyor. Turkish Cultural Foundation, beşinci kez katıldığı fuarda halen tek vakıf olma özelliği taşıyor.

Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Fatih Yıldız ve Turkish Cultural Foundation Detroit Direktörü Nurten Ural düzenlenen açılış resepsiyonuna katıldılar. SOFA Sanat Fuarı’nda Türkiye’yi temsil eden sanatçıların eserleri hakkında bilgiler alan Yıldız, SOFA’da Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden sanatçılarımızı kutladı.

Fuarı ziyaret eden binlerce koleksiyoner ve sanatsever bir dizi konferans, özel etkinlik ve VIP programlar ile karşılanıyor. Bu çerçevede Turkish Cultural Foundation standında 5 Kasım tarihinde Türk cam sanatçılarından Gamze Araz Eskinazi saat 18:00’de “Türkiye’de Cam Sanatı” ve ardından Yasemin Aslan Bakiri saat 19:00’da “Cam Sanatı ve Nazar Boncuğu” üzerine iki konferans verdiler.


Source: Radikal
{seperator}
Türk Sanatçıları Chicago Sanat Fuarında
TurkishNY, 05.11.2010


Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation), ABD'nin Chicago kentinde başlayan 17. ''Uluslararası Heykel Objeleri ve Fonksiyonel Sanat Fuarı'na (SOFA)'' katıldı. Türk Kültür Vakfından yapılan açıklamada, Chicago'da 5-7 Kasım tarihlerinde düzenlenen SOFA Sanat Fuarında, çağdaş Türk heykel ve tasarım sanatının temsilcilerinden Yasemin Aslan Bakiri, Gamze Araz Eskinazi & Yasemin Sayınsoy, Yücel Kale ve Seçkin Pirim'in eserlerinin sergilendiği bildirildi.

Açıklamada, Türk sanatçıların, 4 yıldan bu yana ABD'de kurulu Türk Kültür Vakfının sponsorluğuyla, dünyanın en prestijli sanat etkinliklerinden biri sayılan SOFA'ya katılma olanağını buldukları belirtildi.

Türk modern sanatını ve sanatçılarını yurt dışında tanıtmaya destek olmak amacıyla 4 yıldır SOFA Chicago ve New York fuarlarında stand açan Türk Kültür Vakfı, bu fuara katılması onaylanan tek vakıf olma özelliği taşıyor.



Source: TurkishNY

{seperator}

New York'ta “Almanya Yahudisi Profesörlerin Türk Eğitimine Katkıları” Semineri
TurkishNY, 19.11.2010

Araştırmacı, tarihi eser uzmanı ve fotoğrafçı Mesut İlgim, 11 Kasım Perşembe günü, Manhattan’daki Congregation Kehilath Jeshurun’da “Almanya-Yahudisi Profesörlerin Türkiye’nin Eğitim Sistemine Katkıları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

 Saygın bir aydın ve Koç Holding’in eski idarecisi olan İlgim, Afrodisias antik kenti kazılarına destek veren Geyre Vakfı, Koç Yonder Vakfı, Türkiye Alzheimer Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi olarak hizmet veriyor.

1933 yılında Albert Einstein, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazarak, Almanya’dan sürgün edilen bir grup Alman aydının yeni kurulan Türk Cumhuriyeti’nin yüksek eğitim sisteminin modernizasyonuna yardım edebileceklerini ifade etti. Bunun ardından birbiri ardına yaklaşık 200 akademisyen Türkiye’ye göç ederek akademik birimlerde ve devlet kuruluşlarında hizmet verdi. Birçoğu Nazi rejiminden kaçan Yahudilerden oluşan akademisyenler, daha sonra “Haymatlos Profesörler” (‘Haymat’sız yani evsiz anlamında) olarak anılmaya başlandılar. Bu akademisyenlerin birçoğu hayatlarının geri kalanını Türkiye’de geçirdi ve 1930’da yapılan eğitimsel reformlarda önemli roller üstlendi. Mesut Ilgim, konuya ilişkin çalışmalarına 10 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti arşivlerinde Dr. Einstein’ın mektubunu bulduktan sonra başladı.

Programın moderatörlüğünü, Congregation Kehilath Jeshurun Sinagog’u Erkekler Klübü Başkanı Mark Meirowitz üstlendi. Konuşmasında Meirowitz,  1492’deki engizisyonunu takiben İspanya Yahudilerinin Sultan 2. Bayezit tarafından kurtarılması ve Holokost sırasında gösterdikleri kahramanca eylemleriyle Yahudileri kurtaran Türk konsolosluk görevlilerinden bahsederek, Türk ve Yahudilerin tarih boyunca yakın ilişki içerisinde olduklarını söyledi.

Seminere katılan konuklar arasında T.C. New York Konsolosu Ayşe Üzer, T.C. Detroit Başkonsolosu ve Türk Kültür Vakfı Detroit Ofisi Direktörü Nurten Ural, Türk Amerikan Dernekleri Kurulu (ATAA) Bölgesel Başkan Yardımcısı Tomris Azeri, Turkish American Business Association Başkan Yardımcısı Erhan Atay ve İstanbul Üniversitesi Mezun Derneği Başkanı Kemalcan Alaeddinoğlu yer aldı.

Programda Amerikan Türk Cemiyeti (ATS) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ATS Etkinlikler Komitesi Başkanı Lawrence Kaye, konukları ATS tarafından organize edilen programlara ilişkin olarak bilgilendirdi. Panelin moderatörü Meirowitz, ATS İcra Direktörü Selen Uçak ve ATS Program Koordinatörü Doğa Kayalar’a programın organizasyonunda gösterdikleri çabalardan dolayı teşekkür etti.

Ilgim, sunumunda Almanya’dan sürgün edilen Yahudi-Alman profesörlerin Türkiye’ye gelişlerine ve bu yeni ülkede hayatlarını tekrar kurmalarına odaklandı. Seminerde Yahudi profesörlerin büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyon sahibi politikasıyla kurtarılma hikayesini anlatan Ilgim’ın sunumunu bir soru-cevap bölümü takip etti.

Türkiye ve Atatürk tarafından kurtarılan bu profesörlerin ve ailelerinin hikayelerine yaşam veren Ilgim’in çalışmaları takdire değer.


Source: TurkishNY

{seperator}
New York’ta “Almanya Yahudisi Profesörlerin Türk Eğitimine Katkıları” Semineri
Turkish Forum, 19.11.2010

Araştırmacı, tarihi eser uzmanı ve fotoğrafçı Mesut İlgim, 11 Kasım Perşembe günü, Manhattan’daki Congregation Kehilath Jeshurun’da “Almanya-Yahudisi Profesörlerin Türkiye’nin Eğitim Sistemine Katkıları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Saygın bir aydın ve Koç Holding’in eski idarecisi olan İlgim, Afrodisias antik kenti kazılarına destek veren Geyre Vakfı, Koç Yonder Vakfı, Türkiye Alzheimer Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi olarak hizmet veriyor.

1933 yılında Albert Einstein, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazarak, Almanya’dan sürgün edilen bir grup Alman aydının yeni kurulan Türk Cumhuriyeti’nin yüksek eğitim sisteminin modernizasyonuna yardım edebileceklerini ifade etti. Bunun ardından birbiri ardına yaklaşık 200 akademisyen Türkiye’ye göç ederek akademik birimlerde ve devlet kuruluşlarında hizmet verdi. Birçoğu Nazi rejiminden kaçan Yahudilerden oluşan akademisyenler, daha sonra “Haymatlos Profesörler” (‘Haymat’sız yani evsiz anlamında) olarak anılmaya başlandılar. Bu akademisyenlerin birçoğu hayatlarının geri kalanını Türkiye’de geçirdi ve 1930’da yapılan eğitimsel reformlarda önemli roller üstlendi. Mesut Ilgim, konuya ilişkin çalışmalarına 10 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti arşivlerinde Dr. Einstein’ın mektubunu bulduktan sonra başladı.

Programın moderatörlüğünü, Congregation Kehilath Jeshurun Sinagog’u Erkekler Klübü Başkanı Mark Meirowitz üstlendi. Konuşmasında Meirowitz,  1492’deki engizisyonunu takiben İspanya Yahudilerinin Sultan 2. Bayezit tarafından kurtarılması ve Holokost sırasında gösterdikleri kahramanca eylemleriyle Yahudileri kurtaran Türk konsolosluk görevlilerinden bahsederek, Türk ve Yahudilerin tarih boyunca yakın ilişki içerisinde olduklarını söyledi.

Seminere katılan konuklar arasında T.C. New York Konsolosu Ayşe Üzer, T.C. Detroit Başkonsolosu ve Türk Kültür Vakfı Detroit Ofisi Direktörü Nurten Ural, Türk Amerikan Dernekleri Kurulu (ATAA) Bölgesel Başkan Yardımcısı Tomris Azeri, Turkish American Business Association Başkan Yardımcısı Erhan Atay ve İstanbul Üniversitesi Mezun Derneği Başkanı Kemalcan Alaeddinoğlu yer aldı.

Programda Amerikan Türk Cemiyeti (ATS) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ATS Etkinlikler Komitesi Başkanı Lawrence Kaye, konukları ATS tarafından organize edilen programlara ilişkin olarak bilgilendirdi. Panelin moderatörü Meirowitz, ATS İcra Direktörü Selen Uçak ve ATS Program Koordinatörü Doğa Kayalar’a programın organizasyonunda gösterdikleri çabalardan dolayı teşekkür etti.

Ilgim, sunumunda Almanya’dan sürgün edilen Yahudi-Alman profesörlerin Türkiye’ye gelişlerine ve bu yeni ülkede hayatlarını tekrar kurmalarına odaklandı. Seminerde Yahudi profesörlerin büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyon sahibi politikasıyla kurtarılma hikayesini anlatan Ilgim’ın sunumunu bir soru-cevap bölümü takip etti.

Türkiye ve Atatürk tarafından kurtarılan bu profesörlerin ve ailelerinin hikayelerine yaşam veren Ilgim’in çalışmaları takdire değer.


Source: Turkish Forum
{seperator}

TACAM’dan  "Yahudi Profesörlerin Türk Eğitim Reformuna Katkıları" Sunumu
TurkishNY, 19.11.2010

Araştırmacı, tarihi eser uzmanı ve fotoğrafçı Mesut Ilgim, 7 Kasım Pazar günü Ann Arbor’da, Michigan Türk Amerikan Kültür Derneği’nin (TACAM) katkılari ile, “Nazi zulmünden kaçan, Avrupa’dan ve Almanya’dan sürülen Alman Yahudi profesorlerin 1933 Türk Eğitim Reformuna katkılari” konulu bir sunum verdi.

Michigan Üniversitesi Rackham amfisinde verilen sunuma Michigan Türk Amerikan Kültür Derneği (TACAM), Turkish Cultural Foundation (TCF, Washington), Michigan Üniversitesi Ortadoğu ve Kuzey Afrika Araştırma Merkezi ve Detroit Amerikan Yahudi Federasyonu mali destek verdi.  Destek veren diğer kuruluşlarsa şöyle; Ann Arbor Temple Beth Emeth, Beth Israel Synagogue, Frankel Center for Judaic Studies, Ann Arbor Jewish Community Center, Interfaith Council for Peace and Ann Arbor Justice and Jewish Federation.

Sunumunda Mesut Ilgim, aileleri ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ne sığınan 200 kadar profesörün yerleştikleri bu yeni ülkede eğitim alanında yaptıklarını, kurdukları veya kurulmasına önderlik ettikleri eğitim kurumlarını ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni nesli üzerindeki etkilerini anlattı. Ilgim bu konuyu 10 yılı aşkın bir süredir araştırmaktadır. Bu konuya olan ilgisinin Cumhurbaşkanlığı arşivlerinde Albert Einstein tarafından Ulu Önder Atatürk’e yazılmış bir mektubu gün ışığına çıkarması ile başladığını belirtti.  Atatürk’e ithafen yazılmış 1933 tarihli bu mektubunda Albert Einstein, Almanya’dan sürülmüş bu profesörlerin Türkiye Cumhuriyeti’ne kabulünü rica ile birlikte, bu insanların yeni kurulan Cumhuriyete modernleşme/batılılaşma ugraşında, hukuk, fen, tıp, müzik, mimari ve eğitim alanında cok büyük faydalar sağlayabileceğini belirtmektedir.

Ilgim’in sunumundan sonra düzenlenen panele Michigan Üniversitesi Osmanlı Araştırmaları bölümü profesörlerinden Dr. Rudi Lindner ve yine Michigan Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyati bölümü profesörlerinden Dr. Kader Konuk katıldı.  Panel, Michigan Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları bölüm başkanı ve Orta Çağ İslam Tarihi profesörü Dr. Michael Bonner tarafından idare edildi.  Panel de konuşmacılar, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni vatanları olarak kabul eden bu profesörlerin yeni vatanlarındaki yaşamlarını, uyum süreçlerini ve bu uyum süreci sırasında yaşadıklarını örneklerle ele aldı.

Panelin ardından yapılan kapanış konuşmalarında Chicago Başkanı Fatih Yıldız, TACAM Başkanı Feridun Bek ve bu etkinliği düzenleyen komite başkanı Mickey Katz Pek söz aldı. Yıldız, konuşmasında **Türk ve Yahudilerin 500 yılı aşkın bir süredir birlikte yaşadıklarını ve Türklerin, örf ve ananelerine uygun olarak, yardıma muhtaç insanlara karşı her zaman cömert ve misafirperver davrandığını belirtti.

Ardından söz alan TACAM Başkanı Feridun Bek, tarihten ders alıp, uluslar arasında hoşgörü ve barışın daha çok yayılması ve özellikle gelecekte anti-semitizmin tamamen ortadan kalkmasi için Amerikan-Yahudi Cemaatine yardım etmek istediklerini bildirmiştir. Bu bağlamda da Alman yazar Thilo Sarazzin’in Yahudiler ve Türkler hakkindaki ırkçı kitabini kınamış bunun Almanya için dünyadan kötü bir imaj oluşturduğunu söylemiştir. İlaveten, konuşmasında “Türk toplumu özellikle 1492’den beri Yahudi toplumununa her zaman destek vermiştir, hükümetler arasında teknik sorunlar olabilir, ama Türk-Amerikan ve Yahudi-Amerikan toplumları bundan bağımsız olarak beraber çalışmalıdır ve biz bu konuda işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi.

Son olarak söz alan Pek, Türk-Yahudi birlikteliğinin önemini vurgulayarak kendisinin Amerikalı bir Yahudi olduğunu ve sonradan aldığı Türk vatandaşlığını büyük bir gururla taşıdığını belirtti.

 * Mesut Ilgim 1942 de Istanbul’da doğdu. Eğitimini İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu’nda tamamladı. Çalışma hayatı boyunca Koç Holding bünyesinde değişik şirketlerde yöneticilik yapmıştır.  Emekli olduktan sonra Alman Yahudi profesörleri üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra, Afrodisias Kenti kazızlarına destek veren Geyre Vakfı yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.  Ilgim, Afrodisias kenti üzerinde 30 yılı aşkın bir süredir çalışmaktadır. Bunların yanında Koç- Yönder Vakfı yönetim Kurulu başkanlığı, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı mütevelli heyeti üyesi, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Kültür ve Sanat Komisyonu üyesi ve Alzheimer Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı görevlerini yapmaktadır.

** Türkler ve Yahudiler arasındaki ilişkiler çok eski tarihlere dayanmaktadır. 1492 yılında İspanya engizisyonundan kaçan milyonlarca Yahudi, padişah fermanı ile Osmanlı topraklarına sığınmış ve burada 500 yılı aşkın bir süre barış ve güven içinde yaşamıştır.  İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da Naziler tarafından altı milyon Yahudi katledilirken, Behiç Erkin gibi Türk diplomatları kendi hayatları pahasına binlerce Yahudiyi Nazilerden kurtarmıştır. Yine aynı zamanlarda, Behiç Erkin’in yaptıklarına benzer kurtarma çalışmalarını aktif olarak birçok Türk konsolosluğu uygulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti gibi birçok Yahudi vatandaşın huzur içinde yaşadığı bir devlettir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti topraklarında 25,000 Türk Yahudisi vatandaşımız yaşamaktadır.

Source: TurkishNY
{seperator}

The Educational Contribution Of The German-Jewish Professors To Turkey”
TurkishNY, 18.11.2010

By Mark Meirowitz

On Thursday, November 11, 2010, Mesut Ilgim presented a lecture at Congregation Kehilath Jeshurun in Manhattan, New York, entitled “The Educational Contributions of the German-Jewish Professors to Turkey”.

Mr. Ilgim is a highly respected Turkish intellectual and former executive at Koç Holding. He serves on the boards of the Geyre Foundation, an organization dedicated to excavating the ancient city of Aphrodisias; the Koç Yonder Foundation; and the Alzheimer Foundation or Turkey and is a member of the University Board of Regents and the Olympic Committee of Turkey.

In 1933, Albert Einstein wrote a letter to then Turkish President Mustafa Kemal Atatürk offering the assistance of a group of recently expelled German intellectuals in modernizing the higher education system of the newly established Turkish Republic. Dr. Einstein suggested that “the majority of” the professors “possess vast experience, knowledge and scientific merits and could prove very useful when settling in a new country”. Nearly two hundred academics subsequently emigrated to Turkey to work with academic and governmental institutions. The group, most of whom were Jewish, and were fleeing the Nazi regime, became known as the “Heimatlos Professors” (meaning the Professors without a “heimat”, without a home). Many of these professors stayed in the country for the rest of their lives and were instrumental in the educational reforms of the 1930’s. Mesut Ilgim began his research project ten years ago after discovering Dr. Einstein’s letter in the Archives of the Republic of Turkey.

Mark Meirowitz, president of the Mens’ Club of the synagogue, acted as moderator of the program. He noted that like the rescue of the Jews from Spain by Sultan Beyazid II following the expulsion of the Jews from Spain in 1492, and the courageous actions of the Turkish Consuls who saved Jews during the Holocaust (the synagogue had previously shown the film “Desperate Hours” which describes these events, in a program also co-sponsored by the Turkish Cultural Foundation), the Turkish nation and the Jewish people have had a very close relationship. Mr. Ilgim’s lecture shed light on another aspect of this vitally important history.

Mr. Meirowitz acknowledged the presence of a number of dignitaries in the audience, notably, Ayşe üzer, Consul, Turkish Consulate, New York; Nurten Ural, Director of the Detroit Office of the Turkish Cultural Foundation and Honorary Consul General of Turkey in Detroit (who had been instrumental in organizing the event on behalf of co-sponsor, the Turkish Cultural Foundation), Tomris Azeri, Regional Vice President of the Assembly of Turkish American Associations (ATAA), Erhan Atay, Member of Advisory Committee and Vice Chairman of U.S. Relations Committee, Turkish American Business Association (American Chamber of Commerce in Turkey) and Kemalcan Alaeddinoğlu, President of the Istanbul University Alumni Association. Lawrence Kaye, Vice Chairman of the Board of Directors of the American Turkish Society (ATS) and Chair of the ATS Events Committee, made some remarks describing the activities of ATS, which also co-sponsored the event. Mr. Meirowitz also thanked Selen Uçak, Executive Director of ATS and Doğa Kayalar, Program Coordinator of ATS (and their staff), for their tremendous efforts in organizing the event.

Mr. Ilgim in his remarks and a fascinating powerpoint presentation, presented the remarkable story of the professors. He described how they came to Turkey and were able to re-establish their lives with their families after being expelled from Nazi Germany – Turkey was a welcoming haven to them. In the audience, remarkably, was someone whose mother had been taught by one of the “Heimatlos Professors”.

Mr. Ilgim has undertaken the extraordinary effort to try to amass the information regarding this remarkable story of rescue of these professors by the remarkable founder, leader and visionary of the Turkish Republic, Mustafa Kemal Atatürk. Mr. Ilgim is working with various universities to find a repository for this documentation so that what occurred can be preserved. It was noted that the day before the event, November 10th, was the anniversary of the passing of Atatürk.

A vibrant question and answer session followed Mr. Ilgim’s talk. Refreshments were served including delicious baklava. There was a wonderful and collegial atmosphere at the event.

Mr. Ilgim should be commended and acknowledged with deep gratitude for his efforts in bringing to life the story of these professors and their families, and he has assured that this story of rescue by Turkey and Atatürk will never be forgotten.

The American Turkish Society, founded in 1949, is America's oldest not‐for‐profit organization seeking to enhance economic, political, and cultural ties between Turkey and the United States. The Society achieves its mission by bringing together leaders in government, including Prime Ministers, Ministers of State and Ambassadors, as well as business leaders, journalists, and scholars covering a spectrum of fields. It also initiates and sponsors a variety of education and arts & culture programs, providing fellowships, grants, and other opportunities for cultural exchange between the two countries.

The Turkish Cultural Foundation, established in 2000, works to promote and preserve Turkish culture and heritage worldwide through original programs and cooperation with like‐minded organizations. The Foundation achieves its goals by supporting education, particularly in the area of humanities, for disadvantaged students in Turkey; supporting research, documentation and publication in the humanities related to Turkey; supporting the preservation of Turkish cultural heritage abroad; and helping to build cultural bridges between Turkey and other countries to support a better understanding and appreciation of Turkish cultural heritage.

Congregation Kehilath Jeshurun, founded in 1872, is an orthodox synagogue situated on Manhattan's Upper East Side. The synagogue stands firmly for the proposition that it is a part of a larger community: a community not only of the Jewish People and the State of Israel, but also of our fellow New Yorkers, Americans and humankind. The Men's Club of Congregation Kehilath Jeshurun sponsors a dynamic array of year‐round events for the entire community, including lectures, films and cultural activities.

Mark Meirowitz is a business lawyer in Manhattan. He is studying Turkish and is a member of a number of Turkish-American organizations. He is president of the Mens’ Club of Congregation Kehilath Jeshurun, which co-sponsored this event.

Source: TurkishNY
{seperator}

Turkish Scholar Discussed Contributions of Displaced German Jews to Turkish University Reform in 1933
Ann Arbor, 7.11.2010

Ann Arbor, Mich. (November 7, 2010)--*Mr. Mesut Ilgim, a highly respected Turkish researcher and specialist on historical monuments, presented a lecture at Rackham Amphitheater in Ann Arbor followed by a panel discussion regarding the contributions of German Jews to Turkish society following their exile from Central Europe due to Nazi persecution. 

The event was jointly hosted by the Turkish American Cultural Association of Michigan (TACAM), American Jewish Committee (AJC) in Michigan, Turkish Cultural Foundation in Washington, D.C., and the University of Michigan Center for Middle Eastern and North African Studies. Additional sponsor were Temple Beth Emeth of Ann Arbor, Beth Israel Synagogue, Frankel Center for Judaic Studies, Jewish Community Center, Interfaith Council for Peace and Justice and Jewish Federation of Ann Arbor.

In his lecture, Mr. Ilgim discussed the impact of nearly 200 professors and their families - who immigrated to Turkey in response to the Nazi rise to power - who taught the first generation of modern Turkish specialists and helped to create the new secular academic institutions. Mr. Ilgim has researched the subject for more than a decade since his discovery in the archives of the Turkish presidency of a letter sent by Albert Einstein to President Ataturk in 1933 offering the assistance of a group of expelled professors in modernizing/westernizing the newly founded educational, architectural, musical, medical, legal, and scientific initiatives in Turkey.

A panel discussion followed Mr. Ilgim’s lecture with distinguished participants Dr. Rudi Lindner, Professor of Ottoman Studies and Dr. Kader Konuk, Associate Professor of the Department of Germanic Languages and Literatures and Comparative Literature at the University of Michigan.  Dr. Michael Bonner, University of Michigan Chair of the Department of Near Eastern Studies and Professor of Medieval Islamic History moderated the panel discussion.  During the panel discussion Dr. Rudi Lindner and Dr. Kader Konuk provided valuable insight into lives, accomplishments and contributions of heimatlos professors as well as the hardships they faced in adapting to their new home - the newly established Turkish Republic – from early 1930s until early 1950s.

Closing remarks were made by Mickey Katz Pek, TACAM Grassroots Advisor and manager of this event, Feridun Bek, TACAM President and Honorable Fatih Yıldız, the Turkish Consul General to Chicago.  In his remarks Honorable Fatih Yildiz mentioned the **historical ties between Turkish and Jewish communities for a half millennium and added that “hospitality and generosity towards people in needed of help has always been a Turkish tradition and lifestyle”. In his closing remarks Mr. Feridun Bek thanked all the sponsors for their support, emphasized the importance of continued brotherhood between Turks and Jews despite a few technical difficulties in the past and added his wishes to cooperate more in the future in similar events. Before closing the session, Mrs. Katz-Pek, expressed pride in being both an American Jew and in taking her Turkish Citizenship later in her life.

For more information regarding this event, contact Gokhan Ozalp (734) 730-4692.

* Born in 1942 in Turkey, Mr. Ilgim completed his education at the College of Economics and Commerce in Istanbul.  During his career, he held various executive level positions with the Koç Industrial Conglomerate (1968-2001). Upon his retirement, and in addition to his research regarding the “heimatlos” professors, he became intensely involved with several charity and philanthropic organizations including the Geyre Foundation (supporting the extensive Aphrodisias archeological excavations) as Executive Board member.  He has been deeply committed to expanding knowledge in the antique city of Aphrodisias for over 30 years. He is President of the Board of Koç-Yönder Foundation, on the Board of Regents of Yıldız University, a member the Olympic Committee of Turkey Cultural & Arts Committee, and a member of the Board of Regents of the Alzheimer Foundation of Turkey.

**The Turkish and Jewish communities have historically had strong ties.  When the Jewish population was expelled from Spain in 1492, the Turkish Ottoman Empire welcomed them.  While six million Jews were being exterminated by the Nazis in Europe, thousands of them were rescued by Turkish Diplomats such as Behic Erkin.  The thousands of lives saved might well be considered insignificant as compared to millions who died; however, it was very significant to those who were rescued and above all it showed that, as had been the case for more than five centuries, Turks and Jews continued to help each other in times of great crises. Turkish-Jews have significantly contributed to the development of the Turkish Republic.  Currently approximately 25,000 Turkish-Jews live in Turkey.

Source: Ann Arbor.com
{seperator}
Sentetiğin yapamadığı şeyler, Kötü restorasyonların çaresi bulundu.
14.11.2010, Newsweek

Türk bilim tarihi birkaç başarıyla anılabilir. Ama bu "birkaç başarı"nın içine restorasyonun girmediği kesin. Ya da şöyle ifade edeyim. Google'da "yanlış restorasyon" diye aradığınızda 3910 "başarılı restorasyon" diye aradığınızdaysa 719 sonuç çıkıyor karşınıza. Yanlış yazımları, hatalı kodlamaları düşünerek bir ortalama çıkartsak bile oran ortada. Uzun zamandır bu konuda gösterilemeyen gelişmeler de malum. Sizin de içiniz sıkıldıysa o zaman iyi haberlere geçelim. Turkish Cultural Foundation tarafından kurulan Doğal Boya Laboratuarı, Ekim ayında düzenlediği bir konferansla duyurdu bu haberleri. 2009'da kurulan laboratuarın bir yıl içinde katettiği yol takdire şayan. En iyisi baştan almak.

Sir William Henry Perkin'in 1800'lü yıllarda ilk sentetik boyar maddeyi keşfinden sonra yavaş yavaş etrafımızı kuşatan sentetik, kimilerine göre boya sanayisinin temel taşını oluşturdu. Zira ticaret başlamıştı. Şimdiyse her şeyde olduğu gibi kumaşta da özümüze dönmeye çalışıyoruz; yani en doğal olana. Her ne kadar önceleri nostaljik bulduğumuz için eskilerin modasını geri getirmeye çalışsak da Doğal Boya Laboratuarı'nda katedilen yol bunun çok daha ötesinde olduğumuzu gösteriyor. Çalışmaların başında Prof. Recep Karadağ var. Önce doğal boyanın doğru restorasyonda nasıl etkili olduğunu anlatıyor Karadağ. Tutturulamayan renkler ya da zamanla farklılaşan dokuların çoğunun nedeni yanlış boya. Ama bundan öncesi de var. Zira Karadağ önceliği tarihlendirmeye veriyor. Tüm yanlışlar da buradan başlıyor zaten. Yapılması gereken önce materyalin içeriğini keşfetmek. Bu da boyanın yapıldığı bitkilerden yola çıkılması demek. Sonra bu maddelerin neyle çözülüp neyle çözülmeyeceğini, ne tür bir kimyasal işleme tutulabileceğini tespit etmek gerekiyor. Örneğin "İçerik suda çözülüyorsa o zaman aşınmaması için sudan uzak tutulmalı" diyor Karadağ. Böylece nasıl korunacağı da ortaya çıkıyor. İçeriğindeki boyar maddeler de tahlil edildikten sonra renklendirilmesi yapılıyor.

Doğal Boya Laboratuarı 402 doğal boya pigment sayısıyla dünyanın en zengin boya bitkisi laboratuarı olma iddiasında. Bunların birçoğu Anadolu topraklarında geçmişte de kullanılan boya bitkisi çeşitleri. (Bazen dünyanın çeşitli yerlerindeki laboratuarlardan örnekler de alınıyor.) Şimdiye kadar Türk İslam Eserleri Müzesi'nde 700 örnek çalışma yapılmış. Topkapı Müzesi'nden Aya Sofya Müzesi'ndeki kaftanlara ya da el yazması kitapların mürekkep ve cilt analizlerine kadar birçok çalışma tamamlanmış. Harbiye Askeri Müzesi'ndeki sancakların analizlerinde de yine Karadağ ve ekibinin imzası var. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin çalışmalarına imkân sağlayan laboratuardaki sonuçlar üzerinden restorasyonun nasıl olması gerektiği hakkında bilgilendirmeler de yapılıyor. Karadağ Türkiye'de gerçek anlamda iki yüksek okul ve bir bölümün bu işle ilgilenmesinin içler acısı olduğunu söylüyor. Müzelerin de şimdiye kadar çok doğru yöntemler üzerinde çalışmadığını anlatıyor. "Doğru restorasyon için önce onun ne olduğunu anlamanız gerekiyor. Bire bir üretimini yapıp üzerinde denemeleri tamamladıktan sonra da aging'e (yaşlanmaya) tabi tutulmalı."

Yoksa? Bu yol izlenmezse sonucun ne olacağına dair bilgi edinmek için etrafınıza biraz bakmanız yeterli sanırım. Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki el yazmalarının koruyucu bezlerinin renkleri kitaplara geçmiş. Recep Karadağ ve ekibi tamamen ücretsiz olarak kütüphanenin sorununu çözmüş. Harekete geçmeleri için yalnızca ihtiyacı olan müze ya da kütüphanenin talep etmesi yetiyor. Hırka-ı Şerif de bu laboratuarda test edilmiş. Ancak ilk analizler geldiğinde içerikteki hiçbir bitki tutmamış eldekilerle. Ardından Karadağ'ın bir araştırma için gittiği Tunus'tan tesadüf eseri seçerek getirdiği dört çöl bitkisi, Hırka-ı Şerif'in boyasının muhteviyatıyla eşleşmiş.

Boyar madde bitkilerinin kumaşa rengini vermesi için bir miligram kullanılması yetiyor. Isırgan, meşe, kök boya, ıhlamur, ölmez çiçeği ve belki de adını bilmediğimiz yüzlercesi kavanozlarda doğru materyallerle birleşmeyi bekliyor. İçlerinde sadece bitki de yok. Örneğin "koşinil" bir böcek türü. Amerika'dan getirtilen bu özel böceği Karadağ'ın söylediğine göre 2004'te Dünya Sağlık Örgütü kanserojen olmayan renklendirici olarak öneriyor. (Bu yüzden bir piyasa bile oluşmuş ve de fiyatlar son yıllarda epey artmış.) İşte bu noktada kaçınılmaz olarak giyim kuşam giriyor devreye. En az restorasyon kadar önemli bir konu laboratuar için. Zira buradan çıkan boya örneklerinin bir kısmı alt kattaki dokuma tezgâhlarından geçiyor. Osmanlı kumaşlarının yeniden üretimi burada yapılıyor. Her tezgâh aslına uygun düzenlenmiş. Kumaşların aralarına Osmanlı'da olduğu gibi altın sicimleri katılıyor. Yapılan dokumalar hem yapı hem de boya olarak 16. yüzyılın yeniden can bulmuş halleri gibi. Hatta ağırlıkları bile aynı.

Artık birçok sentetik maddenin kanserojen olduğunu biliyoruz ve bu yüzden de doğal boyalar her geçen gün tekstil sanayisinin damarlarındaki seyrini arttırıyor. 1980'lerde geri dönüş yolculuğuna başlayan doğal boyalar o dönemin yalnızca halılarına sirayet etmişti. Oysa şimdi antibakteriyel ve kanserojen olmayan bitkilerden üretilen boyalar (bazen bitkinin özünün de antibakteriyel olmayabileceğini söylüyor Karadağ) gündelik kıyafetlerde de ortaya çıkıyor. Doğal Boya Laboratuarı'nın tekstil sektörünü ne derece etkileyeceğini bilemiyorum. Ama gidişata bakılırsa bundan böyle Türkiye kötü restorasyonla anılmayacak, en azından eskisi kadar.

Source: Newsweek Sayı: 108

{seperator}
12th New York Turkish films festival begins
Worldbulletin, 04.12.2010

Ten Turkish films as well as two documentaries and eight short films will be shown during this year's festival.

The 12th New York Turkish Films Festival has begun.

During the opening of the festival organized by the American Turkish Society (ATS) and the "Moon and Stars Project" with the support of the Turkish Cultural Foundation, "10 to 11" by Pelin Esmer was screened at the School of Visual Art (SVA).

Ten Turkish films as well as two documentaries and eight short films will be shown during this year's festival.

The films include "10 To 11" by Pelin Esmer, "On the Way to School" by Orhan Eskikoy and Ozgur Dogan, "Vavien" by Yagmur and Drul Taylan, "Envy" by Zeki Demirkubuz, "Bornova Bornova" by Inan Temelkuran, "The Children of Diyarbakir" by Miraz Bezar, "Voice" by Umut Unal, "The Herd" by Yilmaz Guney, "Love in Another Language" by Ilksen Basarir, "Absurdistan" by Veit Helmer, "Cosmos" by Reha Erdem, and "Tulay German: Years of Fire and Cinders" by Didem Pekun.

Source: Worldbulletin
{seperator}

Amerikalı Sinema Severlerden Türk Film Festivaline Yoğun İlgi
TurkishNY, 04.12.2010

 

Merkezi New York'ta bulunan "Amerikan Türk Cemiyeti" (American Turkish Society-ATS) ve "Moon and Stars Project" tarafından, "Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) katkısıyla düzenlenen festivaldeki filmler, bu yıl 3-5 ve 10-12 Aralık tarihlerinde School of Visual Art (SVA) film salonunda izlenecek.

Yönetmen Pelin Aytemiz'in 2009 yapımı ödüllü "Unutma" adlı kısa filmi, ardından yönetmen Pelin Esmer'in yine 2009 yapımı "11'e 10 Kala" adlı pekçok ödül alan filmiyle başlayan festivalin açılışı dolayısıyla, SVA film salonunda resepsiyon düzenlendi.

Gösterim öncesi açılış konuşmasını yapan ATS Direktörü Selen Uçak, 12. New York Film Festivalini "Moon and Stars Project" ile birlikte düzenlemekten büyük heyecan duyduklarını belirtti. Uçak festivalin tüm sponsorlarına ve kendilerine destek verenlere teşekkür etti.

"Moon and Stars Project"in Başkanı Kaan Nazlı da yaptığı konuşmada, festivalin son derece zengin içerikli olduğunu söyledi. Festivalin açılışına "İki Dil Bir Bavul" filminin yönetmenleri Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan'ın katıldığını kaydeden Nazlı, iki yönetmenin pazar günü ATS'de düzenlenecek "belgesel yönetmenliği" konulu bir seminer vereceklerini bildirdi.

"Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) kendilerine cömert bağışta bulunduğunu, New York Kültür ve Tanıtma Ataşeliği ile New York kenti kültür ve sanat kurumlarının da festivale destek verdiklerini belirten Nazlı, tüm destekçilerine ve sponsorlarına teşekkür etti.

 FESTİVAL DİREKTÖRÜ

Moon and Stars Project'in Film Festivali Direktörü Ayça User AA'ya yaptığı açıklamada, 12 yıldır düzenledikleri New York Türk Film Festivalinin son 4 yıldır organizatörlüğünü yaptığını, New York'a her zaman kaliteli Türk filmleri getirmeyi hedeflediklerini anlattı.

Amerikali sinemaseverlerin festivale ilgisinin son 2-3 yıldır epey arttığını, son dönemde festivali izlemeye gelenlerin yaklaşık yarısının Amerikalılar olduğunu ifade eden User, New York'ta düzenlenen Tribeca film festivalinde son dönemde pekçok Türk filminin yeraldığını, New York Modern Sanatlar Müzesinde (MoMa) Ferzan Özpetek'in filmlerinin gösterildiğini, böylece New Yorklular'ın da giderek Türk film ve sanatını daha fazla tanımaya başladıklarını vurguladı.

New York'ta yaşayan Türk sinemaseverlerin de festivale her zaman büyük ilgi gösterdiğini ve Türk sinemasını ABD'de tanıttıkları için kendilerine teşekkür ettiklerini söyleyen User, New York Türk Film Festivalinde, bağımsız filmlere, yeni yükselen yönetmenlere daha çok önem verdiklerini kaydetti. User, Türk Kültür Vakfından aldıkları fon sayesinde 12. New York Film Festivalinde yeralan filmlerin, Madison Türk Öğrenci Derneği, Milwaukee Türk Amerikan Derneği, Washington Eyaleti Türk Amerikan Kültür Derneği ve Cornell Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği tarafından da gösterilebildiğini bildirdi.

YÖNETMENLER

Festivalde bugün gösterilecek 2008 yapımı ödüllü "İki Dil Bir Bavul" adlı filmin yönetmenleri Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan da AA muhabirine yaptıkları açıklamada, filmlerinin ilk kez New York'ta gösterilecek olmasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade ettiler.

Eskiköy, filmlerinin Türkiye'de yaklaşık 100 bin kişi tarafından izlendiğini belirterek "Filme en önemli tepki, Kürt sorununun gerçek anlamda tartışıldığı 2009 mayısından itibaren filmin bir referans noktası haline gelmiş olması" diye konuştu.

Yönetmen arkadaşı Özgür Doğan'la 10 yıldır beraber çalıştıklarını, 7 film çektiklerini, Türkiye'deki sosyal ve politik meselelerle ilgili kendi düşüncelerini ortaya koyduklarını söyleyen Eskiköy, ilk uzun metrajlı filmlerinin "İki Dil Bir Bavul" olduğunu kaydetti. Eskiköy, filmin hikayesinin, öğretmenlik yapan bir arkadaşlarının Bingöl'de başından geçen gerçek bir olaya dayandığını söyledi. Özgür Doğan da ilk kez ABD'ye geldiklerini, heyecan duyduklarını, filme tepkileri gösterimin ardından göreceklerini belirtti.

FESTİVALDEKİ FİLMLER

New York'ta 12 yıldır 300'ü aşkın klasik ve çağdaş dönem uzun metraj, belgesel ve kısa filmi gösterime sokarak 8 binin üzerinde New York seyircisine Türkiye sinemasını tanıtan festivalin, bu yılki programında 10 uzun metrajlı, 2 belgesel ve 9 kısa film yeralıyor.

 Festivalde "11'e 10 Kala", "Kosmos", "Başka Dilde Aşk", "İki Dil Bir Bavul", "Absürdistan", "Bahar", "Bornova Bornova", "Chiennes D'Historie", "Fotojeni", "Güven Bana", "Min Dit", "Mutlu Bir Pazar Gününde Islak Borular", "Kıskanmak", "Ses", "Sürü", "Tülay German: Kor ve Ateş Yılları", "Unutma", "Üçte Bir", "Vavien", "Yüksek İhtimal" ve "Zu Vermieten" adlı filmler gösterilecek.

Ayrıca festival kapsamında bu yıl ilk kez hem New York'taki sinema öğrencilerine, hem de sinema çalışanlarına yönelik seminerler verilecek. Bu kapsamda "İki Dil Bir Bavul" filminin yönetmenleri Eskiköy ve Doğan'ın "belgesel yönetmenliği", "Kosmos" filminin başrol oyuncusu Sermet Yeşil'in "sinema oyunculuğu", "Başka Dilde Aşk" filminin yönetmeni İlksen Başarır ile senaristi ve oyuncusu Mert Fırat'ın "senaryo yazarlığı", "Bornova Bornova" filminin yönetmeni İnan Temelkuran'ın da "yönetmenlik" üzerine çalışma atölyeleri düzenleyecekleri bildirildi.

Source: TurkishNY

{seperator}

12. New York Türk Film Festivali başladı
Star, 04.12.2010

ABD'de düzenlenen 12. New York Türk Film Festivali, kısa film "Unutma" ve ardından gösterilen uzun metrajlı "11'e 10 Kala" adlı filmin gösterimleriyle başladı.

Merkezi New York'ta bulunan "Amerikan Türk Cemiyeti" (American Turkish Society-ATS) ve "Moon and Stars Project" tarafından, "Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) katkısıyla düzenlenen festivaldeki filmler, bu yıl 3-5 ve 10-12 Aralık tarihlerinde School of Visual Art (SVA) film salonunda izlenecek.

Yönetmen Pelin Aytemiz'in 2009 yapımı ödüllü "Unutma" adlı kısa filmi, ardından yönetmen Pelin Esmer'in yine 2009 yapımı "11'e 10 Kala" adlı pekçok ödül alan filmiyle başlayan festivalin açılışı dolayısıyla, SVA film salonunda resepsiyon düzenlendi.

Gösterim öncesi açılış konuşmasını yapan ATS Direktörü Selen Uçak, 12. New York Film Festivalini "Moon and Stars Project" ile birlikte düzenlemekten büyük heyecan duyduklarını belirtti. Uçak festivalin tüm sponsorlarına ve kendilerine destek verenlere teşekkür etti.

"Moon and Stars Project"in Başkanı Kaan Nazlı da yaptığı konuşmada, festivalin son derece zengin içerikli olduğunu söyledi. Festivalin açılışına "İki Dil Bir Bavul" filminin yönetmenleri Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan'ın katıldığını kaydeden Nazlı, iki yönetmenin pazar günü ATS'de düzenlenecek "belgesel yönetmenliği" konulu bir seminer vereceklerini bildirdi.

"Türk Kültür Vakfı'nın (Turkish Cultural Foundation) kendilerine cömert bağışta bulunduğunu, New York Kültür ve Tanıtma Ataşeliği ile New York kenti kültür ve sanat kurumlarının da festivale destek verdiklerini belirten Nazlı, tüm destekçilerine ve sponsorlarına teşekkür etti.

FESTİVAL DİREKTÖRÜ

Moon and Stars Project'in Film Festivali Direktörü Ayça User AA'ya yaptığı açıklamada, 12 yıldır düzenledikleri New York Türk Film Festivalinin son 4 yıldır organizatörlüğünü yaptığını, New York'a her zaman kaliteli Türk filmleri getirmeyi hedeflediklerini anlattı.

Amerikali sinemaseverlerin festivale ilgisinin son 2-3 yıldır epey arttığını, son dönemde festivali izlemeye gelenlerin yaklaşık yarısının Amerikalılar olduğunu ifade eden User, New York'ta düzenlenen Tribeca film festivalinde son dönemde pekçok Türk filminin yeraldığını, New York Modern Sanatlar Müzesinde (MoMa) Ferzan Özpetek'in filmlerinin gösterildiğini, böylece New Yorklular'ın da giderek Türk film ve sanatını daha fazla tanımaya başladıklarını vurguladı.

New York'ta yaşayan Türk sinemaseverlerin de festivale her zaman büyük ilgi gösterdiğini ve Türk sinemasını ABD'de tanıttıkları için kendilerine teşekkür ettiklerini söyleyen User, New York Türk Film Festivalinde, bağımsız filmlere, yeni yükselen yönetmenlere daha çok önem verdiklerini kaydetti. User, Türk Kültür Vakfından aldıkları fon sayesinde 12. New York Film Festivalinde yeralan filmlerin, Madison Türk Öğrenci Derneği, Milwaukee Türk Amerikan Derneği, Washington Eyaleti Türk Amerikan Kültür Derneği ve Cornell Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği tarafından da gösterilebildiğini bildirdi.

YÖNETMENLER

Festivalde bugün gösterilecek 2008 yapımı ödüllü "İki Dil Bir Bavul" adlı filmin yönetmenleri Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan da AA muhabirine yaptıkları açıklamada, filmlerinin ilk kez New York'ta gösterilecek olmasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade ettiler.

Eskiköy, filmlerinin Türkiye'de yaklaşık 100 bin kişi tarafından izlendiğini belirterek "Filme en önemli tepki, Kürt sorununun gerçek anlamda tartışıldığı 2009 mayısından itibaren filmin bir referans noktası haline gelmiş olması" diye konuştu.

Yönetmen arkadaşı Özgür Doğan'la 10 yıldır beraber çalıştıklarını, 7 film çektiklerini, Türkiye'deki sosyal ve politik meselelerle ilgili kendi düşüncelerini ortaya koyduklarını söyleyen Eskiköy, ilk uzun metrajlı filmlerinin "İki Dil Bir Bavul" olduğunu kaydetti. Eskiköy, filmin hikayesinin, öğretmenlik yapan bir arkadaşlarının Bingöl'de başından geçen gerçek bir olaya dayandığını söyledi. Özgür Doğan da ilk kez ABD'ye geldiklerini, heyecan duyduklarını, filme tepkileri gösterimin ardından göreceklerini belirtti.

FESTİVALDEKİ FİLMLER

New York'ta 12 yıldır 300'ü aşkın klasik ve çağdaş dönem uzun metraj, belgesel ve kısa filmi gösterime sokarak 8 binin üzerinde New York seyircisine Türkiye sinemasını tanıtan festivalin, bu yılki programında 10 uzun metrajlı, 2 belgesel ve 9 kısa film yeralıyor.

Festivalde "11'e 10 Kala", "Kosmos", "Başka Dilde Aşk", "İki Dil Bir Bavul", "Absürdistan", "Bahar", "Bornova Bornova", "Chiennes D'Historie", "Fotojeni", "Güven Bana", "Min Dit", "Mutlu Bir Pazar Gününde Islak Borular", "Kıskanmak", "Ses", "Sürü", "Tülay German: Kor ve Ateş Yılları", "Unutma", "Üçte Bir", "Vavien", "Yüksek İhtimal" ve "Zu Vermieten" adlı filmler gösterilecek.

Ayrıca festival kapsamında bu yıl ilk kez hem New York'taki sinema öğrencilerine, hem de sinema çalışanlarına yönelik seminerler verilecek. Bu kapsamda "İki Dil Bir Bavul" filminin yönetmenleri Eskiköy ve Doğan'ın "belgesel yönetmenliği", "Kosmos" filminin başrol oyuncusu Sermet Yeşil'in "sinema oyunculuğu", "Başka Dilde Aşk" filminin yönetmeni İlksen Başarır ile senaristi ve oyuncusu Mert Fırat'ın "senaryo yazarlığı", "Bornova Bornova" filminin yönetmeni İnan Temelkuran'ın da "yönetmenlik" üzerine çalışma atölyeleri düzenleyecekleri bildirildi.

Source: Star
{seperator}
New York'ta BM Merkezi'nde Atatürk Sempozyumu Düzenlendi
TurkishNY, 08.12.2010

New York'ta BM merkezinde ''Atatürk:Bir Ulusun Lideri'' adlı sempozyum düzenlendi.

Sempozyumda modern ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, yabancı akademisyenlerin gözüyle BM'de anlatıldı. İlki bir yıl önce yine BM'de Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği himayesinde düzenlenen sempozyum, İstanbul Üniversitesi Mezunları Derneği Amerika Şubesi (İÜMEZUSA) ve Genç Türkler (Young Turks) dernekleri tarafından organize edildi. İÜMEZUSA'in bir önceki başkanı Mehveş Sönmez'in direktörlüğünü ve açılışını yaptığı sempozyumun sponsorluğunu Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA), Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation), Fenerbahçe USA dernekleri ile Tulumba.com üstlendi.

Utah Üniversitesi Siyaset Bilimleri Bölümünde Profesör Umut Uzer'in moderatörlüğünü yaptığı sempozyuma konuşmacı olarak Princeton Üniversitesinden Atatürk hakkındaki çalışmalarıyla ünlü Profesör Heath Lowry, Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi ve ABD'nin Afganistan eski büyükelçisi Robert Finn ile Atatürk üzerine araştırmalar yapan Profesör Arnold Reisman katıldı.

Mehveş Sönmez, konuşmasında, geçen yıl düzenledikleri sempozyumun son derece başarılı geçtiğini belirterek, bu yıl da aynı başarıyı yakalamak istediklerini söyledi ve kendilerine destek veren tüm kuruluşlara teşekkür etti.

Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan da sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk'ün ''Türkler'in babası'' olduğunu, akademisyenlerin de belirttiği gibi, ''Atatürk olmasaydı Türk devletinin bugün dünyada olamayacağını'' söyledi. Türk halkı için Atatürk'ün bağımsızlığı, ulusal birliği ve modernliği temsil ettiğini vurgulayan Apakan, kendi döneminin çok ilerisinde olan Atatürk'ün, dış politikadaki ''yurtta barış, dünyada barış'' anlayışının da BM'nin idealleriyle ve hedefleriyle son derece uyumlu olduğunu ifade etti.

Sempozyumun moderatörlüğünü yapan Profesör Uzer de dileğinin, BM'de ikinci kez düzenledikleri sempozyumun bundan sonra geleneksel hale gelmesi olduğunu söyledi. Atatürk Sempozyumunu BM'de düzenlemenin son derece uygun olduğunu vurgulayan Uzer, Atatürk'ün barış, insan ve kadın hakları konusundaki düşünceleriyle reformlarının BM'nin idealleriyle aynı paralelde olduğunu kaydetti.

LATİN ALFABESİNİN GETİRDİKLERİ

 Profesör Arnold Reisman, Atatürk'ün Arap alfabesinin bırakılıp Latin alfabesine geçilmesini nasıl sağladığını ve bu değişikliğin Türkiye'de okuma-yazma oranının artmasında, eğitim sisteminde laik ve çağdaş yapıya geçilmesinde, edebiyatta ve bilimde getirdiği büyük ilerlemeleri anlatan bir konuşma yaptı.
 New York Times gazetesinin Türkiye'de 1928 yılında Latin Alfabesine geçildiği zaman haberi "dünyada ilk kez bir ülke kendi alfabesini bırakıp Latin alfabesine geçti" başlığıyla duyurduğunu söyleyen Reisman, 1923 yılında okuma yazma oranının yüzde 9 olduğu Türkiye'de, bu oranın Latin Alfabesine geçilmesinden sonra arttığını, 1945'de yüzde 30'a çıktığını, Türk çocuklarının okuma ve yazmayı Latin Alfabesiyle Arapça alfabeye göre çok daha kısa bir sürede öğrendiklerini vurguladı.

Atatürk'ün Latin Alfabesine geçişi ve diğer reformlarının İran Şahı Pehlevi'yi son derece etkilediğini, ancak Şah'ın benzer reformları ülkesinde gerçekleştiremediğinin altını çizen Reisman, Atatürk'ün bilim kitaplarının Türkçe yazılmasını istediğini, o dönemde Almanya'dan pek çok akademisyeni Türkiye'ye davet ettiğini ve Türkçe bilim dilinin onun liderliğinde yaratıldığını anlattı. Reisman, edebiyatta da pek çok klasik eserin o dönemde Türkçe'ye çevrildiğini vurguladı.

''TÜRKİYE'DE ABD'DEKİNDEN DAHA FAZLA KADIN ÖĞRETİM ÜYESİ VAR''

 Atatürk'ün bu ileri görüşlülüğünün ve reformlarının bugünkü modern Türkiye'nin temellerini attığını anlatan Reisman, Türkiye'ye üniversitelerde ders vermeye gittiğinde, ABD'dekinden çok daha fazla sayıda kadın öğretim üyesi ve kadın üniversite yöneticisi gördüğünü de sözlerine ekledi.

Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi, ABD'nin Afganistan eski büyükelçisi Robert Finn de Atatürk'ün dünya görüşünü anlattığı konuşmasında, Atatürk'ün Türkler'in büyük lideri olduğunu belirterek Atatürk'ün sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada örnek bir lider olduğunu vurguladı. Atatürk'ün bağımsızlık, çağdaş medeniyet ve modern ulus devletine dayalı fikirlerinin özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük etki yarattığına işaret eden Finn, Atatürk'ün dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı liderlerinden biri olduğunu söyledi.

ATATÜRK'LE RÖPORTAJ YAPAN AMERİKALI GAZETECİ

Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Heath Lowry de, Atatürk'le röportaj yapan Amerikalı gazeteci Clarence K. Streit'ın, Ocak 1921'de Samsun'dan Ankara'ya yaptığı yolculuğun hikayesini ve Atatürk'le buluşmasını, bu seyahatta çektiği fotoğraflarla bir sunum eşliğinde anlattı. Streit'ın Amerikan gemisi Barker ile Samsun'a çıktığını söyleyen Lowry, Amerikalı gazetecinin bu seyahat sırasında geçtiği Merzifon, Yozgat, Çorum gibi şehirlerde yaşadığı hikayeleri katılımcılarla paylaştı.

Lowry, Streit'ın Ankara'ya varışı ve kaldığı otel Taşhan hakkında detaylı bilgi verirken, Streit'in Atatürk'le konutunda buluştuğunu belirtti. Streit'ın röportaj sırasında çektiği Ulu Önder'in 2 portre fotoğrafını da izleyicilere gösteren Lowry sözlerini şöyle sürdürdü:

''Streit Atatürk'le görüşmesiyle ilgili izlenimlerini yazarken, Mustafa Kemal Paşa'nın hem entelektüel hem savaşçı, aynı zamanda hayalleri olan biri olduğunu belirtmiş. Atatürk'ün konutunun çok şık dizayn edildiği, çok fazla kitap olduğunu, röportajı Fransızca yaptıklarını, Atatürk'ün Fransızcasının çok akıcı olduğunu yazmış.''

KİTABI 19 MAYIS'TA YAYIMLANACAK

Streit ile 1983'te ölümünden 3 yıl önce bir görüşme yaptıklarını kaydeden Lowry, ''Aralarında fotoğraflar ve yazılar olan bazı dökümanları bana vermişti. Daha sonra ailesinden diğer dokümanları da aldık. Şimdi Streit'ın anılarından oluşan bir kitap hazırladım. 200'e yakın fotoğraf vardı elimde. Bu fotoğrafların 120'ye yakınını kitapta kullandım. Kitaba son şeklini vermek üzereyiz. Yayın tarihi olarak da 19 Mayıs 2011'i belirledik'' diye konuştu.

 Lowry, kitap için çok zaman harcadığını, özellikle fotoğrafların seçimi ve işlenmesi aşamasının çok uzun sürdüğünü, fotoğraflar üzerinde çalışmaların halen devam ettiğini de kaydetti.

Source: TurkishNY
{seperator}
15. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali
CNNTürk, 13.12.2010

ABD'de 15. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen kısa film ve belgesel yarışmasının sonuçları açıklandı. Yarışmada "En İyi Kısa Film Ödülünü" yönetmen İ. Serhat Karaaslan'ın "Bisiklet" filmi, "En İyi Belgesel Ödülünü" de yönetmenliğini Bingöl Elmas'ın yaptığı "Pippa'ya Mektubum" aldı.

Seyirci Ödüllerini de kısa film dalında yine "Bisiklet" filmi alırken, belgesel dalında ödülü Haydar Demirtaş'ın "Babam Tarih Yapıyor" adlı filmi kazandı.

Yarışmada bu yıl özel mansiyonlar da verildi. Kısa film dalında Tan Akınsal'ın "Aynur", Erol Mintaş'ın "Kar", Serhat Fürtuna'nın "Klişe", Cenk Ertürk'ün "Nahoş Bir Mevzu", Seyid Çolak'ın "Oyun" filmi,belgesel dalında ise Gülseren Suzan ve Jochen Menzel'in "Anatolian Blues- In Memoriam Aşık Veysel", Savaş Karakaş'ın "Kocaoğlan'ı Kurtarmak", Saliha Kuşcan ve Güzin Göğüş'ün "Melek Ağacı: Sakız", Öykü Yağcı'nın "Sözcüklerin Ötesinde" ve Rodi Yüzbaşı'nın "Umut" adlı filmleri mansiyon aldı.

Festivalin kurucusu ve direktörü Erkut Gömülü yaptığı açıklamada, belgesel ve kısa film yarışmasının genç Türk sinemacılarının ABD'ye açılan bir penceresi olduğunu ve yarışmaya katılan filmleri, hem yarışma jürisinin, hem de seyircilerin, gerek kalite, gerekse konu zenginliği açısından çok başarılı bulduklarını belirtti.

Yarışmaya son yıllarda katılan filmlerin sayısında ciddi bir artış olduğunu kaydeden Gömülü, tüm genç yönetmenleri ve yapımcıları, 2011 yılında yapılacak 16. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali Belgesel ve Kısa Film Yarışmasına katılmaya çağırdı. Yarışma başvurularının 15 Şubat 2011'de başlayacağı bildirildi.

Yarışma jürisinde Harvard Film Arşivi Başkanı Haden Guest, Boston Phoenix gazetesinin film eleştirmeni Peter Keough, Boston Güzel Sanatlar Müzesi Film Programı Küratörü Carter Long yeraldı.

ABD'de 1996'dan bu yana her yıl düzenlenen Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali, "Anadolu'nun Renkleri" temalı festival programı kapsamında sergiler, konserler, film yarışması, Türk yemeklerinin tanıtımı gibi geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Boston Türk Festivali, Kuzey Amerika'daki bir ayı aşan ilk Türk kültür ve sanat festivali olma niteliğini de taşıyor. Festivalin ana sponsorları arasında Türk Kültür Vakfı (Turkish Cultural Foundation), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türk Hava Yolları bulunuyor.

Source: CnnTürk
{seperator}
125